Emine Erdoğan: Sof Kumaşı Evrensel Bir Miras
Emine Erdoğan, Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde açılan “Anadoludakiler: Sof’un Zamansız Yolculuğu” sergisinde yaptığı konuşmada, Sof kumaşının geçmişten gelen derin anlamını ve kültürel değerini bir kez daha gündeme taşıdı.
Konuşmasında, Sof kumaşını Ankara’nın toprağına ve taşına sinmiş bir hafıza olarak tanımlayan Erdoğan, bu kumaşın asırlara yayılmış bir kültür birikiminin somut örneği olduğunu belirtti. Unutulmaya yüz tutmuş bu el sanatını yeniden hayata döndürmek için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ankara Valiliği ve yerel tasarım merkezlerinin iş birliğiyle yürütülen çalışmaları takdir etti.
Erdoğan, bu girişimlerin müze vitrinlerinin ötesine geçerek usta ellerde yeniden dokuma geleneğini canlandırdığını söyledi ve “medeniyetimizin ruhunu” korumak adına yapılmış bir vefa hareketi olarak nitelendirdi. Özellikle “sof dokuma usta öğreticisi” unvanı kazanan kadınların projedeki katkılarını övgüyle andı.
Tarihi kaynaklar üzerinden verdiği örneklerde, Sof kumaşının 17. yüzyılda Ankara’yı ziyaret eden seyyahların anlatılarında nasıl öne çıktığını da paylaştı. Polonyalı bir gezginin “iyi cins Sof dünyanın her tarafına buradan dağılır” ifadesine ve Evliya Çelebi’nin “dünyada benzerini üretemedik” sözlerine atıfta bulundu.
Erdoğan, kumaşın sadece yerel bir zanaat değil, aynı zamanda global bir kültürel değer olduğunu vurguladı. Desenlerindeki incelik ve dokumasındaki ustalık sayesinde Sof kumaşının 16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa’nın seçkin çevrelerinde rağbet gördüğünü, İngiltere, Hollanda ve Fransa’da bile tanındığını söyledi.
Kumaşın teknik özelliklerine de değinen Erdoğan, Sof’un hem estetik hem de fonksiyonel avantajlara sahip olduğuna dikkat çekti: ipeksi yapısı, yıl boyunca değişmeyen konforu — yazın serin, kışın sıcak tutması — neme dayanıklılığı ve kırışmamasının, onu nadide ve sürdürülebilir bir tekstil malzemesi haline getirdiğini belirtti.
Bu bağlamda, İz Ankara Tasarım ve El Sanatları Merkezi’nde sof kumaşından şal, fular, erkek atkısı gibi modern ürünlerin üretildiğini; ayrıca dantel, iğne oyası, keçe gibi geleneksel el sanatlarının sofla bir araya getirildiğini de aktardı.
Erdoğan için bu çaba, yalnızca geçmişi korumak değil; kültürel mirası gelecek kuşaklara taşımak adına stratejik bir misyon. Genç tasarımcıların ve geleneksel sanatlarla ilgilenenlerin bu mirasa sahip çıkmasının önemine dikkat çekti ve Anadolu’daki el sanatlarının “yaşayan bir miras” olarak yeniden yorumlanmasını temenni etti.
Emine Erdoğan’ın açıklamaları, Sof kumaşının hem zanaat değerinin hem de kültürel hafızadaki yerinin altını çiziyor. Bu nadir kumaşın, geleneksel dokuma teknikleriyle yeniden hayat bulması, Türkiye’nin otantik tekstil mirasını evrensel platformda yeniden görünür kılma çabalarının somut bir yansıması olarak öne çıkıyor.
