İstanbul’da toplanan Gazze Mahkemesi Vicdan Jürisi, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki eylemlerini “soykırım” olarak nitelendirdi. Kararda, hukukun sustuğu yerde vicdanın devreye girmesi gerektiği vurgulandı.
İstanbul Üniversitesi Prof. Dr. Cemil Bilsel Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantıda, eski BM Filistin Özel Raportörü Prof. Dr. Richard Falk başkanlığında toplanan Gazze Mahkemesi Vicdan Jürisi, İsrail’in Gazze Şeridi’nde gerçekleştirdiği eylemleri “soykırım” olarak değerlendirdi.
Jüri, kararında İsrail’in uygulamalarını siyonizmin üstünlükçü ideolojisine dayalı, apartheid niteliği taşıyan sistem içinde yürütülen eylemler olarak nitelendirirken, Filistin halkına yönelik ihlallerin insani felaket boyutunda olduğu vurgulandı.
“Hukuk güç tarafından susturulduğunda vicdan, nihai karar merci haline gelmelidir.”
ifadelerine yer verilen açıklamada, mahkemenin herhangi bir kişi, kuruluş veya devleti yargılama yetkisi bulunmadığı, kararın sivil toplum tepkisi niteliği taşıdığı kaydedildi.
Soykırımın belgelenmesi ve kamuoyu oluşturulması önemi
Mahkeme açıklamasında, soykırımın adının konulmasının ve belgelenmesinin önemine dikkat çekildi. Kararda, cezasızlığın devamının dünya genelinde şiddeti beslediği, bu nedenle sivil toplumun sesini yükseltmesinin zorunlu olduğu vurgulandı.
Jüri üyeleri, uluslararası hukuk, insan hakları sözleşmeleri, Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü ve doğal adalet ilkeleri çerçevesinde bulgularını sunarken, Filistinlilerin yaşadığı fiziksel ve ruhsal zararlar, tanıklıklar ve detaylı kanıtlarla desteklendiği belirtildi.
Uluslararası vicdan ve dayanışma mesajı
Vicdan Jürisi, kararında Filistin halkının yanında olduklarını, devletlerin ve uluslararası aktörlerin sorumluluklarını yerine getirmekte yetersiz kaldığını vurguladı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“İsrail ve müttefiklerinin güvenlik söylemi, Filistin halkının çektiği acıları maskeleyemez. Bu, kasıtlı olarak işlenmiş en ağır suçlardan biridir.”
Açıklamada ayrıca, Saraybosna Deklarasyonu’nun kabul edildiği belirtilerek, jürinin sonuç bildirgesinin insan hayatının eşit değerde olduğu ve hiçbir devletin bir halkı yok etme hakkına sahip olmadığı inancına dayandığı ifade edildi.
