Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Venezuela ve A.B.D Çatışmasının Görünmeyen Yüzü- 2

Konumuza başka bir perspektiften bakacak olursak ABD’de yaşayan Siyonistlerin Latin

Konumuza başka bir perspektiften bakacak olursak ABD’de yaşayan Siyonistlerin Latin dünyasına bakış açısı nasıl? Ve Latin dünyasının Siyonistlere bakış açısı nasıl?

 

Latin dünyasında İsrail’e yönelik tavır iki ana eksen üzerinden kutupsaldır. Sağ görüşlü hükümetler ve gruplar; İsrail ile güçlü ekonomik, güvenlik ve istihbarat ilişkileri kuruyor. Sol eğilimli halkçı, sosyalist partiler; İsrail’i “emperyalist bir güç” olarak görüyor ve Filistin’le dayanışma içinde hareket ediyor. Bu ayrım hem devlet düzeyinde hem de sivil toplum, milis ve ideolojik düzeyde çok net biçimde görülmekte.

 

Kolombiya, Şili (sağ dönemlerde), Brezilya (Bolsonaro dönemi), Arjantin (Macri dönemi), Guatemala gibi ülkelerde sağcı partiler İsrail’le yakın ilişkilerde bulundu. Bu ilişkiler; savunma teknolojisi, siber güvenlik, tarım, su teknolojisi ve istihbarat iş birliği biçiminde yürütüldü. Sağcı Hristiyan gruplar, özellikle evanjelik kiliselere, İsrail’e “Kutsal Topraklar” gözüyle değerlendiriyor. Bu gruplar, ABD’deki evanjeliklerle benzer şekilde teolojik İsrail desteğini savunuyorlar. Latin Amerika’da İsrail yanlısı evanjelik örgütler, “Hristiyan Siyonizmi” çizgisinde faaliyetlerine devam ediyorlar.

 

Sol eğilimli halkçı, sosyalist partiler; Venezuela, Nikaragua, Bolivya, Küba gibi ülkeler İsrail ile diplomatik ilişkilerini zaman zaman askıya aldı. Venezuela 2009’da (Gazze operasyonu sonrası) İsrail’le ilişkileri kesti, Filistin’i tanıdı ve aktif destek verdi. Bolivya da Evo Morales döneminde de benzer bir çizgi takip edildi. Bu ülkelerin gözünde İsrail genellikle “ABD emperyalizminin Orta Doğu’daki ileri karakolu” olarak görülüyor. Ve bu bağlamda Protestolar, Filistin dayanışma mitingleri kampanyalarına destek veriliyor. Latin üniversitelerinde “Free Palestine” hareketleri yoğun bir şekilde devam etmekte.

 

Arjantin, Brezilya, Şili gibi ülkelerde büyük Yahudi diasporaları var. Bu topluluklar genellikle İsrail’le kültürel bağlarını koruyor Latin siyasetinde etkinler. ABD’ de yaşayan evanjelistler neden bu kadar Venezüella ile ilgileniyorlar bu gücü nerden buluyorlar. Evenjalistler ABD nüfusunun %25–30’unu oluşturuyorlar Özellikle Cumhuriyetçi Parti’nin en güçlü sosyo-politik taban bunların elinde. Dış politikada belirleyici güçleri var örneğin Trump dönemindeki İsrail yanlısı politikaların arkasındaki güç evanjelistlerdi.

 

Evenjalistler ideolojik olarak düşün dünyalarına baktığımızda Tanrı’nın planında İsrail’in rolü vardır. ABD Tanrı’nın seçtiği ulustur; kötülüğe karşı (komünizm, sosyalizm, İslamcı hareketler) savaşmalıdır. Bu yüzden ABD’nin her türlü sosyalist, ya da ateist ideolojiye karşı çıkması “dini görev” olarak görüyorlar. Olası bir ABD Venezüella savaşında kesin olarak ABD tarafında yer alacaklarını gösteriyor. Venezuela, Çin ve Rusya ekseni onlara göre “Tanrı’nın planına karşı çıkan karanlık bir ittifak olarak yorumluyorlar. Peki Latin Amerika ülkelerinde Yahudi topluluklarının rolü ne?

 

Latin Amerika’daki evanjelik kiliseler, son 20 yılda ABD’deki evanjeliklerle tam bir ideolojik uyum içindeler. Brezilya, Guatemala, Kolombiya’daki evanjelik liderler ABD’yi “Tanrı’nın seçilmiş ülkesi” olarak tanımlıyorlar. Venezuela’ya karşı söylemlerinde “sosyalizm = şeytanın planı” benzetmeleri çok yaygındır. Bu nedenle ABD ile Venezuela arasında bir çatışma çıkarsa, Latin evanjelikler de ABD yanlısı olacakları aşikardır.

 

Peki ABD Venezuella arasındaki çatışma evanjelistlerin istediği şekilde cereyan etmezse Diyelim ki: Savaş uzun sürdü, petrol fiyatları fırladı, Latin Amerika’da göç krizi patladı, ABD’de enflasyon, işsizlik, borç krizi yaşandı. Evanjelistlerin bu durumda yapacakları ne olur? Söylemleri hangi yönde olur?

 

ABD Tanrı’nın yolundan saptı. İsrail’i yeterince desteklemedik. Aile değerleri çöktü. Tanrı’nın gazabı ekonomide tezahür etti. Sonuç: Evanjelik hareket daha radikal bir dinsel milliyetçilik yönüne kayar. Yeni bir lider arayışına geçilir, Amerika’yı yeniden Tanrı’ya döndürecek lider. Tanrısız liberal elitlere karşı kutsal direniş Tanrı’nın ordusu” gibi retorikler geliştirirler.

 

Eğer ABD’nin ekonomik liderliği sarsılır ve Çin küresel güç merkezi haline gelirse: Evanjelikler bunu “Deccal İmparatorluğunun yükselişi” olarak yorumlarlar. Çin, Tanrı’nın ABD’ye verdiği cezayı temsil eden “Doğunun Kralı” olur (Vahiy 16:12 sembolü). Evanjelik vaizler Tanrı bizi yeniden diriltmeden önce Çin hükmedecek söylemini yayarlar. Evanjelikler ABD’den vazgeçerler, çünkü ulusal kimlikleri Tanrı ile özdeşleşmiştir. ABD’nin çöküşü bile, onlar için “yeni bir Tanrısal uyanışın” başlangıcı olur. Çin veya başka bir güce yönelirler.

 

ABD–Venezuela savaşı uzun sürerse dünyada şu gelişmeler yaşanır: Petrol arzı daralır, enerji fiyatları yükselir. Çin ve Rusya, Venezuela’ya destek vererek ABD’ye ekonomik karşı hamleler yaparlar (örneğin dolar yerine yuan ile enerji ticareti). ABD’de yüksek enflasyon, kitlesel işsizlik, borç krizi baş gösterir. Federal hükümet, sosyal yardımları ve kiliselere yapılan hibeleri kısar. Bu durum Evanjelik alt sınıfları doğrudan vurur, çünkü: Büyük kısmı “Bible Belt” eyaletlerinde yaşıyor (Alabama, Arkansas, Mississippi, Tennessee, Texas). Bu bölgeler zaten düşük gelirli, yüksek dindarlığa sahip, ekonomiye bağımlı alanlardır.

 

Güney ve Orta Batı’da silahlı Evanjelik gruplar ortaya çıkar. Bu gruplar federal güçlere karşı “Tanrı adına direnme” hakkını savunur. Özellikle Teksas, Kentucky, Idaho, Montana gibi eyaletlerde milis kampları kurulur. Bazı eyalet valileri Evanjelik baskı altına girer ve federal otoriteyle ters düşer. ABD, “dini-milliyetçi konfederasyon” eğilimi gösterir. Federal hükümetin otoritesi zayıflar. Bu süreçte ABD’nin küresel rolü zayıflar, Çin ve Avrasya bloğu güçlenir. (devam edecek)