Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Terörsüz Türkiye, Güçlü Devlet ve Türk Gençliğinin İstikbali

Bir milletin en büyük sermayesi toprağı değil sadece; o toprağın

Bir milletin en büyük sermayesi toprağı değil sadece; o toprağın üzerinde sükûnet içinde yaşayabilme iradesidir. Devletin kudreti, sınırlarının uzunluğundan önce, vatandaşının sokakta, okulda, pazarda ve sınır hattında duyduğu emniyet duygusuyla ölçülür. Bu yüzden “Terörsüz Türkiye” yalnızca bir güvenlik sloganı değil; bir medeniyet iddiası, bir devlet aklı ve bir gelecek tasavvurudur. MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin 9 Mart 2025 tarihli açıklamasında bu hedefi “tarihin ve coğrafyanın huzurla mühürlenmesi” şeklinde tarif etmesi, meselenin yalnızca silah bırakma yahut örgütsel çözülme değil, milletin ruhunda açılan yarayı kapatma meselesi olduğunu da göstermiştir. Aynı açıklamada terörün siyaset ve demokrasi hayatına düşen gölgesinin artık tahammül edilemez olduğu vurgulanmıştır.

Bahçeli’nin ortaya koyduğu vizyonun kıymeti tam da burada belirginleşir: Terörü, günlük siyasetin dar hesaplarına sıkıştırmayan; onu millî bekamızın merkezî meselesi olarak gören bir bakış. Türkiye’nin yıllarını, enerjisini, evlatlarını ve toplumsal huzurunu tüketen şiddet düzenine karşı, meseleye “geçici pansuman” değil “kalıcı devlet iradesi” ile yaklaşmak gerekir. MHP’nin bu konuda ısrarla çizdiği hat, terörü bir kader değil, tasfiye edilmesi gereken bir anomali olarak görür. Bu yaklaşım, bir partinin söylemini aşarak devletin sürekliliğine, milletin birliğine ve geleceğin inşasına yaslanır. Terörle siyaset arasında, kaosla kardeşlik arasında, yıkımla istikbal arasında bir orta yol yoktur; bu nedenle Terörsüz Türkiye hedefi, taviz değil kararlılık ister.

Bu hedefin devlet politikası hâline gelmesinde en önemli eşiklerden biri, meselenin kurumsal zeminde de ele alınması olmuştur. TBMM çatısı altında “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda kurulması, konunun artık yalnızca bir parti söylemi değil, devletin kurumsal gündemi olarak işlendiğini göstermiştir. TBMM’nin resmi duyurularında ve haberlerinde komisyonun bu hedef doğrultusunda toplandığı açıkça yer almaktadır.

Daha da önemlisi, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın 8 Nisan 2026 tarihli Millî Güvenlik Kurulu bildirisinde de “Terörsüz Türkiye hedefi ve terörsüz bölge vizyonuna ulaşılması için yürütülen çalışmalar”ın ele alındığı ifade edilmiştir. Aynı bildiride, çevremizdeki savaş ve çatışmaların süreci sabote etmesine izin verilmeyeceği ve terörün milletin gündeminden geri dönmemek üzere çıkarılacağı vurgulanmıştır. Bu, meselenin yalnızca iç güvenlik meselesi olmadığını; bölgesel istikrar, diplomasi ve devlet aklıyla birlikte okunması gerektiğini ortaya koyar.

Türk gençliği açısından bu hedefin anlamı çok daha büyüktür. Gençlik, bir milletin yarınları kadar bugünkü itibarını da taşır. Eğer bir ülkede genç insan, geleceğini korkuyla, belirsizlikle ve çatışma ihtimaliyle kuruyorsa; orada ne kalkınmadan tam manasıyla söz edilebilir ne de toplumsal güven duygusu kök salabilir. Gençliğin ihtiyacı, slogan değil istikrardır; hamaset değil güvenli ufuktur. Üniversiteden atölyeye, köyden şehre, dijital ekonomiden üretim sahasına kadar her alanda genç insanın önünü açacak şey, terörsüz bir iklimdir. Çünkü korkunun hâkim olduğu yerde fikir büyümez; emeğin, girişimin ve ilmin kök salması zorlaşır.

Bu bakımdan güçlü devlet, yalnızca sert devlet değildir; adaletli, kapsayıcı, hızlı işleyen ve vatandaşının hayatını koruyan devlettir. Bölge ülkeleri arasında iç barışı tesis edecek bir güç ise, duvar ören değil denge kuran devlettir. Türkiye’nin çevresi bugün çatışmalarla, vekâlet savaşlarıyla, kimlik siyasetleriyle ve dış müdahalelerle kuşatılmış durumdadır. Böyle bir coğrafyada ayakta kalmanın tek yolu, iç barışını tahkim etmiş, kurumları sağlam, sınır güvenliği güçlü, toplumsal meşruiyeti yüksek bir devlet yapısıdır. İçeride kardeşliğini sağlamayan bir ülke, dışarıda barışa yön veremez; içeride huzuru kuramayan bir millet, bölgesinde istikrarın mimarı olamaz.

İşte Türk gençliğinin geleceği burada şekillenir. Gençliğin önüne konulacak en büyük hedef, yalnızca iş bulmak ya da hayat standardı yükseltmek değildir; aynı zamanda bir devletin vakarını, milletin direncini ve medeniyet iddiasını omuzlamaktır. Terörsüz bir Türkiye, gençliğe daha geniş bir ufuk açar: üretim, bilim, teknoloji, kültür, sanat ve diplomasiye ayrılacak daha fazla enerji demektir. Her patlayan bomba, sadece can yakmaz; bir öğrencinin hayalini, bir girişimcinin cesaretini, bir annenin duasını da yaralar. Terörün olmadığı yerde ise gençlik daha cesur, devlet daha etkin, toplum daha umutlu olur.

Bu yüzden “Terörsüz Türkiye” bir güvenlik başlığı olarak kalmamalıdır; bir medeniyet programı, bir millî yeniden diriliş çağrısı olarak anlaşılmalıdır. MHP’nin ve Sayın Devlet Bahçeli’nin bu alandaki ısrarı, meseleyi günübirlik siyaset düzeyinden çıkarıp devletin bekasıyla irtibatlandırması bakımından önemlidir. Terörü bitirmek, sadece bir tehdidi ortadan kaldırmak değil; Türk gençliğine korkusuz bir gelecek, millete huzurlu bir istikbal, bölgeye de daha sağlam bir istikrar zemini bırakmaktır.

Terörsüz Türkiye; şehidin emanetine, gazinin hatırasına, annenin gözyaşına, gencin umuduna sahip çıkmaktır. Ve en nihayetinde bu hedef, Türk milletinin bin yıllık kardeşliğini yeniden devlet aklının merkezine koyma iradesidir. Bugün ihtiyaç duyulan şey, bu iradeyi diri tutmak, kurumları sağlamlaştırmak ve gençliğe “gelecek” kelimesini yeniden güvenle söyletebilmektir.