Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İran’dan ABD ve İsrail’e Sert Rest: “Bir Cephede İhlal Tüm Cephelerde İhlal Demektir!”

Orta Doğu’da sular durulmuyor. İran Dışişleri Bakanlığı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in bölgedeki askeri faaliyetlerine yönelik zehir zemberek bir yazılı açıklama yayımladı. Yapılan resmi açıklamada, 8 Nisan’da yürürlüğe giren ve bölgedeki tansiyonu düşürmesi beklenen ateşkes anlaşmasının hem Washington hem de Tel Aviv yönetimi tarafından defalarca çiğnendiği vurgulandı.

Orta Doğu’da sular durulmuyor. İran Dışişleri Bakanlığı, Amerika Birleşik Devletleri

 Tahran, yaşanan ihlaller karşısında askeri ve diplomatik olarak geri adım atmayacağının sinyalini net bir dille verdi: “Bir cephede ihlal, tüm cephelerde ihlal demektir!”

Ateşkes Anlaşması Çöküyor mu? İran’dan ABD’ye Doğrudan Suçlama

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından paylaşılan bildiride, nisan ayında devreye giren ateşkesin yalnızca belirli bölgeleri değil, Lübnan dahil tüm cepheleri kapsayan küresel bir uzlaşı olduğuna dikkat çekildi. Ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından tarafların taahhütlerine uymadığı belirtildi.

Bakanlık, özellikle ABD’nin bölgedeki müdahaleci politikalarını sert bir dille eleştirerek şu ifadelere yer verdi:

“Ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden sonra da ihlallerin sürdüğü açıkça görülmektedir. ABD’nin İran’a ait ticari gemileri hedef alan saldırıları dahil olmak üzere, anlaşmayı defalarca sabote ettiği yadsınamaz bir gerçektir.”

“İsrail, Lübnan’ın Egemenliğini ve Toprak Bütünlüğünü Yok Saydı”

Açıklamanın hedefindeki bir diğer aktör ise Tel Aviv yönetimi oldu. İsrail ordusunun Lübnan topraklarına yönelik gerçekleştirdiği operasyonların uluslararası hukuka ve ateşkes şartlarına tamamen aykırı olduğunu belirten Tahran, saldırıların insani bilançosuna da dikkat çekti.

İsrail’in saldırgan tutumunun bölgeyi büyük bir kaosun eşiğine getirdiği vurgulanan açıklamada, Lübnan’daki yıkım şu sözlerle özetlendi:

“Siyonist rejim Lübnan’ın toprak bütünlüğünü ve ulusal egemenliğini ayaklar altına almıştır. Bu hukuksuz saldırılar neticesinde binlerce Lübnan vatandaşı şehit olmuş ve yaralanmıştır. Bununla birlikte 2 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kalarak yerinden edilmiş; ülkenin kritik altyapısı ve sivil konutları ağır hasar görmüştür.”

“Yaşanan Tüm Sonuçların Sorumluluğu ABD’ye Aittir”

Tahran yönetimi, krizin tırmanmasında ABD’nin “çifte standartlı” bir rol oynadığını ileri sürdü. Ateşkes sürecinin başında Washington’ın, İsrail saldırılarını durdurmaya yönelik diplomatik çaba harcadığı yönündeki beyanatlarının sahada karşılık bulmadığı ifade edildi. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin hem İran’a yönelik doğrudan ateşkes ihlallerinden hem de İsrail rejiminin Lübnan’da gerçekleştirdiği katliam ve ihlallerden doğrudan sorumlu olduğu ortadadır. Bu sürecin doğuracağı tüm askeri ve siyasi sonuçların sorumluluğu tamamen ABD’ye aittir” diyerek Washington’a sorumluluk yükledi.

Tahran’dan “Meşru Müdafaa” Mesajı: Ulusal Çıkarlarımızı Koruyacağız

Bölgesel güvenlik ve barışın korunması adına daha önce de defalarca uluslararası kamuoyuna uyarılarda bulunduğunu hatırlatan İran, krizin derinleşmesi durumunda askeri güç kullanmaktan çekinmeyeceğini ilan etti.

Açıklama, uluslararası diplomatik çevrelerde “savaş ilanı riski” olarak yorumlanan şu kararlı cümlelerle son buldu:

“İran İslam Cumhuriyeti, uluslararası hukuktan doğan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde, tam bir kararlılıkla ve elindeki tüm stratejik/askeri imkânları kullanarak, gerekli gördüğü her zaman ve her durumda ulusal çıkarlarını koruyacaktır.”