Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Prof.Dr.Kamil Kömürcü / Akademisyen
Prof.Dr.Kamil Kömürcü / Akademisyen

Köklerden Göklere

Yazıyı sesli dinleyebilirsiniz

İnsan, geleceğe doğru ilerlerken geçmişiyle birlikte yükselerek varlığını kurar. Gökyüzüne uzanan bir çınarın gücü nasıl toprağın derinliklerindeki köklerine bağlıysa, insanın da geleceğe güvenle yürümesi kendi tarihine, hafızasına, kültürüne ve değerlerine ne ölçüde yaslandığıyla ilgilidir. Köklerden göklere uzanan yolculuk, geçmişten güç alarak geleceğe yükselebilmektir.

Modern dünyanın baş döndürücü hızı, teknolojinin kuşattığı gündelik hayat ve sürekli yeniyi tüketmeye dayalı yaşam biçimleri, insanı kendi geçmişinden ve kültürel hafızasından uzaklaştırabiliyor. İnsan, nereden geldiğini düşünmeden yalnızca nereye yetişmesi gerektiğine odaklandığında, zamanın akışı içinde kendi hikâyesine yabancılaşma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

Çocukluğu, ailesi, dili, yaşadığı coğrafya, hatıraları ve kendisinden önceki nesillerden devraldığı değerler insanın kimliğini oluşturan görünmez bağlardır. Kültür de bu bağların ortak hafızasıdır. Bir ninninin ezgisi, bir büyüğün anlattığı hikâye, bir bayramın hatırası ya da toprağın kokusu, insanın dünyayı anlamlandırma biçimine sessizce yerleşir.

Köklere bağlılık, geçmişe saplanıp kalmak anlamına gelmez. Geçmişi bilmek, bugünü daha iyi anlamak ve geleceği daha bilinçli kurmak demektir. Çınarın kökleri toprağın altında kalırken dalları gökyüzüne doğru büyür. İnsan da geçmişten aldığı mirası kendi çağının şartları içinde yeniden yorumlayarak geleceğe taşıyabilir.

Asıl mesele, gelişirken ve değişirken kendini kaybetmemektir. Sağlam bir kimlik, insanı yeniliğe kapatmaz aksine hangi yeniliği benimseyeceğini, hangisini dönüştüreceğini ve hangi değerleri koruyacağını seçebilmesine imkân verir. Gelenek de bu anlamda geleceğe yürürken üzerine basılan sağlam bir zemin olabilir.

Bu bilinç, insan ilişkilerine de yansır. Bir insanı biçimlendiren geçmişiyle birlikte görebilmek, ilişkileri daha derin ve sahici kılar. Kökleri güçlü olan bir insanın başkalarına kol kanat gerebilmesi de biraz bundandır. Kendi geçmişinden aldığı anlamı başkalarının hayatına iyilik olarak taşıyabilir.

Toplumların hayatında da hafıza aynı işlevi görür. Tarih aslında bir toplumun kendisini tanıma biçimidir. Sanatın, edebiyatın, musikinin, mimarinin ve gündelik hayatın içinde geçmişin izleri yaşamaya devam eder. Fakat hafızayı korumak, geçmişin her unsurunu sorgusuzca muhafaza etmek anlamına gelmez. Olgun bir kültürel bilinç, miras aldığı değerleri tanır, onları eleştirebilir, yeniden yorumlayabilir ve çağın ihtiyaçları doğrultusunda geleceğe taşıyabilir.

Çünkü kökler, ağacı toprağa hapsetmek için değil, yükselmesini mümkün kılmak için vardır. İnsan da aynı şekilde geçmişine ne kadar bilinçli bakarsa geleceğe dair tercihlerini o kadar sağlam bir zeminde yapabilir. Köklerinden kopmuş bir gelecek tasavvuru kendisine yön bulamaz,geçmişe kapanmış bir hayat ise kendi imkânlarını tüketebilir. İhtiyaç duyduğumuz şey, bu iki uç arasında canlı bir denge kurabilmektir.

Belki de çınarın bize söylediği en önemli hakikat budur: Kökler aşağıya, dallar yukarıya uzanır. İnsan da bir yandan kendi hikâyesinin derinliklerine inerken diğer yandan geleceğin ufkuna doğru yükselmelidir.

Köklerinden güç alan insan, zamanın rüzgârından korkmaz.Çünkü nereye ait olduğunu bilir. Değişir ama bütünüyle savrulmaz. Yenilenir ama kendisini inkâr etmez. Geçmişi,geleceğe uzanmasını sağlayan bir imkân olarak görür. Mesele, geçmişle bugün arasında anlamlı bir bağ kurarak yarına yürüyebilmektir.

Çünkü insanın yolu köklerde başlar, fakat göklere doğru devam eder.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER