Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Durmaz Önde Gider : ÖNKUZU

Bazı isimler vardır; yalnızca bir kimlik kartında, bir mezar taşında

Bazı isimler vardır; yalnızca bir kimlik kartında, bir mezar taşında yâhut bir fotoğrafta durmaz.Zamanı aşar, nesilleri kavrar, bir milletin ruh köküne mühür olur.

Ülkücü Şehitler, bu davanın adsız fakat asla unutulmayacak olan neferleridir.
İsimleri farklıdır ama hikâyeleri aynıdır:
Bir avuç genç, büyük bir milletin onurunu taşımak için yola çıktılar.
Birileri öldürmek için, onlar ise yaşatmak için mücadele ettiler.
Kimisi bir sokak başında, kimisi bir üniversite kapısında, kimisi bir karanlık pusuda adım adım şehâdete yürüdüler.

Onlar, Türk’ün alnındaki kara yazgıyı silmek için can verenlerin tamamının adı oldular.
Ve her biri, bir milletin diriliş çağrısının sessiz çığlığı olarak bugün hâla kulaklarımızda ve yüreklerimizde iz bırakıyorlar.

İşte Ülkücü Hareket için;
Ertuğrul Dursun Önkuzu Ağabey de  bu isimlerin başında gelenlerdendir.

O, 1970’lerin karanlığında bir üniversite kantininde değil;

Türk milletinin hafızasında, ülkücü hareketin vicdanında ve gençliğin yüreğinde şehitler kervânının yolbaşçılarından olmuştur.

Onun hikâyesi aslında bir kişinin yazgısı değil; “Ben bu vatana borçluyum.” diyen bir neslin bayraklaşmış mücadelesinin apaçık ispatı olmuştur.

Dursun Ağabey, kalabalıkların içinde kaybolmayı reddedenlerdendi.
Bir eli kitapta, bir eli davada;
yüreği ise Türk’ün bin yıllık yürüyüşündeydi.
Çünkü o, bu milletin bahtıyla kendi bahtını ayrı görmeyenlerdendi.
Ülkü denen nazlı geline sevdalı,
Mücadelesi bayraklaşan yiğitlerden bir yiğitti.

Ve bir gün, karanlık eller onu üniversitenin o kuytu koridorlarında kıstırıp cânice canına kast ettiğinde, aslında hedef aldıkları sade bir Türk genci değildi.Millî vicdanının direnci,ülkücü duruşun haysiyeti ve bir milletin yarınlarına duyduğu inançtı.

Onu öldürdü sandılar…
Oysa şehâdetiyle dirilenlerdendi o.
Bedeni düşmüştü, fakat ülküsü ayağa kalkmıştı.

Bugün hâlâ ülkücü gençliğin omuz omuza yürüdüğü her adımda, “Önkuzu’nun emanetine sadakat”in nefesi hissediliyor.

Bizler bugün sadece bir şehidi değil,bir duruşu;sadece bir şahsiyeti değil,

bir neslin iradesini yâd ediyoruz.

Vakti geldiğinde
her nesil kendi imtihanını verir.
Bugünün Türk gençliğinin imtihanı, dünün şehitlerini anlamak ve onların bıraktığı emaneti taşıyacak kadar yürekli olmaktır.

Ertuğrul Dursun Önkuzu Ağabeyin aziz hatırası önünde eğilirken Ülkücü Türk Gençliği aslında şunu haykırıyor hep bir ağızdan ve yürekten :

“Siz toprağa düştünüz, biz sizin düştüğünüz yerden kalktık!”

Ruhları şad, makamları âli olsun.

Emanetleri, Türk gençliğinin omuzlarında ilelebet yaşayacaktır.