1. “NATO Üyesiyiz Ama İleri Karakol Değiliz”
Ankara’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesi öncesinde Türkiye’nin ittifak içindeki konumunu ve bağımsızlık çizgisini net bir şekilde tarif eden Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye bir NATO üyesidir ancak NATO’nun ileri karakolu değildir. Avrupa’nın güvenliğinde son derece önemli bir aktördür fakat Avrupa’nın kapısında bekletilecek bir ülke de değildir. ABD ile müttefiklik ilişkisi yürütür ancak hiçbir büyük gücün stratejik taşeronu olmaz. Türkiye, Rusya ile de Çin ile de konuşur fakat hiçbir gücün yörüngesine giremez.”
2. “Günübirlik Pazarlık Değil, Cumhuriyetçi Devlet Aklı”
Dış politikada iç siyasete yönelik gösterilerden ve günübirlik hamlelerden kaçınılması gerektiğini vurgulayan CHP Lideri, Türkiye’nin yeni dönemde cepheleşmelerin bir parçası olmak yerine denge kuran ve güven üreten bir “stratejik merkez ülke” rolü üstlenmesi gerektiğini savundu:
-
Uzun Vadeli Vizyon: “Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, günübirlik pazarlık değil, uzun vadeli stratejik vizyondur. İç politikaya dönük gösteri değil, dış politikada kurumsal sürekliliktir.”
-
Cumhuriyetçi Stratejik Özerklik: CHP olarak müttefiklik hukukunu da komşularla ilişkileri de Cumhuriyet’in bağımsızlık çizgisi içinde ele aldıklarını belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi ne yalnızlığa ne de maceralara sürükleyeceklerini ifade etti.
3. NATO’ya Güvenlik Uyarısı: “Güvenlik Sadece Baltıklar’dan İbaret Değil”
Ankara’daki zirvede Türkiye’nin ittifaka kurucu ve hatırlatıcı bir dille hitap etmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Güvenlik bölünemez” ilkesine dikkat çekti. NATO’nun küresel güvenlik mimarisini sadece Baltıklar ve Doğu Avrupa sınırlarından ibaret görmemesi gerektiğini söyleyerek Türkiye’nin öncelikli tehdit ve risk alanlarını sıraladı:
“Suriye, Irak, İran, Doğu Akdeniz, Kafkasya, terör örgütleri, göç, enerji hatları, gıda güvenliği, su güvenliği ve devlet dışı silahlı aktörler de bu güvenlik mimarisinin doğrudan birer parçasıdır. Türkiye bu masaya kimseden onay almak için değil; tarihsel hakkı, stratejik ağırlığı ve Cumhuriyet’in bağımsızlık iradesiyle oturmaktadır.”
