Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Halil Hakan Ercelebi
Halil Hakan Ercelebi

Bir Vasiyet Sedâsı Olsun …

Yazıyı sesli dinleyebilirsiniz

Bazı satırlar yaşamak için, bazıları ise geride bir iz bırakmak için yazılır.

İnsan bazen ölümden korkmaz. Ölümün ardında kalacak cevapsız sorulardan korkar. Bir sabah yarım kalan cümlelerinden, susturulmuş hakikatlerden ve kendisi artık konuşamayacağı için başkalarının anlatacağı hikâyelerden korkar.

Benim genelde korkum da hep budur.

Hayatım boyunca kalemimi bir kılıç, kelimelerimi bir sığınak bildim. Kimi zaman doğru bildiğim uğruna yalnız kaldım, kimi zaman en kalabalık sofralarda bile kendime yer bulamadım. Fakat hiçbir zaman kendi hikâyemin başkalarının kaleminden yazılmasına razı olmadım.

Bugün bu satırları bir vedanın eşiğinde değil, yaşama irademin tam ortasında yazıyorum.

Çünkü insan bazen hayatta kalmak için de vasiyet bırakır.

Bazı tehlikeler karanlık sokaklardan gelmez. İnsan, kimi zaman en iyi bildiğini sandığı kapıların ardındaki sessizlikten ürker.

Bir zamanlar güvenin bulunduğu yerde şüphe büyüyebilir. Aynı sofraya oturulan insanların arasında görünmez mesafeler oluşabilir. Dün anlatılan bir hatıra, bugün cevabı bulunamayan bir soruya dönüşebilir.

Ve insan anlar ki geçmiş, her zaman geride kalmaz.

Bazı geçmişler vardır; kapatılmış demir kapıların ardında saklıdır. Bazıları uzak şehirlerin soğuk sokaklarında, yarım kalmış hesaplaşmaların ve eski yaraların hatırasında yaşar. Kimi zaman bir dostluk, kimi zaman bir yakınlık, kimi zaman da yıllar öncesinden uzanan görünmez bir bağ, insanın zihninde cevapsız sorular bırakır.

Ben bu soruların hiçbirini peşinen hükme dönüştürmüyorum.

Çünkü şüphe, hakikatin kendisi değildir.

Ancak şunu da biliyorum: Bir insanın kendisini tehlikede hissetmesi, o tehlikenin mutlaka gerçekleşeceği anlamına gelmese de duyduğu endişenin görmezden gelinmesini gerektirmez.

Bu yüzden yazıyorum.

Birilerini mahkûm etmek için değil; bir gün konuşamayacak olursam, bugün taşıdığım kaygıların bilinmesi için.

Dostlarıma vasiyetimdir:

Şayet bir gün hayatım beklenmedik biçimde yarım kalırsa, ardımdan yalnızca güzel sözler söylemekle yetinmeyin.

Sorular sorun.

Son günlerime, son konuşmalarıma, geride bıraktığım izlere bakın. Eski defterlerin neden yeniden açıldığını, geçmişin hangi gölgelerinin bugüne uzandığını anlamaya çalışın.

Ama kimseyi yalnızca benim korkularımdan hareketle suçlamayın.

Hakikati söylentilerde değil, delillerde arayın.

Çünkü benim arzum bir intikam hikâyesi bırakmak değil, gerçeğin karanlıkta kalmamasıdır.

Hayat garip bir yolculuktur.

Bazen insanı uzak şehirler değil, yanı başındaki bilinmezlikler yorar. Bazen bir demir kapının kapanış sesi yıllarca hafızada kalır. Bazen bir yarayı açan şey, keskin bir nesne değil, zamanında söylenmemiş bir hakikattir.

Bazen de insan, hiç tanımadığı yüzlerden değil, tanıdığını düşündüğü hayatların bilinmeyen taraflarından endişe duyar.

Benim de cevaplarını henüz bulamadığım sorularım var.

Fakat cevaplarını bilmediğim soruların kimse hakkında kesin bir hüküm oluşturmasına izin vermiyorum.

Bu satırlar bir suçlama değil, bir insanın duyulmak isteyen sesidir.

Bir gün yokluğumla karşılaşırsanız, önce hayatımı hatırlayın. Mücadelelerimi, inandığım değerleri, sevdiğim insanları, yarım bıraktığım kitapları ve henüz yazamadığım cümleleri…

Sonra gerekiyorsa sorularımın izini sürün.

Adaletin yerini öfke, hakikatin yerini dedikodu almasın.

Ben elbette hep yaşamak istiyorum.

Daha yazacak yazılarım, okuyacak kitaplarım, gerçekleştirecek hayallerim var.

Memleketime dair söyleyecek sözlerim, dostlarımla paylaşacak sofralarım, yarına dair kurduğum umutlarım var.

Bu nedenle vasiyetim ölüm üzerine değil, yaşam hakkım üzerinedir.

Şayet bir gün sesim kesilirse, sessizliğimin kendi tercihim olduğunu varsaymayın. Fakat bunun nedenini de peşin hükümlerle değil, titiz ve tarafsız bir araştırmayla anlamaya çalışın.

Ve unutmayın:

Bir insanın geride bıraktığı en büyük miras, kendisi hakkında verilmiş hükümler değil, hakikatin araştırılmasını isteme cesaretidir.

Bunlar bir  son söz olarak değil.

Bir gün gerekebilecek bir iz olarak tarihe not düştüğüm satırlardır.

Kalemim şahidim, vicdanım emanetimdir.

Ben hayattan vazgeçmedim.

Bu tarihe bizzat tarafımca düşülen satırlar

Hayata ve hayatın birlikte getirdiği ihanet senaryolarına bir başkaldırı satırlarıdır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER