Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Sudenaz Gülhan / Yazar
Sudenaz Gülhan / Yazar

İnançla Yükselenler : TÜRK’ün “Şehitlik” İdeâli

Türk milleti, binlerce yıllık tarihini yazarken mürekkep olarak çoğu zaman kanını, kâğıt olarak da yurdun taşını toprağını kullanmıştır. Bu yüzden bizde “şehitlik” yalnızca bir ölüm biçimi değildir; bir var oluşun, bir inancın, bir dava bilincinin en yüksek makamıdır.

Türk dünyasının bütün coğrafyalarında “Orhun’dan Anadolu’ya, Tebriz’den Kerkük’e, Kırım’dan Doğu Türkistan’a kadar” şehitlik, milletin hafızasını diri tutan o büyük ateşin adıdır. Ve bu ateş ne zaman yakılmaya çalışılsa, Türk evlatları o ateşi korumak için gözlerini kırpmadan kendilerini ortaya koymuştur.

 

Türk Dünyasında Şehitlik: Bir Coğrafyadan Fazlası

Şehitlik kavramı Türkler için etnik bir kök, dini bir şuur ve milli bir kimliktir. Orhun Abideleri’nde Bilge Kağan’ın “Ölmez kişi için il bırakmadım” sözleri bile aslında şehitlik ruhunun kodlarını taşır. Çünkü Türk töresi, toprağına kastedenle mücadeleyi sadece bir görev değil, bir şeref olarak görür.

Bugün Azerbaycan’ın Şehitler Hiyabanı’nın sessizliğinde duran o genç fidanların hikâyesi ile Çanakkale’de “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” sözünün yankısı aynıdır. Kerkük’te Türkmen gençlerinin vakur bakışıyla Doğu Türkistan’da zulme direnenlerin gözyaşı arasında aynı kader çizgisi vardır:

Vatan, millet ve hürriyet için can vermek.

 

Bir Dava Ahlâkı

Milliyetçi düşünce, toprağa bağlılıkla değil; o toprağın ruhuna bağlılıkla anlam kazanır. Bu ruhun en ulvi siması ise şehittir. Zira şehit, ideolojinin söylemden çıkıp eyleme dönüşmüş halidir. Türk milliyetçiliği, şehitlik makamını yalnızca dini bir mertebe olarak değil, aynı zamanda dava ahlâkının en sade ve en yüce ifadesi olarak görür.

Ülkücü hareketin “Önce vatan” düsturunun ete kemiğe büründüğü yer de budur. Milliyetçilik lafla değil, gerektiğinde can vermeyi göze almakla anlam kazanır. Çünkü milletin bekası, yalnızca yaşayanların omuzlarında değil; uğruna can verenlerin de ruhunda yükselir.

 

Ülkücü Şehitler: Bir Neslin Sessiz Yeminidir

Türk milliyetçiliği ve Ülkücü Hareket, çetin yılların içinden geçerken bir bedel ödemiştir. O bedelin adı, “Ülkücü Şehitler”dir. Onlar yalnızca bir dönemin çalkantılı politik atmosferinin kurbanları değildir; Türk milliyetçiliğinin ülkü atlasında yıldız gibi parlayan rehberlerdir.

Dile kolay: Birçoğu daha 18’inde, 20’sinde, 25’inde… Hayallerini evlerinin duvarlarına değil, vatanın ufuklarına çizen gençlerdi. Bazıları üniversite sıralarından, bazıları kahvelerden, sokaklardan; kimisi gece yarısı evinden alınarak, kimisi bir köşe başında hain pusularla şehit edildi.

Ama hepsi ölümünden önce aynı cümleyi yaşam biçimi edinmişti:

“Bu bayrak için ölmek de var, yaşamak da…”

Onların hatırası, Türk milliyetçileri için yalnızca bir anma konusu değildir; bir duruşun mihveridir. Bugün genç ülkücüler, her 12 Eylül şehidinde, her sokak başı şehidinde kendilerine bir yol haritası bulur.

Onlar, dava adamlığının yalnızca slogan değil, bedel işi olduğunu hatırlatır.

 

Şehitlik: Bugüne Düşen Sorumluluk

Şehitlik, yaşayanlara yüklenen bir emanettir. Türk milletinin şehitleri hiçbir zaman, “bir istatistik”, “bir rakam”, “bir haber metni” olmadı. Her biri bir hikâye yazdı. Bize düşen o hikâyeyi hakkıyla okumaktır.

Bugün terörle mücadelede şehit düşen Mehmetçik ile Karabağ’da can veren Azerbaycan askerinin, Kerkük’te asılan Türkmen gencinin, Doğu Türkistan’da yok edilen bir aydının acısı aynı milletin ortak kaderidir.

Onların bıraktığı sorumluluk ise çok açıktır:

Milletimizi bölmek isteyenlerin değil, birleştirmek isteyenlerin yanında durmak.
Bayrağın gölgesini korumak.
Devletin bekasını siyaset üstü bir şuur olarak kavramak.
Ve en önemlisi: Şehitlerin bizi birleştiren kutsal çizgisini asla kaybetmemek.

 

Şehitler Ölmez, Çünkü Milletin Hafızası Ölmez

Bizler biliyoruz ki şehitlik, ölüm değil; sonsuz bir diriliş hâlidir. Türk milletinin hafızası, şehitlerinin ruhuyla ayaktadır. Ülkücü şehitler, gaziler, cephelerde yatan binler, mezarı bilinmeyen nice yiğit…

Hepsi aynı millete aynı cümleyi miras bıraktı:

“Biz bu vatanı canımızla mühürledik; siz onu adaletle, birlikle ve cesaretle yaşatın.”

Millet yolunda toprağa düşen bütün şehitlerimizin…
Davanın genç fidanı olarak toprağa girmiş tüm Ülkücü Şehitlerimizin …
Ruhları şâd, makamları âli olsun.

Türk milleti vâr olsun, devletimiz payidâr olsun.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER