Sanırım hepimiz farkında olmadan aynı cemiyetin üyesiyiz.
Kimimizin dilinin ucunda kalmış bir özrü, kimimizin yıllardır söyleyemediği bir teşekkürü var. Bazılarımız “Gitme.” diyemediği için yalnız kaldı, bazılarımız “Kal.” demeyi gururuna yakıştıramadı. Oysa bazen hayatı değiştiren şey, uzun konuşmalar değil; tam zamanında söylenmiş tek bir cümledir.
İnsan, söylediklerinden çok sustuklarıyla yaşlanıyor. Çünkü söylenen söz, bir gün mutlaka yerini buluyor; ama söylenmeyenler, insanın içinde dolaşıp duruyor. Her karşılaşmada biraz daha ağırlaşıyor, her vedada yeniden dile geliyor. Sanki kalbin en sessiz köşesinde kendine küçük bir oda kuruyorlar.
Ne tuhaf… Hayat bize doğru kelimeleri değil, doğru zamanı bulmayı öğretemiyor. Bu yüzden bazı cümleler yıllarca içimizde bekliyor. Söylense belki her şeyi değiştirecek bir “Haklıydın.”, bir “Korkuyordum.”, bir “Seni özledim.” ya da sadece “İyi misin?”
Sonra zaman geçiyor. İnsanlar değişiyor, şehirler değişiyor, hatta aynı sokak bile başka bir hikâyeye dönüşüyor. Ama o cümleler değişmiyor. İlk günkü hâlleriyle, içimizde beklemeye devam ediyorlar. Çünkü bazı sözlerin ömrü, onları söyleyemediğimiz an başlıyor.
Belki de pişmanlık, yaptıklarımızdan çok yapamadıklarımızın adıdır. Belki de insan, hayatı boyunca eksik bıraktığı birkaç cümlenin gölgesinde yürür. Kim bilir… Belki de en ağır yük, sırtımızdakiler değil; boğazımızda düğümlenip dışarı çıkamayan kelimelerdir.
Ve belki bu yüzden, hepimiz aynı cemiyetin sessiz üyeleriyiz. Birbirimizi hiç tanımasak da aynı yükü taşıyoruz. Bir gün tamamlanır umuduyla içimizde sakladığımız cümlelerle.

YORUMLAR