Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Prof.Dr.Kamil Kömürcü / Akademisyen
Prof.Dr.Kamil Kömürcü / Akademisyen

Kökü Bir Yerde Gövdesi Başka Yerde

Yazıyı sesli dinleyebilirsiniz

Her kültür, tarihsel birikimi, dili, mimarisi ve gündelik yaşam biçimleriyle kendine özgü bir kimlik kazanır. Bu kimlik, başka kültürlerle kurulan ilişkilerden bağımsız olarak şekillenmez.
Türk kültürü yüzyıllar boyunca kendi toprağında filizlendi, Doğu’nun bilgisi ve bilgeliğiyle sulandı, Anadolu’nun mayasıyla olgunlaştı.

Ne var ki zamanla kültürel alışverişin yerini taklit, öğrenmenin yerini öykünme aldığında, insan kendi evinde misafir gibi yaşamaya başladı. Tanzimat’la birlikte yönünü Batı’ya çeviren bu misafir, bir yandan eski evinin eşyalarını bir kenara atarken diğer yandan yeni evin mimarisini de tam olarak içselleştiremedi. Sonunda iki kapı arasında kaldı; birinden çıkmış, ötekinden içeri girememişti.

Sorun başka kültürlerden etkilenmek değildi. Kültür zaten karşılaşmaların, alışverişlerin ve dönüşümlerin ürünüdür. Her ağaç, güneşi ve yağmuru dışarıdan alır; mesele, aldığını kendi gövdesinde öze çevirebilmektir. Bizde eksik olan buydu. Aldığımızı kendi potamızda eritemedik, olduğu gibi taşıdık, üstelik ne taşıdığımızı da pek bilmedik. Önce bir dünyanın kavramlarını kendi düşüncemizin yerine koyduk, ardından başka bir dünyanın biçimlerini onların yerine geçirdik. Birinden sözcükler, ötekinden görüntüler devşirdik; hiçbirini kendi tarihimizin, dilimizin ve zevkimizin süzgecinden geçirmedik. Kısacası ortaya yeni ve özgün bir sentez çıkmadı.

Bunun yerine birbirine tutunamayan parçaların yan yana durduğu tuhaf bir manzara belirdi. Duvarında geleneksel motifler, cephesinde cam kulelerin gölgesi olan binalar...Kapısına Selçuklu taç kapısını andıran taş bir kemer oturtulmuş, ama kemerin ardında yirmi katlı bir cam blok yükselen konut siteleri gibi. Kapıdan geçerken geçmişe selam verilir, asansöre binince o selam unutulur. Ya da dilinde kendi kelimeleri, zihninde yabancı bir akıl yürütme; davranışlarında eski dünyanın alışkanlıkları, arzularında ithal edilmiş bir hayatın hayalleri… Her şey yerli yerindeymiş gibi görünür ama hiçbir şey tam olarak kendisine ait değildir.

İnsanın kendi geçmişini küçümseyip başkasının geçmişine hayran olması da bu manzaranın bir parçasıydı. Üstelik hayran olunan kültürün kendisini bile tanımadan, onun yalnızca vitrinini taklit etmek mümkündü. Bir yandan düşünce disiplini kazanmak emek istiyordu; tumturaklı cümlelere birkaç mistiksözcük eklemek ise yeterince gösterişliydi. Diğer taraftan bilimin yöntemini öğrenmek zahmetliydi; tüketim biçimini kopyalamak kolay. Böylece taklit edilen dünyaların derinliği dışarıda kalırken kabuğu gündelik hayatımıza yerleşti.

Belki de asıl trajedi, bu parçalı yapının zamanla bir kimlik sanılmasıydı. İnsan ne bütünüyle geçmişinde yaşayabiliyor ne de yöneldiği dünyanın düşünsel derinliğine ulaşabiliyordu. Bir ayağı hatıralarda, öteki ayağı modaların peşinde; dili dezihninin ölçüleri de başkasının… Ortaya ne eskiyi yaşatabilen ne de yeniyi özümseyebilen bir ara kültür çıktı. Bu kültür, iki dünyanın en güçlü taraflarını birleştirmek yerine, çoğu zaman ikisinin de yüzeyde kalan parçalarını bir araya getiriyordu.

Oysa mesele geçmişe kapanmak ya da dışarıya kapıları kilitlemek değildi. Bir kültürün gücü, başkasından aldığı şeyleri ne ölçüde ve hangi şekilde dönüştürebildiğiyle ilgilidir. Kendi köklerinden habersiz bir toplum, yabancı etkiler karşısında kolayca biçim değiştirir; kendi düşünme kudretini koruyan toplum ise etkilenirken bile kendisi kalabilir.

Çünkü kültür, başkalarının elbiselerini üst üste giymek değil, karşılaştığı her yeni kumaştan kendi ölçüsüne göre bir şey dikebilmektir. Aksi hâlde insan, aynada gördüğü sureti kendisi zanneder. Oysa gördüğü, birbirine uymayan eğreti yüzlerin toplamından ibarettir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER