Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan itibaren yalnızca sınırlarını korumak için değil, aynı zamanda milletinin birlik ve beraberliğini muhafaza etmek için de büyük mücadeleler vermiştir. Türk milletinin tarih boyunca karşı karşıya kaldığı tehditler farklı dönemlerde farklı biçimlere bürünmüş; kimi zaman açık savaşlarla, kimi zaman ekonomik baskılarla, kimi zaman ise toplumsal ayrışmayı hedefleyen terör faaliyetleriyle ortaya çıkmıştır. Türk milletinin tarih sahnesindeki varlığı, yalnızca askerî başarılarla değil; zor zamanlarda gösterdiği birlik, beraberlik ve devletine sahip çıkma iradesiyle şekillenmiştir. Bu tarihî tecrübe göstermektedir ki Türkiye’ ye yönelen tehditlerin niteliği zaman içerisinde değişse de Türk milletinin varlığını koruma iradesi değişmemiştir.
Bu mücadelelerin en önemli başlıklarından biri hiç şüphesiz terörle mücadeledir.
Terör örgütlerinin temel amacı çoğu zaman yalnızca fiziki saldırılar gerçekleştirmek değildir. Terörün en büyük hedeflerinden biri toplum içerisinde korku oluşturmak, devlete olan güveni sarsmak ve milletin farklı kesimlerini birbirine karşı kışkırtmaktır. Daha da önemlisi, terör örgütleri milletin ortak tarihini ve ortak gelecek bilincini hedef alır.
Türkiye gibi güçlü bir tarihî hafızaya sahip ülkelerde terörün en önemli yöntemlerinden biri, toplumsal farklılıkları bir çatışma alanına dönüştürmeye çalışmaktır. Tarih boyunca farklı kültürlerin, geleneklerin ve toplumsal zenginliklerin bir arada yaşadığı güçlü devletlerde terörün en etkili silahlarından biri ayrıştırıcı propagandadır. İnsanların etnik kökenleri, mezhepleri, siyasi görüşleri veya yaşam biçimleri üzerinden birbirine düşürülmek istenmesi, terörün ulaşmak istediği en önemli sonuçlardan biridir.
Terörün tamamen ortadan kaldırıldığı bir Türkiye, yalnızca vatandaşlarının daha güvenli bir ortamda yaşamasını sağlamayacak; aynı zamanda bölgesel ve küresel siyasette daha güçlü, daha bağımsız ve daha etkili bir aktör hâline gelecektir.
Türkiye’nin hedefi açıktır: Sınırları güvenli, devlet otoritesi güçlü, milleti birlik içerisinde, ekonomisi üretken ve dış politikası millî çıkarlar doğrultusunda şekillenen bir Türkiye.
Türkiye’nin terörle mücadelesi, Cumhuriyet tarihinin en uzun ve en ağır güvenlik meselelerinden biridir. Bugün “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan hedefi anlayabilmek için önce Türkiye’nin bu noktaya nasıl geldiğini bilmek gerekir. Çünkü 2024’te başlayan siyasi süreç, boşlukta ortaya çıkmış bir gelişme değildir. Arkasında kırk yılı aşkın askerî mücadele, istihbarat operasyonları, sınır ötesi harekâtlar, siyasi açılım girişimleri, çözüm arayışları, terör saldırıları ve binlerce insanın hayatını kaybettiği ağır bir toplumsal hafıza bulunmaktadır.
TERÖRÜN ASIL HEDEFİ: MİLLETİ BİRBİRİNDEN AYIRMAK
Terör örgütlerinin temel amacı çoğu zaman yalnızca fiziki saldırılar gerçekleştirmek değildir. Terörün en büyük hedeflerinden biri toplum içerisinde korku oluşturmak, devlete olan güveni sarsmak ve milletin farklı kesimlerini birbirine karşı kışkırtmaktır. Türkiye’nin en büyük gücü, sahip olduğu askerî kapasite kadar milletinin birlik ve beraberlik ruhudur. Tarih boyunca Türk milletini ayakta tutan en önemli değerlerden biri ortak bir kader bilincidir. Terör örgütleri toplum içerisinde ayrışma oluşturmak isterken, Türkiye’nin buna vereceği en güçlü cevap kardeşlik ve birlik olmalıdır.
Hiç kimse kökeni, inancı veya siyasi görüşü nedeniyle dışlanmamalıdır. Çünkü terörün istediği şey, insanların birbirine şüpheyle bakmasıdır. Terörsüz Türkiye, toplumsal kutuplaşmanın da azaltıldığı bir Türkiye olmalıdır.
Siyasi rekabet demokrasinin doğal bir sonucudur. Farklı siyasi partilerin ve farklı fikirlerin bulunması demokratik hayatın gereğidir. Ancak siyasi rekabetin düşmanlığa dönüşmesi, toplumun kutuplaşmasına neden olabilir.
TERÖRÜN SİLAHLI DÖNEMİNİN BAŞLANGICI
Türkiye’nin terörle mücadelesi 1984’te başladı.
1990’larda büyük bir güvenlik mücadelesine dönüştü.
1999’da Öcalan’ın yakalanması önemli bir kırılma yarattı.
2000’lerde demokratikleşme ve siyasi çözüm arayışları güçlendi.
2009’da Demokratik Açılım gündeme geldi.
2013’te Çözüm Süreci başladı.
2015’te süreç sona erdi ve hendek terörü ortaya çıktı.
2016’dan itibaren Türkiye daha proaktif ve sınır ötesi bir mücadele modeline geçti.
Irak ve Suriye’deki operasyonlarla terörün sınır ötesi kapasitesi hedef alındı.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNİN SİYASİ DÖNÜM NOKTASI
1 Ekim 2024’te TBMM’nin yeni yasama yılının açılışında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Parti sıralarına giderek milletvekilleriyle tokalaşması, yeni siyasi sürecin sembolik başlangıcı olarak değerlendirildi.
Ardından Bahçeli’nin açıklamaları süreci doğrudan PKK’nın silah bırakması ve örgütün feshi meselesine taşıdı.
Bu aşamadan itibaren Türkiye’nin kırk yıllık terör mücadelesi yeni bir hedefle tanımlanmaya başladı: Terörsüz Türkiye.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE BİR NESLİN DAVASIDIR
Terörle mücadele yalnızca bugünün meselesi değildir. Bugün alınan kararlar, gelecek nesillerin nasıl bir Türkiye’de yaşayacağını belirleyecektir.
Terörsüz Türkiye hedefinin gerçekleşebilmesi için devletin terör karşısındaki kararlılığının hiçbir şekilde zayıflamaması gerekmektedir. Terör örgütleriyle mücadelede güvenlik güçlerinin etkinliği, istihbarat kapasitesi ve devlet kurumları arasındaki koordinasyon hayati öneme sahiptir.
Türkiye son yıllarda terörle mücadelede önemli bir tecrübe ve kapasite kazanmıştır. Sınır güvenliğinin güçlendirilmesi, teknolojik savunma sistemlerinin geliştirilmesi ve güvenlik kurumları arasındaki koordinasyonun artırılması, terörle mücadelede yeni bir dönemin oluşmasına katkı sağlamıştır. Ancak terörle mücadele yalnızca silahlı mücadele üzerinden değerlendirilemez.
Terör örgütleri günümüzde propaganda faaliyetlerini dijital dünyaya taşımakta, sosyal medya platformlarını kullanarak özellikle gençler üzerinde etkili olmaya çalışmaktadır. Bu nedenle Terörsüz Türkiye hedefi, dijital güvenliği de kapsamalıdır. Gençlerin dezenformasyondan korunması, terör propagandasının etkisiz hâle getirilmesi ve sosyal medya üzerinden yürütülen manipülasyonlara karşı toplumsal bilinç oluşturulması gerekmektedir.
Bizler çocuklarımıza korku içerisinde yaşayan bir ülke değil, güven içerisinde büyüyen bir Türkiye bırakmak zorundayız. Annelerin evlatlarını kaybetme korkusu yaşamadığı, gençlerin üniversitelerde ve laboratuvarlarda geleceğini aradığı, insanların birbirine kimlikleri üzerinden düşmanlık beslemediği bir Türkiye mümkündür.
Bu hedefe ulaşmak için devletin kararlılığı, milletin desteği ve toplumun ortak sorumluluk bilinci gereklidir.
Terörsüz Türkiye bir siyasi slogan olmanın ötesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin gelecek vizyonu olmalıdır. Bu vizyonun temelinde güçlü devlet, güçlü millet, güçlü demokrasi ve güçlü ekonomi bulunmaktadır.
Terörsüz Türkiye hedefi, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğine yönelik en önemli toplumsal hedeflerden biridir.
Terörün en büyük düşmanı birliktir.
Ayrıştıran dillere karşı birleştirici olmak, nefret söylemine karşı sağduyuyu savunmak, şiddete karşı hukuku korumak ve umutsuzluğa karşı geleceğe inanmak Türkiye’nin en güçlü cevabı olacaktır.
Türkiye’nin önünde yeni bir hedef bulunmaktadır:
Terörün gölgesinden tamamen kurtulmuş, güvenliği sağlam, ekonomisi güçlü, demokrasisi gelişmiş ve milletinin geleceğe umutla baktığı bir Türkiye.

YORUMLAR