Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Halil Hakan Ercelebi
Halil Hakan Ercelebi

Birleşmiş Milletler’e Bir Türk İmzası ! Feridun Sinirlioğlu …

Yazıyı sesli dinleyebilirsiniz

Bir milletin kudreti, sınırlarını koruma iradesi kadar, sınırlarının ötesinde söz söyleme kabiliyetiyle de ölçülür. Bayrağınızı uluslararası bir kuruluşun önünde dalgalandırmak kıymetlidir. O kuruluşun geleceğine yön verebilecek insanları yetiştirmek ise devlet olmanın derinliğini gösterir.

Türkiye’nin Feridun Sinirlioğlu’nu Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine aday göstermesini bu anlayışla değerlendiriyorum. Bu adım, Türk devletinin diplomasi birikimine duyduğu güvenin ve küresel sorumluluk üstlenme iradesinin ifadesidir.

Türkiye, adaylık için resmî başvurusunu yapmıştır. Artık önümüzde, ciddiyetle sahiplenilmesi gereken bir diplomasi hedefi vardır.

Biz, dünyanın meselelerini başkalarının tarif ettiği sınırlar içinde konuşmaya mecbur bir millet değiliz. Tarihimiz, coğrafyamız ve devlet tecrübemiz bize daha büyük bir sorumluluk yüklüyor. Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Karadeniz’den Orta Doğu’ya uzanan gelişmeleri yakından yaşayan bir ülkenin, uluslararası barışın nasıl korunacağı konusunda söyleyecek sözü elbette vardır.

O sözün arkasında yetişmiş insan bulunmalıdır.

Feridun Sinirlioğlu’nun adaylığının gücü de burada aranmalıdır. Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği ve ardından AGİT Genel Sekreterliği…

Bu görevler, uzun bir meslek hayatında edinilmiş müzakere tecrübesinin ve kurumsal birikimin göstergeleridir. Birleşmiş Milletler bünyesinde üstlendiği özel koordinatörlük görevi de bu tecrübenin uluslararası karşılığını ortaya koymaktadır.

Diplomasi, kürsüde güçlü cümleler kurmanın ötesinde bir sabır işidir. Karşınızdakini dinlemeyi, ihtilafın köklerini anlamayı ve kapılar kapanırken yeni bir görüşme imkânı bulmayı gerektirir. Devletin hakkını savunurken müzakere zeminini koruyabilmek, yıllar içinde kazanılan bir maharettir.

Türk hariciyesinin yetiştirdiği bir ismin böylesine önemli bir görev için öne çıkmasını desteklemek, işte bu emeğin değerini bilmektir.

Sinirlioğlu’nun 2024 yılında AGİT Genel Sekreterliğine 57 katılımcı devletin onayıyla seçilmiş olması da dikkate değerdir.

Çıkarları, güvenlik anlayışları ve siyasi öncelikleri farklı ülkelerin aynı isim üzerinde uzlaşabilmesi, uluslararası görevler bakımından güçlü bir referanstır. Bu referans başarıyı garanti etmez; fakat adaylığın dayandığı zeminin ciddiyetini gösterir.

Milliyetçilik, milletinin yetişmiş insanına güvenmeyi de gerektirir. Bilim insanımızın keşfiyle, sporcumuzun başarısıyla, sanatçımızın eseriyle nasıl gurur duyuyorsak diplomatımızın uluslararası sorumluluk üstlenme iradesini de aynı dikkatle karşılamalıyız.

Türkiye’nin insan kaynağı, millî gücünün asli unsurlarındandır. Onu görünür kılmak, desteklemek ve yeni kuşaklara örnek göstermek zorundayız.

Burada bir hususun da altını çizmek gerekir: Bir Türk diplomatın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olması, o makamın görevlerini tarafsızlık ve bütün üye devletlere karşı sorumluluk içinde yürütmesini gerektirir. Bizim gurur duyacağımız başarı, Türkiye’nin yetiştirdiği bir insanın bu ağır emaneti liyakatle taşıması olacaktır. Türk devlet geleneğinin itibarı da adalet duygusuyla, güvenilirlikle ve sorumluluk ahlakıyla yükselir.

Bu nedenle adaylığa vereceğimiz desteğin dili de güçlü ve olgun olmalıdır. Mesleki yetkinliği anlatan, uluslararası güveni büyüten, Türkiye’nin katkı sunma kapasitesini ortaya koyan bir yaklaşım benimsemeliyiz. İnancımızı diplomatik emekle, heyecanımızı hazırlıkla tamamlamalıyız.

Ben bu adaylığı destekliyorum.

Çünkü Türkiye’nin dünya meselelerinde sorumluluk almasını önemsiyorum. Çünkü Türk diplomasisinin yetiştirdiği insanların en üst uluslararası görevleri üstlenebileceğine inanıyorum. Çünkü millî özgüvenin, somut hedefler ve ehil kadrolarla anlam kazandığını düşünüyorum.

Önümüzdeki yolun sonucu henüz belli değildir. Fakat bir millet, hedeflerini yalnızca kolay kazanılacak yarışlara göre belirleyemez. Hazırlanır, çalışır, desteğini arar ve iddiasını ortaya koyar.

Türkiye de bugün bunu yapmaktadır.

Bize düşen, bu iradeyi sağlam bir özgüvenle sahiplenmektir.

Türk’ün sözü, dünyanın ortak geleceği konuşulurken duyulmalıdır. O sözün ağırlığını ise tarihimiz kadar, bugün yetiştirdiğimiz insanların liyakati belirleyecektir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER