Körlüğün en tehlikeli hali, kendi bakış açını tek gerçeklik sanmaktır.
— José Saramago
Saramago bu cümlede yalnızca bireysel bir zihinsel kapanmayı değil, modern siyasetin en yaygın ve en yıkıcı hastalığını tarif eder. Çünkü siyaset, fikirlerin çatışmasından değil; hakikatin tekelleştirilmesinden çürür. Kendi bakış açısını mutlak doğru ilan eden her anlayış, zamanla başkalarını susturmayı bir “hak”, dışlamayı bir “zorunluluk”, tahakkümü ise bir “erdem” olarak görmeye başlar.
Bugün politik körlük, cehaletten değil; seçici görmeden besleniyor. İnsanlar artık gerçeği aramıyor, kendi kanaatlerini doğrulayacak kırıntıları topluyor. Sosyal medya yankı odaları, ideolojik kamplar ve partizan dil; farklı olanı anlamayı değil, farklı olana düşmanlığı örgütlüyor.
Böylece siyaset, çözüm üretme sanatı olmaktan çıkıp aidiyet testine dönüşüyor: “Bizden misin, değil misin?”
Bu körlük hali en çok iktidar alanlarında tehlikelidir. Gücü elinde bulunduranlar, kendi bakış açılarını devlet aklıyla eşitlediklerinde, eleştiriyi ihanet; itirazı tehdit; farklılığı bozgunculuk olarak yaftalar. Oysa tarih gösteriyor ki devletler, dış düşmanlardan önce iç hakikat yoksunluğundan çöker. Yanlışın dile getirilemediği yerde, felaket sessizce büyür.
Muhalefet için de durum farklı değildir. Kendi doğrularını kutsallaştıran muhalif akıl, halkı anlamayı değil; halkı “eğitmeyi” hedefler. Bu da siyaseti halktan koparır. Halkın gerçeğiyle temas etmeyen hiçbir politik iddia uzun ömürlü olmaz. Çünkü siyaset, soyut ideallerle değil; somut hayatlarla sınanır.
Saramago’nun işaret ettiği körlük, aslında ahlaki bir sorundur. Kendi bakış açısını tek gerçeklik sanan kişi, başkasının acısını görmez, talebini duymaz, varlığını meşru saymaz. Bu noktada siyaset, temsil olmaktan çıkar; dayatmaya dönüşür. Dayatma ise hangi ideolojik ambalajla sunulursa sunulsun, eninde sonunda otoriterliğe varır.
Gerçek siyaset; farklı bakış açılarının varlığını tehdit değil, zenginlik olarak görebilen akılla mümkündür. Hakikat, tek bir gözle değil; farklı pencerelerden bakıldığında berraklaşır. Körlüğün panzehiri, her fikri doğru kabul etmek değil; hiçbir fikri mutlaklaştırmamaktır.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, daha yüksek sesle konuşanlar değil; daha derin düşünenlerdir.
Çünkü en büyük politik felaket, yanlış fikirler değil; yanılmaz olduğunu sanan fikirlerdir.
