Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Ayşe Nur Tetik / Araştırmacı - Yazar
Ayşe Nur Tetik / Araştırmacı - Yazar

Terörsüz Türkiye’nin Üç Temel Direği: Ekonomi, Millî Sermaye ve Millî Savunma

Yazıyı sesli dinleyebilirsiniz

Bugünün dünyasında devletlerin karşı karşıya kaldığı tehditler yalnızca savaş meydanlarında ortaya çıkmamaktadır. Ekonomik baskılar, enerji krizleri, uluslararası finansal dalgalanmalar, vekâlet savaşları, terör örgütleri ve teknolojik bağımlılık, modern devletlerin güvenliğini doğrudan etkileyen unsurlar hâline gelmiştir. Çünkü ekonomik olarak zayıf bir devletin güvenlik politikalarını uzun süre sürdürebilmesi zordur. Savunma alanında dışa bağımlı bir ülkenin millî güvenlik konusunda tam anlamıyla bağımsız hareket etmesi güçleşir. Millî sermayesi yeterince gelişmeyen bir ülkenin ise küresel ekonomik rekabet içerisinde kendi geleceğini belirlemesi zorlaşabilir.

Terörün en ağır sonuçlarından biri ekonomik kalkınmaya verdiği zarardır.

Terörsüz Türkiye; ekonomik olarak güçlü, millî sermayesi gelişmiş, savunma kapasitesi yüksek ve dış politikada bağımsız hareket edebilen bir Türkiye idealidir.

Güvenlik sorununun bulunduğu bölgelerde yatırımlar azalabilir, üretim kapasitesi zarar görebilir ve insanların geleceğe yönelik ekonomik beklentileri zayıflayabilir. Bu nedenle Terörsüz Türkiye, aynı zamanda ekonomik olarak güçlü Türkiye hedefidir. Bu hedef Türkiye’nin her bölgesinde eğitim, sağlık, ulaşım ve ekonomik imkânların geliştirilmesi, toplumsal huzurun güçlenmesine katkı sağlayacaktır.

Ekonomik kalkınma, yalnızca büyük şehirlerin gelişmesiyle sınırlı olmamalıdır. Türkiye’nin bütün şehirleri ve bölgeleri, kalkınma sürecinden adil şekilde yararlanmalıdır.

Bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması, vatandaşların kamu hizmetlerine eşit şekilde ulaşması ve gençlerin kendi şehirlerinde gelecek kurabilmesi, Türkiye’nin toplumsal yapısını güçlendirecektir.

Güçlü Türkiye hedefi üç temel sütun üzerinde yükselmelidir:

Güçlü ekonomi.

Güçlü millî sermaye.

Güçlü millî savunma.

Ekonomik güç savunmayı destekler, savunma güvenliği sağlar, güvenlik ise yatırım ve üretim ortamını güçlendirir. Böylece devletin bağımsızlığı yalnızca siyasî bir söylem olmaktan çıkar ve somut bir millî kapasiteye dönüşür.

Ekonomik bağımsızlık, millî egemenliğin en önemli unsurlarından biridir.

Türkiye’nin güçlü bir gelecek inşa edebilmesi için üretim kapasitesini artırması gerekmektedir.

İthalata bağımlılığını azaltan Türkiye, ekonomik krizlere karşı daha dayanıklıdır.

Teknoloji geliştiren Türkiye, uluslararası rekabette daha güçlüdür.

Tarımını, sanayisini ve enerji kapasitesini geliştiren Türkiye, dış baskılara karşı daha bağımsız hareket edebilir.

Terörsüz Türkiye hedefinin ekonomik boyutu tam olarak burada ortaya çıkmaktadır. Terörün bulunduğu ortamda yatırım yapmak zorlaşır. Güvenlik riskleri arttığında ekonomik faaliyetler zarar görebilir. Turizm olumsuz etkilenebilir, üretim maliyetleri yükselir ve devletin kaynaklarının önemli bir bölümü güvenlik harcamalarına yönelmek zorunda kalabilir. Terörle mücadele için harcanan kaynakların azalması, uzun vadede Türkiye’nin eğitim, sağlık, bilim ve teknoloji gibi alanlara daha fazla yatırım yapabilmesine imkân sağlayabilir. Bu nedenle terörün ortadan kaldırılması yalnızca bir güvenlik başarısı değil, aynı zamanda ekonomik kalkınmanın önünü açacak stratejik bir gelişmedir.

Türkiye’nin güçlü bir gelecek inşa edebilmesi için üretim kapasitesini artırması gerekmektedir.

Üreten bir Türkiye, daha güçlü bir Türkiye’dir.

İthalata bağımlılık azaltılmalı, Teknoloji, tarımı, sanayi ve enerji kapasitesini geliştirilmelidir. Böylelikle

Türkiye, dış baskılara karşı daha bağımsız hareket edebilir. Uluslararası rekabette daha fazla güçlü konuma gelirken ekonomide tam bağımsızlık elde edilebilir.

Terörle mücadele için harcanan kaynakların azalması, uzun vadede Türkiye’nin eğitim, sağlık, bilim ve teknoloji gibi alanlara daha fazla yatırım yapabilmesine imkân sağlayabilir. Bu nedenle terörün ortadan kaldırılması yalnızca bir güvenlik başarısı değil, aynı zamanda ekonomik kalkınmanın önünü açacak stratejik bir gelişmedir.

Türkiye’nin ekonomik güvenliği, bulunduğu coğrafyadaki gelişmelerden bağımsız değildir. Ortadoğu’da yaşanan savaşlar, Türkiye’ye yalnızca güvenlik tehdidi oluşturmaz. Aynı zamanda enerji fiyatlarından ticaret yollarına, göç hareketlerinden yatırım ortamına kadar birçok alanda ekonomik sonuçlar doğurur. Savaşların yaşandığı bölgelerde ticaret yolları zarar görebilir. Lojistik maliyetleri artabilir. Enerji fiyatlarında dalgalanmalar yaşanabilir. Bölgesel belirsizlik, yatırımcıların risk algısını yükseltebilir. Türkiye’nin bulunduğu coğrafya, dünyanın önemli enerji ve ticaret yollarının kesişim noktasındadır. Bu nedenle Ortadoğu’da meydana gelen her büyük kriz, Türkiye’nin ekonomik dengelerini doğrudan veya dolaylı biçimde etkileyebilmektedir.

Ekonomik kalkınma ile bölgesel istikrar arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Türkiye, hem kendi sınırları içerisinde güvenliği sağlamalı hem de çevresindeki savaşların ekonomik etkilerine karşı dayanıklı bir ekonomik yapı oluşturmalıdır.  Türkiye’nin ekonomik kalkınmasının önünde duran engeller sınır ötesinde mevcut olmakla beraber sınırlar içerisinde d bulunmaktadır. Bugün Ortadoğu’daki savaşlar ve anlaşmazlıklar Türkiye’nin hem varlığını hem ekonomisini tehdit etmektedir. Tehditleri yok etmek için atılan ilk adım sınır içerisindeki refahı ve ekonomik güvenliği sağlamaktır. Mevcut tehditlerin kaldırılmasıyla birlikte milli sermayeye olan yatırım artacak, milli savunma sistemleri geliştirilecek, milli güvenlik ise güçlenecektir.

STRATEJİK SEKTÖRLERDE MİLLÎLEŞME

Millî sermaye politikası, özellikle stratejik sektörlerde önem kazanmaktadır. Enerji, savunma, sağlık teknolojileri, tarım, gıda, iletişim ve yüksek teknoloji gibi alanlar yalnızca ekonomik sektörler değildir. Bunlar aynı zamanda millî güvenlik alanlarıdır. Bir ülkenin enerji kaynaklarına erişimi dış baskılar nedeniyle tehlikeye giriyorsa ekonomik bağımsızlığı zarar görebilir. Gıda üretiminde dışa aşırı bağımlı olan bir ülke kriz dönemlerinde ciddi sorunlarla karşılaşabilir. Savunma teknolojilerini tamamen başka ülkelerden almak zorunda kalan bir devlet, uluslararası siyasi krizlerde hareket alanını kaybedebilir.

Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı, toplumun bütün üretim kapasitesinin harekete geçirilmesiyle mümkündür.

İthal eden değil, teknoloji ihraç eden bir ülke olmalıdır. Ham madde satan değil, katma değerli ürün üreten bir ekonomik yapıya ulaşmalıdır. Bunun için küçük ve orta ölçekli işletmeler desteklenmeli, genç girişimcilerin önü açılmalı ve kadınların ekonomik hayata katılımı güçlendirilmelidir.

Millî sermaye yalnızca büyük holdinglerin büyümesi değildir. Anadolu’daki küçük işletmenin büyümesi de millî sermayedir. Bir gencin teknoloji şirketi kurması da millî sermayedir. Bir çiftçinin modern üretim teknikleriyle verimliliğini artırması da millî sermayedir. Bir mühendis tarafından geliştirilen yerli teknoloji de millî sermayedir.

MİLLÎ SAVUNMA: BAĞIMSIZLIĞIN GÜVENCESİ

Bir devletin ekonomik gücü ne kadar yüksek olursa olsun, millî güvenliğini koruyacak savunma kapasitesi bulunmuyorsa bağımsızlığı her zaman tehdit altında olabilir.

Bugün savaşların niteliği değişmiştir. Siber saldırılar devletlerin altyapılarını hedef alabilmektedir. Dezenformasyon toplumları etkileyebilmektedir. Ekonomik yaptırımlar ülkelerin siyasi kararlarını değiştirmeye çalışabilmektedir.

Türkiye’nin millî savunma anlayışı genişletilmelidir. Savunma sistemlerinde dışa bağımlılık, uluslararası kriz dönemlerinde devletlerin hareket alanını sınırlayabilir. Bu nedenle yerli ve millî savunma teknolojilerinin geliştirilmesi, yalnızca ekonomik bir yatırım değil; aynı zamanda devletin bağımsız karar alma kapasitesine yapılan bir yatırımdır. Savunma sanayiinin gelişmesi, aynı zamanda Türkiye’de yüksek teknoloji üretiminin artmasına da katkı sağlayabilir. Mühendislik, yazılım, elektronik, havacılık ve yapay zekâ alanlarında yapılan yatırımlar yalnızca askerî kapasiteyi değil, sivil teknolojileri de geliştirebilir.

Türkiye’nin hedefi savaşmak değil, caydırıcı olmaktır.

Güçlü savunma, savaş istemek anlamına gelmez. Aksine güçlü savunma kapasitesi, tehditlerin ortaya çıkmasını engelleyen en önemli unsurlardan biridir. Barışı korumanın en güçlü yollarından biri, gerektiğinde vatanını koruyabilecek kapasiteye sahip olmaktır.

Terör örgütleri yalnızca silahlı yapılar değildir. Terörün finansal kaynakları, propaganda ağları ve uluslararası bağlantıları bulunmaktadır. Bu nedenle terörle mücadele yalnızca askerî operasyonlarla yürütülemez.

Terörün finansmanı takip edilmeli, Kara para ağlarıyla mücadele edilmeli, Terör örgütlerinin propaganda faaliyetleri etkisiz hâle getirilmelidir. Dijital güvenlik artırılmalıdır. Gençlerin manipülasyonlardan korunması sağlanmalıdır. Örgütlerin ekonomik kaynakları kesilirse hareket kapasitesi de azalacaktır. Propaganda alanı daraltılırsa insan kaynağı bulması zorlaşacaktır. Bölgesel iş birlikleri güçlendirildiğinde, sınır aşan terör faaliyetleriyle mücadele daha etkin hâle gelecektir.

Bu nedenle Terörsüz Türkiye; güvenlik, ekonomi ve diplomasi politikalarının birlikte yürütülmesini gerektirir.

Terörsüz Türkiye demek; daha güçlü bir devlet demektir. Terörsüz Türkiye demek; daha huzurlu bir toplum demektir. Bu hedef yalnızca bugünün değil, yarının Türkiye’sini inşa etme hedefidir.

Ve unutulmamalıdır ki; bir milletin en büyük gücü, ortak bir geleceğe birlikte inanabilmesidir.

Türkiye’nin ortak geleceği; ayrılıkta değil birliktedir. Korkuda değil cesarettedir. Şiddette değil huzurdadır.

Ve Türkiye’nin geleceği, terörün gölgesinde değil; millî birlik, güçlü devlet ve ortak gelecek idealinde yükselmelidir.

Terörsüz Türkiye; sadece bir güvenlik hedefi değil, Türkiye Yüzyıl’ına bırakılacak en büyük toplumsal miraslardan biridir.

“Terörsüz Türkiye, ayağındaki paslı zincirleri kıran muktedir Türkiye’dir”- DEVLET BAHÇELİ

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER