Türk ve Türkiye Yüzyılı Tasavvuru ve Dünyadaki Değişimler
Devlet Bahçeli, “Türk ve Türkiye Yüzyılı” tasavvurunun Türk milletinin kadim tarihinin bundan sonraki halkası olduğunu belirterek, Cumhuriyet ile başlayan modern devlet yapısının ikinci yüzyıldaki beyanı niteliği taşıdığını ifade etti.
Türkiye’nin geleceğine ilişkin değerlendirmesinde, dünyadaki değişimleri doğru okumanın ve ülkenin bu süreç içerisindeki yerini iyi belirlemenin önemine dikkat çeken Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Türk ve Türkiye Yüzyılı tasavvuru öncelikle kadim hikâyemizin bundan sonraki halkası, Cumhuriyet ile başlayan modern devlet yapımızla var oluşumuzun ikinci yüzyıldaki beyanıdır. Cumhuriyetimizi gelecek yüzyıllara, daha ilerisinde bin yıllara taşıyacak düşüncenin temellendirilmesi ve alt yapısının oluşturulmasıdır.”
“Dünya Nereye Gidiyor ve Biz Bunun Neresindeyiz?”
Değişen dünya düzeninin beraberinde hem riskler hem de fırsatlar getirdiğini belirten MHP Lideri, Türkiye’nin bu süreci doğru analiz etmesi gerektiğini ifade etti. Yeniden inşa edilen küresel düzen içerisinde Türkiye’nin kendi konumunu doğru belirlemesinin önem taşıdığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bozulan her düzen, inşa edilmeye çalışılan her nizam içerisinde çeşitli riskler barındıracağı gibi fırsatları da ihtiva eder. ‘Türk ve Türkiye Yüzyılı’ yeniden inşa sürecinin nasıl bir fırsata çevrileceğinin mantığını ve genel çerçevesini bize verir.”
“Bu anlamda bütün dünyadaki gelişmeleri doğru okumalı ve kendimizi buna hazırlamalıyız. Dünya nereye gidiyor ve biz bunun neresindeyiz? Durduğumuz yeri çok iyi bilmeliyiz.”
Türkiye’nin geçmişten bugüne taşıdığı devlet geleneğinin ve medeniyet birikiminin geleceğin inşasında önemli bir yere sahip olduğuna değinen Bahçeli, geçmişte ortaya koyduğu “Lider Ülke Türkiye” ve “Süper Güç Türkiye” hedeflerinin zamanın ruhuna uygun şekilde yeniden değerlendirildiğini belirtti.
Değişen dünya, bölge ve ülke gerçeklerinin yeni bir konumlandırma yapılmasını gerekli kıldığını ifade eden tecrübeli siyasetçi, bu vizyonun yalnızca siyasi bir hedef olmadığını; devlet anlayışından sosyal hayata, ekonomiden teknolojiye, güvenlikten enerjiye ve askeri kapasiteye kadar geniş bir alanı kapsadığını söyledi:
“‘Türk ve Türkiye Yüzyılı’ tasavvurunu çok boyutlu ve çok katmanlı bir tasavvur olarak ele almakla birlikte bunun gerçekleştirilmesinin ana unsurlarına dikkat etmek gerekir. Bunlar devlet anlayışımızdan siyasi, sosyal ve kültürel hayatımıza, ekonomik durumumuzdan teknolojideki gelişmişliğimize, güvenlik, enerji ve askeri kapasitemize kadar değişkenlik gösteren konulardır.”
Devlet Anlayışı ve Devletin Temel Dayanakları
“Türk ve Türkiye Yüzyılı” vizyonunun temel unsurlarından birinin devlet anlayışı olduğunu aktaran Bahçeli, devletin ne ifade ettiğinin ve hangi temel dayanaklar üzerine kurulduğunun doğru anlaşılması gerektiğini vurguladı. Devletin yalnızca bir yönetim mekanizması olmadığını, insanın güvenlik, düzen ve adalet ihtiyacından doğan kurumsal bir yapı olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Burada ilk olarak ‘Devlet’ tasavvurumuzu ve devletin temel dayanaklarının ne olduğuna ilişkin düşüncelerimizi açıklamaya, ‘Biz devletten ne anlıyoruz?’ sorusuna cevap vermeye ihtiyaç vardır.”
“İnsan, öncelikle öz varlığını, sonra malını güvenceye almak ister ve tercihlerinden dolayı bir haksızlığa maruz kalmamayı arzu eder. İnsanı devlet dediğimiz kurumsal varlığı kurmaya iten, onun doğasında var olan bu eğilimlerin sağladığı motivasyondur.”
Devlet, Düzenin ve Hukukun Teminatıdır
İnsanların güven içerisinde bir arada yaşayabilmesi için düzenin ve hukuk sisteminin tesis edilmesi gerektiğini vurgulayan MHP Genel Başkanı, devletin düzeni sağlayan, hukuk ve kanunları uygulayan bir yapı olduğunu ifade etti:
“Devlet, düzene dayalı yaşayış biçimini organize eden kişiliktir. Bu nedenledir ki ‘devlet’ denildiğinde aklımıza gelen ilk şeylerden biri hiç şüphesiz kanun, bir başka ifade ile hukuk ve düzen kavramlarıdır.”
Devletin temel görevinin barış ve huzurun tesis edilmesi olduğunu belirten Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Devlet, düzenin kurulması, yani barış ve huzurun tesisi için hukuk ve kanunları uygulayacak organların bütünlüğüdür.”
“Hukuk ve Adalet Devletin Varlık Nedenidir”
Devletin vatandaşlarını yalnızca dış tehditlere karşı değil, toplum içerisindeki haksızlıklara karşı da koruma görevi bulunduğunu belirten Bahçeli; adaletin, devletin meşruiyetinin temel unsuru olduğunu vurguladı:
“Devletin bu düzeni sağlarken ilk amacı, adalet ilkesini gerçekleştirmektir. Adaletin, adaletsizliğin düşmanı olduğu, adaletin tesisinin devletin çekirdeğini meydana getirdiği tarihsel bir hakikattir.”
Hukuk ve adaletin taşıdığı hayati öneme dikkat çeken Milliyetçi Hareket Partisi Lideri, sözlerine şu ifadelerle devam etti:
“Hukuk ve adalet; devletin hem varlık nedeni hem meşruluk aracı hem de eli, kolu ve silahıdır.”
Devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisinin adalet anlayışıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Halk, kendisine devletin adil davrandığına inanmazsa, o zaman koruma görevini yerine getirmek amacıyla kurulmuş olan bir sisteme itaat sağlanır, ama bağlılık sağlanmaz.”
Devletin Gücü ve Meşru Kuvvet Anlayışı
Devletin temel özelliklerinden birinin de düzeni sağlama gücüne sahip olması gerektiğini belirten MHP Lideri, güvenliği sağlama, vatandaşları koruma ve kamu düzenini tesis etme görevlerinin kuvvet kullanımını zorunlu kıldığı durumlar bulunduğunu ifade etti:
“Diğer taraftan devlet, devlet olabilmek için basit ama temel bir gerçeğe; kuvvete dayanır. Koruma, güvenliği sağlama, düzeni tesis etme, hizmeti ifa etme devletin kuvvet kullanımını zorunlu kılan hallerden yalnızca birkaçıdır.”
Devletin gücünün hukuki ve meşru sınırlar içerisinde kullanılması gerektiğinin altını çizen Bahçeli, şöyle devam etti:
“Devletin denetimi dışında herhangi bir kuvvet kullanımı söz konusu olursa devletin zayıf olduğu anlamına gelir. Bu sebeple devlet, her türlü kamu görevini yerine getirme adına zorlama araçlarını tekelinde tutar.”
Tarihsel Süreklilik ve Sosyal Hafıza
“Türkler Tarih Boyunca Devletli Bir Millet Olmuştur”
Türk milletinin tarih boyunca devlet kurma geleneğine sahip olduğunu belirten MHP Genel Başkanı, millet varlığının tarihsel birikim üzerine inşa edildiğini ve bunun sonradan oluşturulmuş bir anlayış olmadığını ifade etti:
“Bizim kadim varlığımız devletli bir millet olmamız gerçeğine dayanır.”
Tarih boyunca devlet kurmuş milletlerin sonradan bir tarih yaratma ihtiyacı duymadığını vurgulayan Bahçeli, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Tarihin her döneminde devletli olan bir milletin ne kendine sonradan tarih yaratmaya ne de varoluşunu hayali olanla inşa etmeye ihtiyacı vardır.”
Sosyal Hafıza ve Medeniyet Birikimi
Türk milletinin tarih boyunca oluşturduğu sosyal hafızanın önemine dikkat çeken Bahçeli; inanç, kültür, sanat, düşünce ve dil alanındaki birikimimizi şu sözlerle özetledi:
“Bizim sosyal hafızamız vardır ve bu hafıza dünden bugüne Türklerin millet varlığının en büyük hamurudur.”
Ağır sınavlardan geçen toplumların ancak güçlü bir millet bilincine sahip oldukları sürece varlıklarını sürdürebileceklerini ifade eden parti lideri, devletli bir millet olmanın medeniyet inşa edebilmenin ana göstergesi olduğunu aktardı.
Türklerde Devlet Anlayışı: “Devlet, Koruyan ve Kollayan Bir Yapıdır”
Türk milletinin tarihsel devlet anlayışında devletin özel bir yere sahip olduğunu belirten Bahçeli, devlet kavramının Türk kültüründe yalnızca bir yönetim biçimi değil, koruyan ve düzen sağlayan bir yapı olduğunu ifade etti. Devletin tarih boyunca “baba” figürüyle özdeşleştirildiğine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“Tarihin eski dönemlerinden beri devlet, bizde ‘baba’ figürü olarak algılanmıştır. Bu algı, Türklerde devletin ne kadar önemli olduğunun göstergesidir.”
Baba kavramının Türk toplumundaki anlamına değinen Bahçeli, devlet anlayışının da benzer bir sorumluluk taşıdığını söyledi:
“Baba, varlık sebebi olmanın yanında koruyan, kollayan, besleyen, büyüten, her zaman ailesinin iyiliğini düşünen, ona öncü olandır. Devlet de Türk milleti için böyle bir anlam taşımaktadır.”
Devlet Düzeni, Huzur ve Refahın Temelidir
Kadim devlet anlayışında toplum düzeninin sağlanması, huzurun korunması ve refahın artırılmasının temel görevler arasında yer aldığını ifade eden Bahçeli, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Kadim devlet felsefemizde toplum düzeninin sağlanmasına, huzurun ve refahın olmasına, yoksulluğun giderilmesine yönelik vurgularda bulunulurken bu vurgular büyük çoğunlukla devlet kavramıyla birlikte yapılmıştır.”
Devlet ve düzenin bulunduğu yerde güvenliğin, hakların korunmasının ve gelişmenin mümkün olduğunu belirten MHP Lideri, temel hedefin bugün de güçlü bir ülke olarak güvenlik, refah ve huzuru sürekli kılmak olduğunu bildirdi:
“Bu bağlamda devlet ve düzenin olduğu yerde emniyet vardır; haklar güvence altındadır ve gelişme söz konusudur.”
“Türk ve Türkiye Yüzyılı”nın Temel Dayanakları ve “Türkçe Dünya” İdeali
Söz konusu vizyonun yalnızca bugünün şartlarına yönelik bir hedef olmadığını, Türk milletinin tarihsel birikiminin geleceğe taşınması anlamına geldiğini belirten MHP Lideri Devlet Bahçeli; devlet anlayışının, kültürel değerlerin ve medeniyet birikiminin birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
“Türkçe Dünya Kurma İdeali” Vizyonun Temel Dayanaklarından Biri
“Türk ve Türkiye Yüzyılı” vizyonunun en önemli dayanaklarından birinin “Türkçe Dünya Kurma İdeali” olduğunu açıklayan Bahçeli, bu idealin Türk dünyasının ortak düşünce, kültür ve medeniyet anlayışını ifade eden temel bir çatı olduğunu vurguladı:
“Türkçe Dünya Kurma İdeali bütün diğer dayanakların çatı kalıbı ve yüksek idealimizdir.”
Bu anlayışın; ortak töre, kültür, sanat, dil ve edebiyat alanlarında yapılacak çalışmalarla güçleneceğini söyledi.
Ortak Bir Töre İnşa Etmek
Törenin; ahlak, hukuk, toplumsal düzen ve yönetim anlayışını kapsayan geniş bir kavram olduğunu belirten Bahçeli; törenin Türklerin var olma biçimi, yaşam tarzı ve yönetim normlarını da içine alan bir bakış açısı olduğunu vurguladı. Törenin Türklerin yazısız hukuk kuralları olduğunu belirterek şu sözleri dile getirdi:
“Töre, Türklerin yazısız hukuk kurallarıdır ve Türklükle yaşıttır, bunun için kadim bir tecrübenin varlığıdır.”
Törenin devletin devamlılığı açısından taşıdığı kritik öneme dikkat çeken MHP Genel Başkanı, uyarısını şu ifadelerle dile getirdi:
“Devlet, gücünü töreden alır. Devlet düzenini töre sağlar.”
“Devlet veya ülke bırakılsa bile törenin asla bırakılamayacak olmasının nedeni, törenin kaybedilmesi durumunda devletin de ülkenin de zaten kaybedilecek olmasıdır.”
Türk Devletleri Teşkilatı’nın bu tarihsel bağlamı dikkate alması gerektiğini ifade eden parti lideri; ahlak, hukuk ve evren anlayışı arasındaki bütünlüğün ortak bir değerler sistemi oluşturacağını vurguladı.
Kültür, Sanat, Dil ve Edebiyat Vizyonu
Milletlerin tarihsel hafızasının ve ortak değerlerinin gelecek nesillere aktarılmasında kültürün büyük bir rol üstlendiğini ifade eden Bahçeli, Türk dünyasının ortak bir kültür evrenine sahip olduğunu şu sözlerle açıkladı:
“Milletlerin en temel değerlerinden birisidir. Türk dilinin çeşitli lehçe, şive ve ağızlarını konuşan; ortak kültür ve edebiyatı olan, ortak töreyi uygulayan, ortak gelenek ve görenek dünyasında yaşayan topluluklar -birbirlerinden çok uzak coğrafyalarda ve farklı devlet sistemlerinde yaşıyor olsalar bile- aynı kültür evrenine sahiptirler.”
Türk kültürünün köklü yapısına değinen deneyimli lider:
“Bugün dünya üzerinde kültür coğrafyaları ele alındığında bunların içerisinde en köklülerinden birinin Türk kültürü olduğu bir gerçekliktir.”
diyerek üç kıtaya yayılan ortak mirasın önemini vurguladı.
“Sanat, Toplumların Dünyayı Anlamlandırma Biçimidir”
Sanatın yalnızca estetik bir faaliyet değil, toplumların dünyayı anlamlandırma biçimi olduğunu belirten MHP Lideri, şu sözleri kullandı:
“Sanatta toplumların tarihlerinin, düşünce dünyalarının, kabul gören değerlerinin, ortak acı ve mutluluklarının izleri bulunur.”
Türk Devletleri Teşkilatı’na Kültür ve Sanat Vurgusu
Türk Devletleri Teşkilatı’nın ortak sanatsal faaliyetleri artırmasının önemine değinen Genel Başkan, kolektif bilincin inşasında sanatın gücüne dikkat çekti:
“Ortak hafıza, anılar, tecrübeler ve değerlere en kısa ve en güçlü ulaşabilecek form sanatta gizlidir.”
“Kolektif bilinci, milli şuuru inşa etmenin en önemli ve geçerli yolu bugün kültür ve sanat endüstrisidir.”
Dil ve Ortak Alfabe
Ortak alfabenin Türk dünyası için somut bir adım olduğunu ifade eden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dilin bir medeniyet inşa aracı olduğunu şu cümlelerle açıkladı:
“Bir dil kurmak bir dünya inşa etmektir.”
“Dünyayı Türkçe okumak, değerlendirmek ve anlamlandırmak ancak ortak kavramlar hazinesine sahip olmakla mümkün hale gelir.”
“Diller Milletlerin Karakterlerinin Anahtarlarıdır”
Dilin kültürel bağımsızlık açısından taşıdığı hayati öneme değinen Bahçeli, Türk Devletleri Teşkilatı’nın bu alandaki adımlarını şu ifadeyle özetledi:
“Diller milletlerin karakterlerinin, duyuş ve düşünüş biçimlerinin anahtarlarıdır.”
Türk Dünyası Edebiyatı Ortak Hafızayı Güçlendirecek
Türk dünyasının geniş bir coğrafyaya yayıldığını ifade eden Bahçeli, edebiyatın ortak bir değer olduğunu belirtti:
“Türk dünyasının yayıldığı coğrafya oldukça geniştir; batıda Macaristan, doğuda ise Moğolistan’a kadar uzanır.”
Kırgız, Özbek, Azerbaycan, Türkmen ve Tatar edebiyatının önemine değinen parti lideri, dünyaca ünlü edebi şahsiyetlerimiz hakkında şu örneği verdi:
“Kırgız edebiyatının en önemli yazarlarından olan Cengiz Aytmatov ile Kırım Tatarlarından Cengiz Dağcı’nın ünü Türk dünyasını aşıp tüm dünyaya yayılmıştır.”
Bahçeli, bu isimlerin ve eserlerin Türk Devletleri Teşkilatı ülkelerinin eğitim müfredatlarında yer almasının ortak duyuş ve düşünüşü geliştireceğini belirtti.
Sonuç: “Türk ve Türkiye Yüzyılı” Vizyonunda Ortak Değerler
Devlet Bahçeli’nin TÜRKGÜN gazetesine yaptığı açıklamalar; devlet anlayışından kültüre, hukuktan adalete, ekonomiden teknolojiye, güvenlikten enerjiye ve medeniyet tasavvuruna kadar geniş bir perspektifi ortaya koydu.
Türkiye’nin geleceğinin güçlü bir devlet anlayışı, tarihsel hafıza, ortak değerler ve medeniyet birikimi üzerine inşa edilmesi gerektiğine dikkat çeken MHP Genel Başkanı, küresel değişimler karşısında Türkiye’nin durduğu yeri iyi bilmesi gerektiğini belirterek söyleşisini şu soruyla tamamladı:
“Dünya nereye gidiyor ve biz bunun neresindeyiz? Durduğumuz yeri çok iyi bilmeliyiz.”
