Ortadoğu, çağların üst üste yığıldığı bir acı coğrafyasıdır. Kumları yalnızca rüzgârla değil; ihanetle, suskunlukla ve şehadetle savrulur. Bugün haritalarda çizilen sınırlar, dün Kerbelâ çölünde çizilen kader çizgilerinin devamıdır. Zaman değişir, isimler değişir; fakat zulmün dili hep aynıdır.
Kerbelâ’da, Hz. Hüseyin, hak ile batıl arasına çekilen son ve en keskin çizgiydi. Sayıca azdı; ama hakikatin ağırlığıyla yeryüzünü titretiyordu. Karşısında ise gücünü kılıçtan, suskun kalabalıklardan ve korkudan alan bir düzen vardı. O gün Kerbelâ’da yaşanan, yalnızca bir şehadet değil; insanlığın vicdanına bırakılmış ebedî bir imtihandı. Çünkü Kerbelâ, “Kimdensin?” sorusuna değil, “Neredesin?” sorusuna verilen cevaptı.
Bugün Ortadoğu’da yaşananlar, Kerbelâ’nın modern suretidir. Bombaların gölgesinde kalan şehirler, yetim bırakılan çocuklar, susturulmuş dualar ve enkaz altındaki hakikat… Ortadoğu bir kez daha, güçlünün hukuk yazdığı bir arenaya çevrilmiştir. İsrail merkezli Siyonist yayılmacılık; güvenlik, savunma ve kader söylemleri ardına saklanarak toprağı, hafızayı ve insan onurunu işgal etmektedir. Bu istilâ, yalnızca toprakları değil; sessizliğin meşrulaştırıldığı bir ahlâkı da dayatmaktadır.
Kerbelâ’da su kesilmişti; bugün Gazze’de elektrik, su ve nefes kesiliyor. Dün oklar çocuklara yönelmişti; bugün füzeler beşiklere düşüyor. Tarih tekerrür etmiyor; ısrar ediyor. Ve insanlık, her defasında aynı sınavdan geçiyor: Gücün yanında mı duracaksın, yoksa hakikatin mi?
Hz. Hüseyin’in şehadeti, bize şunu öğretmişti: Haklı olmak yetmez; hakkın tarafında bedel ödemeyi göze almak gerekir.
Bugün Ortadoğu’da yaşananlar karşısında susmak, Kerbelâ’da Yezid’in safında saf tutmak kadar ağır bir vebaldir. Çünkü zulüm, yalnızca zalimin eliyle değil; seyredenin sessizliğiyle de büyür.
Bu yüzden bugünün savaş coğrafyası, tankların ve füzelerin haritası değil; vicdanların sınav kâğıdıdır. Kerbelâ’dan Gazze’ye uzanan bu kanlı çizgi, bize hâlâ aynı soruyu soruyor: “Zulme karşı nerede duruyorsun?”
Ve cevap hâlâ aynı yerde duruyor. Kerbelâ’da.
Hz. Hüseyin’in yanında.

YORUMLAR