Kılıç’tan “Fahiş Fiyat ve Stokçulara Son” Uyarısı
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, piyasada gözlenen fahiş fiyat uygulamaları ve stokçuluk gibi olgulara karşı kararlılık mesajı verdi. Kılıç, bazı işletmelerin “serbest piyasa” kavramını örnek göstererek yaptıkları uygulamaları meşrulaştırmaya çalıştığını, ancak ortaya çıkan tabloyla serbest piyasa anlayışının hiç bağdaşmadığını belirtti.
Konuşmasında, “Bazı çevrelerin ahilik kültürünü bir kenara bırakarak stokçulukla, fahiş fiyatla milletimizin sofrasına, helal lokmasına el uzatması; ekonomik dalgalanmadan önce zaten yaşanan ahlaki dalgalanmadır” ifadesini kullandı. Özellikle ürün fiyatlarının sabah ve akşam farklı olmasının piyasa ile değil güvensizlik ve fırsatçılık ile alakalı olduğunu vurguladı.
Kılıç, ekonomik gelişmelerin yalnızca rakamlarla değil, toplumun vicdanı ve güven bağlarıyla da ilgili olduğunu şu şekilde açıkladı: “Türk tarihinde ekmeğe göz dikmek, sofraya el uzatmak affedilmez bir yüzsüzlüktür. Bazı işlemlerin ‘maliyet’ bahanesiyle gizlenmesi, milletin rızkına yapılan saygısızlıktır; hem tarihi mirasımıza hem de milli kimliğimize aykırıdır.”
MHP temsilcisi, partisinin duruşunu net biçimde ifade ederek, “Bizim aklımız hep Türkiye’dir; bizim aklımız çarşıda, pazarda her an milletimizledir.” diyerek sözlerini tamamladı. Bu sözler, fahiş fiyat ve stokçuluğa karşı toplumsal refleksi harekete geçirme amacını taşıdığı şeklinde yorumlandı.
Ekonomik krizle yüklenen piyasa koşullarının yanında, Kılıç’ın yaptığı vurgu etik ve toplumsal sorumluluk ekseni üzerine oldu. Bu çerçevede, ekonomik dinamizm kadar piyasa kurallarının şeffaflığı, denetim mekanizmaları ve işletmelerde etik standartların yükseltilmesinin önemine dikkat çekildi.
Sonuç olarak, MHP’nin bu yaklaşımı, hükümet ve düzenleyici kurumlar nezdinde fahiş fiyatlama ve stokçuluğun önlenmesi yönünde yeni adımların atılması için bir çağrı olarak değerlendiriliyor. Toplumun günlük yaşamında yaşadığı fiyat baskısı ve güvensizlik hissinin siyasi gündem haline gelmesi, hem ekonomi hem de siyasette “etkin denetim ve sorumluluk” ihtiyacının altını çiziyor.
