Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bir “Devlet” Aklı : Terörsüz Türkiye

Türkiye’nin son yarım yüzyılı, terörle mücadele sahasında verilen büyük bir

Türkiye’nin son yarım yüzyılı, terörle mücadele sahasında verilen büyük bir imtihanın hafızasında şekillendi. Bu topraklarda nice canlar yandı, ocaklar sönme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı, şehirlerin üzerine karanlık pusular çöktü. Fakat tarih bize şunu defalarca hatırlattı: Türk milleti, devletinin kararlılığıyla birleştiğinde hiçbir kirli el, hiçbir şer odağı bu coğrafyaya hükmedemez.

İşte bugün geldiğimiz noktada, “Terörsüz Türkiye” ideali artık bir temenni değil; devlet aklının bizzat kurumsallaştırdığı bir hedef, bir rota, bir irade beyanı hâline gelmiştir.

Bu irâdenin kurumsal çerçevesi, TBMM’nde Milli Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu’nun yürüttüğü titiz ve çok boyutlu çalışmalarda somutlaşmaktadır.

Komisyonun sahaya inen, gerçeği yerinde tespit eden, milletin nabzını doğru tutan yaklaşımı; terörün beslendiği sosyolojik zeminleri bertaraf etmeye yönelik yöntemleri; ulusal birliğimizi tahkim eden söylem ve stratejileri: bunların tamamı, Türkiye’nin terörle mücadelesini yalnız askerî bir mesele olmaktan çıkarıp, topyekûn milli bir politika hâline getirmiştir. Bu komisyonda ortaya konan çaba, Türkiye’nin geleceğine atılan imzadır; sabırla, ciddiyetle, devlet terbiyesiyle yürütülen bir stratejik akıl ürünüdür.

Ancak burada hakkı teslim edilmesi gereken en temel unsur, bu süreci kararlılıkla sahiplenen siyasal iradedir.

Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Sayın Dr.Devlet Bahçeli’nin aylardır ısrarla vurguladığı “Terörsüz Türkiye” ülküsü, bugün devletin resmî politikası hâline geldiyse bunun ardında siyasi bir sezginin, devlet tecrübesinin ve tarihsel sorumluluk bilincinin derinliği vardır.

Sayın Bahçeli’nin meseleye yaklaşımı günlük siyasetin basit hesaplarından değil; devletin bekasına, milletin geleceğine duyulan kutsal bağlılıktan doğmuştur.

İmralı ziyareti tartışmaları da dâhil olmak üzere, devlet aklının yürüttüğü her süreci soğukkanlılıkla değerlendiren Sayın Bahçeli; bu meselede kişisel risk almayı, siyasi konfor alanını terk etmeyi, sorumluluğu omuzlamayı tercih etmiştir.

Çünkü onun nazarında terör bitecekse, bu ancak devletin kararlı, tutarlı ve uzun vadeli stratejisiyle mümkündür.

MHP lideri Sayın Bahçeli’nin istikrarlı duruşu sayesinde “terörle mücadele” artık dönemsel bir hükümet programı değil; devletin bütün katmanlarına işlemiş, süreklilik arz eden milli bir politikaya dönüşmüştür.

Bugün Türkiye terörle mücadelede eşi benzeri olmayan bir eşikteyse; dağlarda sessizlik hakimse, şehirlerde huzur yeniden soluk alıyorsa, bunun ardında Devlet Bahçeli’nin yıllar boyunca sürdürdüğü ısrarlı, sabırlı ve omurgalı tutum vardır. Bu tutum, terörü yalnız güvenlik meselesi değil, milli birlik meselesi olarak ele alan bir devlet adamlığı örneğidir.

Milli Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu’nun sahadaki halkayı, devletin stratejik aklının kurduğu merkezle bütünleştiren bu yaklaşım; Türkiye’yi terörle mücadelede paradigmatik bir dönüşüme taşımıştır. Bugün artık milletin gönlünde “terörsüz bir gelecek” hayal değil, ulaşılması planlanan bir hedef olarak kök salmıştır.

Ve bu hedefe giden yolda; devlet aklını güçlendiren her çalışma, millet iradesini tahkim eden her adım, sorumluluğu cesaretle üstlenen her liderlik örneği Türkiye’nin kaderini yeniden yazmaktadır.

Bu kaderin satır aralarında ise şu hakikat berrak şekilde okunmaktadır:

 

Terörsüz Türkiye ideali, artık yalnız bir siyasi söylem değil;

devletin, milletin ve tarihimizin ortak kararıdır.

 

Ve bu kararın inşâsında MHP Lideri Sayın Dr.Devlet Bahçeli’nin taşıdığı sorumluluk, bugün dünden daha çok kıymet görmektedir.