Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Halil Hakan Ercelebi
Halil Hakan Ercelebi

Devletin Kadim Gücü ve Afette Tek Yumruk Olmak

6 Şubat 2023 sabahı, Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca karşılaştığı en ağır sınavlardan biriyle sarsıldığında, necip milletimiz asrın felaketini asrın dayanıklılığına dönüştürmek için tek yürek oldu. Depremin ilk anından sahada canla başla çalışmaya başlayan kamu görevlilerimiz, kahraman mehmetçiğimiz, emniyet güçlerimiz, madencilerimiz ve adsız sansız gönüllüler, acının devasa büyüklüğü karşısında adeta çelikten bir duvar ördü. Ancak bu büyük yıkımın hemen ardından yaşananlar, sadece bir afet yönetimi değil, asırlık “devlet olma bilincini” de yeniden nizam yapmayı zorunlu kıldı.

MHP Genel Başkanı Sn. Devlet Bahçeli’nin 14 Şubat 2023 tarihinde Meclis Grup Toplantısı’nda yaptığı tarih ve aralıksız çıkış, tam da bu egemenlik bilincinin çizildiğiydi. Bahçeli; AHBAP ve BaBaLa TV gibi sivil oluşumların, sosyal medyanın kuralsız dehlizlerinde yürüttüğü kontrolsüz yardım faaliyetleri ve estirdikleri algı rüzgarlarını sert bir dille eleştirdi. Hafızalarımıza kazınan o gür sadası, aslında bir nizamın, düzenli bir sistem tavizsiz tutulmaydı:

“Devletin yapamayan, yetişemeyen ne vardır da ahbap’çılar, babala’cılar akbaba gibi kanat çırpmaktadır? Bu sahtekarların Türk televizyonlarında artık yer almaması gerekiyor.”

Sayın Bahçeli’nin bu çıkışı, o günlerde kimi çevrelerce sığ bir kutuplaşma olarak okunmak, konunun özü çok daha derin ve hayatidir: Devletin kurumsal yapısı ve afet coğrafyasında tek mutlak otorite olma zarureti.

Bir afetin boyutu ne denli muazzam olursa olsun, yardımların genişletilmesi, sevk edilmesi ve koordine edilmesi ancak ve ancak yönetim kudreti ve güvencesiyle sürdürülebilir. İyi niyetle yola çıkmış olsalar dahi, siviller veya şahsi inisiyatiflerin  süreci idare gibi deneyimlere hakkı yoktur; zira bu durum afet anında koordinesizliğe, kaosa ve en nihayetinde devlet otoritesini zaafa uğratma çabalarına yol açar. Devletin şanlı ordusu, AFAD’ı, bakanlıkları, valilikleri ve tüm yetkileri sahada kenetlenmişken; Yardımları bir lütuf, bir reklam çalışması yahut bireysel kazanıma çevirecek şekillerde koordine etmek ise afet sürecinin bir kaos malzemesi haline getirilmesine yardımcı olmaktan öteye gitmez, bugün gelinen noktada da görülüyor ki gitmemiştir.

Devlet; sadece bürokratik çarkları döndüren kuru bir mekanizma değildir. Devlet; Milletin en karanlıkta gecede sığınacağı yegane sığınak, adaletin, bekanın ve güvenliğin tek teminatıdır. Sivil toplum, bütçenin karşıladığı bir güç değil; Ancak onun çizdiği yapısal çerçevede bir “destek unsuru” olarak değerlidir. Kurumsal yapıları hiçe sayarak sosyal medya şovlarıyla algı yönetimini üstlenen bu yapılar, devlete duyulan toplumsal güven kalesinde gedik açılmasını sağlamak ve bireysel kazanım sağlamaktan öteye gidememiştir.

Bugün çok daha net bir şekilde görülüyor ki :

Türkiye Cumhuriyeti, bin yıllık devlet aklı ve tecrübesiyle devasa bir enkazın altından doğrulmayı başardıysa, sarsılmaz kudreti ve milletinin yüce gönlündeki imanıyla mümkün oldu.

Sayın Bahçeli’nin o dönem tarihe düştüğü notlar, kurumsal ciddiyetin ve devlet otoritesinin sulandırılamayacak kadar kutsal bir irade olduğunu bir kez daha ilan etti.

Büyük felaketler karşısında direnme elbette başımızın tacıdır; Lakin bu şanlı direnişin tek bir çatısı, tek bir bayrak ve tek bir muktedir otoritesi vardır:

O da ebed-müddet var Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER