
Her sabah aynı ritüeli tekrarlardı. Gazeteyi alır, banka oturur, çakmağı çakar ve okumaya başlardı. Ama okumadan önce yakardı.
Manşetler alev alırdı önce: savaşlar, ölümler, skandallar. Sonra iç sayfalar: ekonomi, spor, magazin. En son köşe yazıları – sözler, vaatler, yalanlar.
Adam hiç acele etmezdi. Alevler ellerine yaklaşırken sayfayı çevirir, bir sonraki haberi ateşe verirdi. Gözlüklerinin ardında gözleri kırpılmazdı.
Gazete tamamen küle döndüğünde kalkar, ellerini silker ve giderdi. Çünkü biliyordu: Yarın yine aynı haberler olacaktı. Ve yarın yine yakacaktı.
Dünya, onun için ancak bu şekilde okunurdu.
