
Ev çoktan boşalmıştı. İnsanlar gitmiş, eşyalar çürümüş, kapılar menteşelerinden dökülmüştü. Ama inek hâlâ oradaydı.
Her sabah aynı pencereye gelirdi. Başını uzatır, dışarıdaki boş tarlaya bakardı. Kimseyi beklemiyordu aslında; sadece alışkanlıktı bu. Yıllar önce sahibi, ahır kapısını açık unutmuş, inek de bu odaya girmişti. O gün bugündür burası onun yeri olmuştu.
Dışarıdan geçen nadir yolcular, penceredeki o başı görür, durur, şaşırırdı. Bazıları fotoğraf çeker, bazıları gülümser, bazıları korkardı. İnek hiç aldırmazdı. Sadece bakardı.
Çünkü biliyordu: Ev boşalsa da, birileri hep bakacaktı. Ve o, bakılan son şeydi.
