Özdemir, Kayseri’nin tarih boyunca Anadolu’nun doğu-batı ve kuzey-güney bağlantı noktası olduğunu belirterek, şehrin ticaret, kültür ve medeniyet açısından özel bir konuma sahip olduğunu ifade etti. Yamula Barajı çevresinde bulunan fosillerden Asur ticaret tabletlerine kadar birçok tarihi unsurun Kayseri’nin köklü geçmişini ortaya koyduğunu söyledi.
“Kayseri Türk Tarihi ve Kültürünün Temel Merkezlerinden Biri”
Özdemir konuşmasında, Kayseri’nin Hititlerden Roma İmparatorluğu’na, Selçuklulardan Osmanlı’ya kadar birçok medeniyetin önemli merkezlerinden biri olduğunu vurguladı. Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan döneminde Türk-İslam hakimiyetine giren Kayseri’nin zaman zaman Selçuklu Devleti’ne başkentlik yaptığını hatırlattı.
Özdemir, “Kayseri’nin Türkler tarafından fethedildiği 1067 yılından tam 960 yıl sonra Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmesi büyük anlam ve değere sahiptir” ifadelerini kullandı.
Erciyes ve Tarihi Miras Vurgusu
Kayseri’nin sahip olduğu tarihi eserler ve kültürel değerlerle Türk dünyasında özel bir yere sahip olduğunu belirten Özdemir, Erciyes Dağı’nın Kayserililerin çalışkanlığının ve girişimci ruhunun simgesi olduğunu söyledi. Ayrıca Gevher Nesibe Hatun Şifahanesi başta olmak üzere tarihi yapılar, hanlar, kümbetler ve camilerin şehrin kültürel mirasını güçlendirdiğini ifade etti.
Özdemir, Kayseri’nin sanayi, ticaret, tarım, turizm ve sağlık alanlarında da Türkiye’nin önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, şehrin “Cumhuriyetin göz bebeği ve Türk dünyasının güçlü sembollerinden biri” olduğunu dile getirdi.
Kayseri Protokolüne Teşekkür
Konuşmasının sonunda Özdemir, Kayseri’nin 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Özellikle Gökmen Çiçek ve Memduh Büyükkılıç başta olmak üzere katkı sunan herkese teşekkür eden Özdemir, Kayseri’nin Türk dünyasının birlik ve kültürel dayanışması açısından önemli rol üstleneceğini ifade etti.
