Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Serkan Demir / CEO
Serkan Demir / CEO

İstanbul’da Selin Faturası: Yağmur Sokakları Bastı, Ekonominin Çarkları Yavaşladı

Yazıyı sesli dinleyebilirsiniz

Sel felaketinin iş dünyasına etkileri

İstanbul’da yağmur yağdığında artık yalnızca şemsiyeler açılmıyor, işletmeler de zarar hesabı yapmaya başlıyor. Bir yolun kapanması, bir deponun su altında kalması ya da bir fabrikanın üretimi durdurması, ilk bakışta yerel bir sorun gibi görünebilir. Oysa İstanbul gibi Türkiye ekonomisinin en önemli merkezlerinden birinde yaşanan sel, binlerce işletmeyi ve çalışanı etkileyebilir.

Çünkü İstanbul’da suyun yükseldiği her dakika, bir yerde işlerin aksaması anlamına geliyor. Kamyon depoya ulaşamıyor, kurye siparişini teslim edemiyor, mağaza müşteri kaybediyor, fabrika sevkiyatını geciktiriyor. Üstelik zarar, yağmur dindikten sonra da devam ediyor.

Asıl mesele, selin ne kadar su getirdiği değil, ekonominin bu afete ne kadar hazırlıklı olduğudur.

277 Kilogram Yağmur, Büyük Bir Ekonomik Risk

14 Ekim 2026’da İstanbul’da etkili olan sağanakta Beykoz’da metrekareye 277,1 kilogram yağış düştü. Bu miktar, ilgili ölçüm istasyonunda 1942’den bu yana kaydedilen en yüksek değer olarak açıklandı. İstanbul Valiliğinin verilerine göre aynı gün saat 06.00 ile 20.00 arasında 2.518 ihbar yapıldı. Bunların 280’i iş yerleriyle ilgiliydi.

Bu rakamlar, felaketin yalnızca günlük yaşamı değil, ticari faaliyetleri de etkilediğini gösteriyor.

Bir işletmenin su altında kalması, sadece ürünlerin veya makinelerin zarar görmesi demek değil. İşletme kapalı kaldığı sürece kira, personel ve diğer sabit giderlerini ödemeye devam ediyor. Müşteriler ise bu sırada başka işletmelere yönelebiliyor.

Selin ekonomik etkisi, su çekildiğinde değil, işletmeler yeniden normal faaliyetlerine döndüğünde sona eriyor.

20 Milyar TL’lik Fatura: Gerçek Zarar Ne Kadar?

17 Ekim 2026 tarihli bir haberde, İstanbul’daki sel felaketinin maliyetinin yaklaşık 400 milyon dolara, yani 20 milyar TL’ye ulaşabileceği tahmini paylaşıldı. Haberde ayrıca sigorta şirketlerine ulaşan hasar bildirimlerine ilişkin bilgiler de yer aldı.

Ancak bu rakamı kesinleşmiş zarar olarak değerlendirmemek gerekiyor. Çünkü toplam ekonomik kayıp, yalnızca hasar gören bina, araç ve makinelerin bedelinden oluşmuyor. Üretim kaybı, geciken teslimatlar ve müşteri kaybı da bu hesabın bir parçası.

Örneğin, günlük 500 bin TL satış yapan bir işletme sel nedeniyle dört gün kapalı kalırsa 2 milyon TL’lik satış hacminden mahrum kalabilir. Bu, doğrudan 2 milyon TL zarar ettiği anlamına gelmez; ancak işletmenin nakit akışını ciddi biçimde zorlayabilir.

Buna bir de onarım giderleri ve yeniden faaliyete geçmek için yapılacak harcamalar eklendiğinde, selin işletmeler üzerindeki etkisi daha iyi anlaşılır.

2009’dan Bugüne: İstanbul Aynı Sorunla Karşı Karşıya

İstanbul, sel felaketleriyle ilk kez karşılaşmıyor. Eylül 2009’da yaşanan büyük sel, özellikle İkitelli ve İSTOÇ çevresindeki ticari faaliyetleri ağır biçimde etkiledi. Döneme ilişkin çalışmalarda ekonomik kaybın 700 milyon TL’ye ulaştığı aktarılıyor. Felakette 31 kişi hayatını kaybetti, dokuz kişi kayboldu.

2017’de İstanbul’da yaşanan başka bir sel olayının da yaklaşık 200 milyon TL zarara yol açtığı, İBB’nin iklim değişikliği eylem planında yer aldı.

Elbette 2009, 2017 ve 2026 yıllarına ait zarar rakamlarını doğrudan karşılaştırmak doğru değil. Ekonominin büyüklüğü ve fiyatlar değişti. Ancak bu olayların ortak bir mesajı var: İstanbul’da sel riski, yalnızca su baskını yaşanan noktaları değil, ticaretin ve ulaşımın devamlılığını da etkiliyor.

Her felaketten sonra aynı zararları yeniden hesaplamak yerine, bu kayıpları azaltacak önlemlere daha fazla ağırlık vermek gerekiyor.

Bir İşletme Kapanınca Herkes Etkileniyor

Selin ekonomik etkisi, işletme sahibinin kaybıyla sınırlı değil. Bir fabrikanın üretimi durduğunda tedarikçileri ödeme alamayabilir. Teslimatların gecikmesi başka şirketlerin üretimini aksatabilir. Küçük işletmeler ise birkaç günlük gelir kaybını bile karşılamakta zorlanabilir.

Örneğin, aylık sabit gideri 900 bin TL olan bir işletmenin günlük ortalama sabit gideri yaklaşık 30 bin TL’dir. İşletme beş gün kapalı kalırsa, satış kaybı ve onarım masrafları hesaba katılmadan bile yaklaşık 150 bin TL’lik sabit gider yükü taşımaya devam eder.

Bu, örnek bir hesaplamadır; İstanbul’daki belirli bir işletmenin gerçek zararını göstermez. Ancak işletmelerin neden yalnızca fiziksel hasara değil, faaliyetlerinin durmasına karşı da hazırlıklı olması gerektiğini açıkça ortaya koyar.

Sigorta Var Ama Her Zarar Karşılanıyor mu?

Sel felaketlerinin ardından sigorta konusu da önem kazanıyor. Türkiye Sigorta Birliği tarafından 15 Ekim’de paylaşılan verilere göre İstanbul’da sel ve su baskını teminatı kapsamında 838 hasar ihbarı bulunuyordu. Bunların 776’sı yangın, 62’si kasko branşındaydı.

Ancak sigortalı olmak, bütün zararların karşılanacağı anlamına gelmiyor. İşletmelerin poliçelerini incelerken üç noktaya dikkat etmesi gerekiyor:

İşletmelerin Dikkat Etmesi Gerekenler

Bina, makine ve stok hasarları hangi teminat kapsamında?

Faaliyetlerin durması nedeniyle oluşan gelir kaybı karşılanıyor mu?

Hasar ödemesi beklenirken işletmenin giderlerini karşılayacak yeterli nakit var mı?

Sigorta, işletmelerin toparlanmasına yardımcı olabilir. Fakat doğru teminat seçimi ve afet öncesi hazırlık da en az sigorta kadar önemlidir.

Sel Felaketinden Ders Çıkarmak Mümkün

İstanbul’daki sel, hem kamu kurumları hem de özel sektör için önemli bir uyarı niteliğinde.

Yağmur suyu altyapısının güçlendirilmesi, riskli bölgelerin belirlenmesi ve erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi gerekiyor. İşletmeler de depolarını korumalı, alternatif sevkiyat güzergâhları belirlemeli ve faaliyetlerini aksatabilecek risklere karşı önceden plan yapmalı.

Bu önlemler başlangıçta maliyet yaratabilir. Ancak gelecekte yaşanabilecek daha büyük kayıpların önüne geçilmesine yardımcı olabilir.

Son Söz: Asıl Mesele Bir Sonraki Sel

İstanbul’un sel felaketi, iş dünyasına önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı: Bir şehrin ekonomik büyüklüğü, onun her koşulda ayakta kalabileceği anlamına gelmiyor.

Selin kesin ekonomik bilançosu ortaya çıktığında hangi sektörlerin ne kadar zarar gördüğü daha net anlaşılacak. Ancak hazırlık yapmak için nihai faturayı beklemeye gerek yok.

Su çekilir, yollar temizlenir, dükkânlar yeniden açılır. Fakat hazırlıksızlığın maliyeti, bir sonraki yağışa kadar ortadan kalkmaz.

İstanbul’un iş dünyası için asıl soru, yağmurun ne zaman yağacağı değil; bir sonraki sel geldiğinde ekonominin ne kadarının ayakta kalacağıdır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER