İş yerlerinde kimsenin yüksek sesle konuşmadığı ama herkesin içinde bildiği bir gerçek var.
Bazı insanlar, görev tanımlarında olmayan işleri büyük bir özveri örneğiymiş gibi üstleniyor. İlk bakışta fedakârlık gibi görünüyor. Birkaç teşekkür, birkaç takdir, birkaç omuz sıvazlaması… Ama perde arkasında olan bambaşka.
Çünkü o yapılan şey çoğu zaman fedakârlık değil, göze girme çabasıdır.
Asıl sorun da tam burada başlıyor.
Bir kişi kendi sınırlarını ortadan kaldırdığında, yaptığı iş yalnızca kendisini ilgilendirmiyor. Dün rica edilen işler bugün görev hâline geliyor. Birileri “Ben yaparım.” dedikçe, yöneticiler de bunu zamanla normal kabul ediyor. Sonra dönüp aynı beklentiyi herkesten istemeye başlıyor.
Ve en can sıkıcı cümle geliyor:
“Falanca yapıyor, sen neden yapmıyorsun?”
Çünkü falancanın yaptığı şey görev değil, gösteri. Ben işimi eksiksiz yapıyorum; o ise yöneticinin gözüne girmeye çalışıyor. Bu ikisini aynı kefeye koymayın.
Çalışkan insan yaptığı işle konuşur. Yalaka ise yaptığı gösteriyle. Ne yazık ki bazen alkış, emeğe değil gösteriye gidiyor.
İşin ironik tarafı ise şu…
O kişi kendini vazgeçilmez sanıyor. Oysa çoğu zaman vazgeçilmez olan kendisi değil, ücretsiz sunduğu emek oluyor. Gün gelir o gider, yerine bir başkası gelir. Ama bıraktığı alışkanlık kalır. Fazladan yapılan işler artık lütuf değil, zorunluluk gibi görülür.
Sonra biri çıkıp, “Bu benim görev tanımımda yok.” dediğinde çalışmayan, uyumsuz ya da ekip ruhundan uzak ilan edilir.
Hayır.
Hakkını savunmak tembellik değildir. Görev tanımına sahip çıkmak saygısızlık değildir. İşini eksiksiz yapmak isteksizlik değildir.
Asıl haksızlık; birkaç dakikalık takdir uğruna, bütün ekibin emeğini değersizleştirmektir.
İnsan kendi hakkından vazgeçebilir; bu onun tercihidir. Ama kendi tercihini, başkalarının çalışma şartlarını değiştirecek bir alışkanlığa dönüştürmeye kimsenin hakkı yoktur.
Bana göre iş yerlerinin en büyük sorunu tembel insanlar değil, sınır tanımayan yalakalardır. Çünkü tembel yalnızca kendi işini aksatır. Yalaka ise yönetime yeni bir beklenti öğretir, çalışma düzenini değiştirir ve sonunda herkesin sırtına görünmez bir yük bırakır.
Haklar çoğu zaman bir gecede kaybedilmez.
Birileri alkış uğruna görev tanımını sessizce teslim ettikçe, diğerleri de farkına varmadan kendi hakkını kaybetmeye başlar.

YORUMLAR