Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Sinem Üzümcü / Yazar
Sinem Üzümcü / Yazar

Bir Ömre Sığmayan Hayat

Hayat gerçekten zor mu, yoksa biz öyle düşündüğümüz için mi bize zor geliyor? Belki de hayatı bir yaşam, bir deneyim, gelip geçici bir yolculuk olarak görmek yerine; sürekli kazanılması gereken bir savaş gibi gördüğümüz içindir bu ağırlık. Sürekli yetişmek zorunda hissetmek, sürekli daha fazlasını istemek, durmadan bir şeyleri kanıtlama ihtiyacı… Belki de insanı yoran hayatın kendisi değil, ona yüklediği anlamdır.

 

İnsan artık yaşamaktan çok mücadele etmeye odaklanmış durumda. Dinlenirken bile suçluluk hissediyor, durduğunda geri kaldığını düşünüyor. Sahip olduklarıyla huzur bulmak yerine eksik olanın peşinden koşuyor. Yetinmek neredeyse başarısızlık gibi görülüyor. Daha fazla para, daha fazla başarı, daha fazla onay, daha fazla görünürlük… İnsan sürekli bir sonraki şeye ulaşmaya çalışırken elindekini yaşamayı unutuyor.

 

Belki de bizi en çok yoran şeylerden biri budur: hiçbir anın yeterli gelmemesi. İnsan hep bir “sonrası” varmış gibi yaşıyor. “Şu işi halledersem rahatlayacağım”, “Bunu başarırsam mutlu olacağım”, “Biraz daha kazanırsam huzur bulacağım” diye düşünüyor. Ama peşinden koşulan o “sonra” hiçbir zaman tam olarak gelmiyor. Çünkü sorun sahip olunanların azlığı değil; insanın içinde büyüyen eksiklik hissi. İnsan bazen ne kadar dolarsa dolsun, içindeki boşluğu taşıdığı sürece eksik hissetmeye devam ediyor.

 

Hırs da tam burada devreye giriyor. Başlangıçta insanı ayakta tutan şey gibi görünse de zamanla omuzlara çöken görünmez bir ağırlığa dönüşüyor. İnsan artık ilerlemek için değil, geride kalmamak için koşuyor. Dinlenmek bile korkutucu geliyor. Çünkü durduğu anda bir şeyleri kaçıracağını düşünüyor. Hayat bir yarışa dönüşüyor; ama kimse tam olarak neyin peşinden koştuğunu bilmiyor.

 

Sabah gözünü açar açmaz telefona uzanan, gün boyu bir yerlere yetişmeye çalışan, yemek yerken bile zihni susmayan insanlar hâline geldik. Bir mesajı cevapsız bırakınca huzursuz oluyor, birkaç saat görünmez kaldığımızda unutulmaktan korkuyoruz. Sürekli bir hareketin içindeyiz; ama çoğu zaman neden bu kadar hızlandığımızı bilmiyoruz. İnsan artık yorulduğunu bile tam olarak hissedemeden yaşamaya devam ediyor.

 

Belki de bu yüzden insanlar sahip olduklarını gerçekten yaşayamıyor. Bir manzaraya bakarken bile zihni başka yerde oluyor insanın. Sevdiği insanlarla otururken bile aklında yetişmesi gereken şeyler dolaşıyor. Her şey hızla tüketiliyor; zaman, ilişkiler, duygular, hatta insanın kendisi bile. Bu hızın içinde insan, yaşadığını sanıyor ama çoğu zaman sadece yetişmeye çalışıyor.

 

Basit yaşamak ise giderek küçümsenen bir şeye dönüşüyor. Sakinlik tembellik sanılıyor, huzur sıradanlık gibi görülüyor. Sürekli meşgul olmak, sürekli bir şeylerle uğraşmak değerli sayılıyor. Oysa insan bazen en çok hiçbir yere yetişmeye çalışmadığında kendine yaklaşır. Sessiz bir akşamda, acele etmeden içilen bir kahvede, kimseye bir şey kanıtlama ihtiyacı hissetmediği anlarda… Ama bunu fark etmek giderek zorlaşıyor. Çünkü dünya insana sürekli daha fazlası olması gerektiğini söylüyor.

 

Belki de hayatı ağırlaştıran şey tam olarak budur. İnsan yaşadığı anı olduğu gibi kabul etmek yerine onu sürekli değiştirmeye, kontrol etmeye, daha fazlasına dönüştürmeye çalışıyor. Elindekine değil, eksik olana odaklanıyor. Bu yüzden huzur hep başka bir zamana erteleniyor. İnsan bir gün mutlu olacağına inanıyor; ama yaşamayı hep sonraya bırakıyor.

 

Ve belki de en acı tarafı şu: İnsan hayatı kaçırdığını çoğu zaman ancak yorulduğunda fark ediyor. Yıllarca yetişmeye çalıştığı şeylerin içinde kendinden uzaklaştığını, mutlu olmak için çıktığı yolda huzurunu kaybettiğini çok geç anlıyor.

 

Belki hayat hiçbir zaman tamamen kolay olmayacaktı.

 

Ama biz onu yaşanacak bir yer olmaktan çıkarıp, kazanılması gereken bir şeye dönüştürdük.

 

Ve insan bazen hayatı kazanmaya çalışırken, yaşamayı kaybediyor.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER