Türkiye bugün, yıllardır süren kanlı bir mücadelede tarihî bir eşiğe gelmiş durumda.
Eli kanlı terör örgütü PKK, 40 yılı aşkın bir süredir Türk milletinin huzuruna, devletin bekasına kast etmişti.
Şimdi ise örgüt, Türkiye’den tamamen çekileceğini açıkladı.
Bu gelişme, bir dönemin kapanışı değil; devlet aklının, sabrın ve milliyetçi iradenin zaferidir.
Bu zaferin ardında, ısrarla, kararlılıkla, günü kurtarmadan,
devleti yaşatmanın stratejisini kuran bir liderin imzası vardır:
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli.
Devlet Aklından Doğan Bir Doktrin: “Terörsüz Türkiye”
“Terörsüz Türkiye” doktrini, bir slogan değil, devlet politikası hâline gelmiş bir ülküdür.
Yıllarca terörle müzakere arayışlarının, dış destekli kirli planların, içerde ihanet şebekelerinin hedefi haline gelen Türkiye, artık kendi iradesiyle dik durmaktadır.
Bu dönüşümde MHP’nin devlet aklına yön veren katkısı büyüktür.
Sayın Bahçeli, “terörle pazarlık değil, mücadele edilir” anlayışını siyasetin merkezine taşımış;
devletin ve milletin aynı hedefte birleşmesini sağlamıştır.
Bugün terör örgütünün çekilme kararı, bu stratejik çizginin doğrudan sonucudur.
Devlet kararlı olmuş, millet arkasında durmuş, hainler kaybetmiştir.
“Derdiniz Derdimizdir” Diyerek Sahaya İnenler
Bugün Milliyetçi Hareket Partisi teşkilatları, Sayın Bahçeli’nin talimâtıyla “Derdiniz Derdimizdir” diyerek Türkiye’nin dört bir yanında sahadadır.
Bunu, bir seçim kampanyası olarak değil bir gönül seferberliği olarak okumak gereklidir.
MHP, devletin güvenlik zaferini, milletin sosyal birliğine taşımaktadır.
Kapı kapı, hane hane gezen ülkücü kadrolar, yalnızca siyasi bir mesaj taşımıyor;
“Birliğimizi koruyalım, ayrılığa düşmeyelim, tedbiri elden bırakmayalım” çağrısı yapıyor.
Çünkü Sayın Bahçeli’nin ifadesiyle:
Terörün çekildiği her dağ, Türk milletinin iradesine açılmış bir bayraktır.
Ama o bayrak dalgalandıkça, fitneye karşı nöbet bitmez.
Bu sahadaki duruş, MHP’nin sadece siyaseten temsilde değil,
milletin ruh kökünü temsil ettiğini bir kez daha göstermektedir.
Zaferin Bedeli: Tedbir ve Teyakkuz
Terörün çekilmesi, elbette büyük bir kazanımdır fakat bu süreçte rehavete yer yoktur.
Sayın Bahçeli’nin sıkça vurguladığı “Tedbir elden bırakılmamalıdır” uyarısı, tam da bugün için söylenmiştir.
Zira düşman sadece dağlarda değildir; ekonomide, medyada, siyasette, toplumun zihnindedir.
Devletin güvenlik kurumları teyakkuzda olmalı; millet de aynı şuurla,
fitneye kapı aralamadan birlik içinde kalmalıdır.
Sayın Bahçeli’nin devlet felsefesi, “Zafer, sabırla ve disiplinle korunur.” ilkesine dayanır.
Bugün Türkiye’de terörün fiziki olarak çekilmesi, bu felsefenin doğruluğunu göstermektedir.
Ama zihinsel, ideolojik ve kültürel düzlemde mücadele sürmektedir
Milliyetçi Hareket Partisi’nin sahadaki varlığı tam da bu yüzden hayati önem taşımaktadır.
Sayın Bahçeli, siyaset üstü bir ferasetle, devlete yön veren çizgisini korumuş;
milletin çıkarını her şeyin üstünde tutmuştur.
“Terörsüz Türkiye” bir hayaldi, artık devlet politikasıdır.
Bu dönüşüm, milliyetçiliğin devlette karşılık bulduğu en somut örnektir.
Bugün ortaya çıkan tablo, bu sabrın meyvesidir:
Türkiye sınır ötesinde kararlıdır, içeride huzurludur.
PKK’nın geri çekilişi, devletin değil, Türk milletinin iradesinin galibiyetidir.
Bugün artık “Terörsüz Türkiye” konuşuluyorsa, bu sadece güvenlik kuvvetlerinin değil,
Milliyetçi iradenin ve Bilge Lider Sayın Dr.Devlet Bahçeli’nin stratejik öngörüsünün eseridir.
Ve bugün, sahada “Derdiniz Derdimizdir” diyerek halkın derdini dinleyen,
birlik çağrısı yapan her ülkücü, bu zaferin canlı parçasıdır.
Türkiye, artık terörle değil; üretimle, birlikle, inançla yol yürümektedir.
Ve bu yolun pusulasında yazan tek şey şudur:
“Devlet yaşasın diye, biz buradayız!”
