Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Sudenaz Gülhan / Yazar
Sudenaz Gülhan / Yazar

Sessiz İstilâ: Türkçe Kalemiz Tehlike Altında!

Türkçe, gönlümüzün sesi, tarihimizin mirasıdır. Yedi bin yıllık birikimin, Orhun Abidelerinden Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık manifestosuna süzülüp gelen o kadim nehir. Ancak bugün, bu nehir sessiz ve sinsi bir istila tehdidi altında. Sınırlarımızda tanklar değil, yabancı kelimelerden oluşan bir ordu duruyor.

 

Mesele, sadece birkaç yabancı kelime kullanmak değil; mesele, milli şuurun yavaş yavaş aşınmasıdır. Artık bir dükkanın tabelasında, bir gencin konuşmasında ya da bir reklam metninde Türkçe kelime görmek zorlaştı. “Start-up,” “e-mail,” “full-time,” “okay,” “merci” gibi kelimeler, basitçe “Başlangıç,” “e-posta,” “tam zamanlı,” “tamam” veya “teşekkürler” diyebilecekken, dilimizi adeta bir yabancı lehçesine çeviriyor.

 

Bu, basit bir moda ya da entelektüellik gösterisi değildir. Bu, kendi köklerinden utanma noktasına varan tehlikeli bir özenti hastalığıdır. Dilimiz fakirleştiği için yabancı kelime kullanmıyoruz; tembelliğimiz ve özentimiz yüzünden dilimizi fakirleştiriyoruz.

 

Unutmayalım ki dil sadece bir iletişim aracı değildir. Dil, bizim düşünce biçimimizdir, dünyaya baktığımız penceredir. Bir milleti millet yapan en önemli unsur, ortak tarih ve ortak kültürden önce, o ortak dili konuşabilme kabiliyetidir. Ulu Önder Atatürk’ün de dediği gibi: “Türk demek, dil demektir.”

 

Eğer dilimizi koruyamazsak, kimliğimizi, bağımsızlığımızı ve hatta benliğimizi kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Tıpkı bir kale gibi… Kalenin surları ne kadar sağlam olursa, içindeki hazineler o kadar güvende olur.

 

Bu sessiz istilaya dur demek, ne devletten ne de büyük kurumlardan beklenecek bir görevdir. Bu, her Türk ferdinin omuzlarındaki milli bir sorumluluktur. Gelin, bugünden tezi yok, günlük konuşmamızda bir kez daha düşünelim: “Bu yabancı kelimenin güzel bir Türkçe karşılığı yok mu?” İş yerlerimizde, okullarımızda, sosyal medyada Türkçe’nin doğru ve zengin kullanımını savunmaktan çekinmeyelim.

 

Çocuklarımıza ve gençlerimize Türkçe’nin sadece bir ders değil, aynı zamanda büyük bir miras olduğunu hatırlatalım. Unutmayın; diline sahip çıkamayan milletin, vatanına tam olarak sahip çıkması da mümkün değildir. Dilimizdeki her doğru kelime, milli direnişimizin bir tuğlasıdır. Bu direnişte yer alalım.

 

Türkçe konuş, Türkçe düşün, Türkçe yaşa!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER