Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gamze Dilsiz / Uzman Sanat Tarihçisi
Gamze Dilsiz / Uzman Sanat Tarihçisi

Trabzon Ayasofyası: Taşlara Yazılmış Bir İnancın Hikâyesi

Karadeniz denildiğinde akla önce yemyeşil yaylalar, hırçın dalgalar ve tarihi sokaklar gelir. Oysa Trabzon’un kalbinde öyle bir yapı vardır ki, yalnızca mimarisiyle değil, yüzyıllardır ayakta kalmayı başaran resimleriyle de geçmişi bugüne taşır.

Trabzon Ayasofyası, sanat tarihinin sessiz ama en etkileyici anlatıcılarından biridir.

13.yüzyılda Trabzon Rum İmparatorluğu döneminde inşa edilen bu yapı, İstanbul’daki Ayasofya’nın bir kopyası değildir.

“Ayasofya” adı, Yunanca “Kutsal Bilgelik” anlamına gelen Hagia Sophia ifadesinden gelir. Trabzon Ayasofyası ise Bizans sanatının geç dönemini yansıtan özgün mimarisi ve ikonografik programıyla Anadolu’nun en değerli anıtları arasında yer alır.

Yapıya adım attığınızda dikkatinizi önce kubbe çeker. Çünkü Bizans sanatında kubbe yalnızca mimari bir unsur değil, gökyüzünü ve ilahi düzeni simgeleyen kutsal bir alandır. Kubbenin merkezinde yer alan Pantokrator İsa, evrenin hâkimi olarak tasvir edilmiştir. Sağ eliyle kutsarken sol elinde İncil’i taşır.

Bu kompozisyon, kiliseye giren herkese ilahi otoritenin her şeyin üzerinde olduğunu hatırlatmayı amaçlar. Ancak bugün gidip gördüm ki yapı -Trabzon’da başka cami kalmamış gibi- maalesef cami olarak kullanıldığı için bu duvar resimlerinin üzerleri bazı plastik panellerle çirkin bir şekilde kapatılmış durumda.

Ayrıca bundan sonraki anlatacağım tüm fresklerin üzerleri de aynı şekilde kapatılmış durumda.

Kubbenin altındaki tonozlarda ve duvar yüzeylerinde ise İncil’den alınan sahneler yer alır. Bunların en dikkat çekicilerinden biri Meryem’e Müjde sahnesidir. Baş melek Cebrail’in Meryem’e İsa’yı dünyaya getireceğini bildirdiği bu an, Hristiyan ikonografisinin başlangıç noktalarından biri kabul edilir. Sanatçı burada yalnızca bir olayı anlatmaz; insanlık tarihinin dönüm noktasını semboller aracılığıyla görünür kılar.

Bir başka önemli sahne ise İsa’nın Doğumu kompozisyonudur. Bizans resim sanatında doğum sahnesi yalnızca ahırdaki bebeği göstermez; mağara, yıldız, çobanlar, melekler ve yıkanan bebek İsa gibi birçok sembolik ayrıntıyı aynı yüzeyde buluşturur. Her figürün ikonografik bir anlamı vardır ve izleyiciye kutsal hikâyeyi katman katman okumayı öğretir.

Duvarlarda görülen Vaftiz, Çarmıha Geriliş, Diriliş ve Göğe Yükseliş sahneleri ise İsa’nın yaşam döngüsünü kronolojik bir bütünlük içinde aktarır.

Bu resimler, Orta Çağ insanı için adeta resimli bir kutsal kitap işlevi görüyordu. Okuma yazma bilmeyen insanlar, dinî anlatıları bu freskler sayesinde öğreniyor, inançlarını görseller üzerinden pekiştiriyordu.

Trabzon Ayasofyası’nın resimlerini değerli kılan yalnızca anlattıkları değildir.

Kullanılan renkler, figürlerin ince uzun oranları, yüzlerdeki dingin ifade ve kıvrımlı giysi katları, Geç Bizans sanatının zarif üslubunu açıkça yansıtır.

Burada amaç gerçekçi portre yapmak değil, dünyevi olanın ötesindeki ruhani dünyayı görünür kılmaktır. Bu nedenle figürler çoğu zaman izleyiciye doğrudan bakar; gözler, sanatçının en güçlü anlatım aracına dönüşür.

Yapının dış cephe taş işçiliği de en az iç mekân kadar dikkat çekicidir.

Özellikle kabartmalarda görülen kartallar, aslanlar, üzüm salkımları ve geometrik bezemeler yalnızca süsleme amacı taşımaz; güç, bereket ve sonsuzluk gibi kavramları simgeler. Böylece mimari ile ikonografi birbirini tamamlayan tek bir anlatıya dönüşür.

Her sanat tarihçisi için burası yalnızca eski bir ibadet mekânı değil; taşın, rengin ve sembollerin yüzyıllardır konuşmaya devam ettiği yaşayan bir arşivdir.

Belki de Trabzon Ayasofyası’nı gezerken yapılacak en doğru şey, başımızı birkaç dakika kubbeye kaldırıp sessizce bakmaktır.

Çünkü bazen bir duvar resmi, sayfalar dolusu tarihin anlatamadığını tek bakışta anlatabilir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER