Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gamze Dilsiz / Uzman Sanat Tarihçisi
Gamze Dilsiz / Uzman Sanat Tarihçisi

Simurg’un Aynasında Kendini Görmek

Simurg, kökeni eski İran mitolojisine uzanan ama Türk kültüründe bambaşka bir anlam kazanmış efsanevi bir kuştur.

Farsçada “yüce kuş” anlamına gelen bu figür, Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinin ardından hem tasavvufi düşünceyle hem de minyatür, hat, halı ve çini gibi sanat dallarıyla iç içe geçmiştir.

Türk kültürüne geçişiyle birlikte Simurg, sadece mitolojik bir varlık olmaktan çıkar; “koruyucu ruh”, “bilge rehber” ve “manevi uyanışın sembolü” haline gelir. Bu yönüyle, Türk sanatının hem estetik hem de düşünsel dünyasında güçlü bir yer edinir.

Doğu’dan Batı’ya uzanan geniş bir coğrafyada farklı adlarla anılsa da her kültürde aynı anlamı taşıyan Simurg aslında “Yeniden doğuşun, bilgelik ve ilahi kudretin kuşu” ’dur.

Simurg’un benzer figürlerine dünyanın dört bir yanında rastlamak mümkündür: Çin’de Feng-huang, Hindistan’da Garuda, Mısır’da Bennu, Yunan’da Phoenix.

Türk mitolojisinde ise Tuğrul, Hüma, Semrük ya da Karakuş olarak anılmıştır.

Bu hikâye, yüzyıllar öncesinden bugüne uzanan bir insan gerçeğini anlatır.

Rivayet olunur ki kuşların hükümdarı olan ve Kaf Dağı’nda yaşayan Simurg, Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.

Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş. Ama içlerinden onu gören olmamış. Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

Bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü toplanmış ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip, yolunda gitmeyen şeyler için yardım istemeye karar vermişler.

Kuşlar, Hüdhüd’ün öncülüğünde göğe doğru uçmaya başlamışlar. “Ancak yol uzun, menzil de epey uzakmış.”

Önce “Talep Vadisi”ne girmişler önlerine sayısız zorluk çıkmış ama kuşlar tüm zorluklara rağmen Simurg’a ulaşmak istiyormuş, bu yüzden yola devam etmişler…

Sonra önlerinde “Aşk Vadisi” belirmiş. Kuşlar neyi var neyi yoksa bu vadide vermiş, yakıp kül etmiş.

İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler.

Ardından önlerine uçsuz bucaksız “Marifet Vadisi” serilmiş. Bu vadideki yol hem çok uzunmuş hem de türlü türlüymüş. Her kuş kendi kanadına göre yol alıyormuş.

“Kuşkusuz herkesin yolculuğu başka olduğundan hiçbir kuşun uçuşu aynı değilmiş.”

“Herkes kendi olgunluğuna göre görüş sahibi oluyormuş ve hakikatte yerini buluyormuş.”

Marifet Vadisi’nin ardından “İstiğna/ Gönül Tokluğu Vadisi’ne düşmüş yolları. Durmadan beklemeden devamlı uçmaları gerekiyormuş. Bu zamana kadar aştıkları vadileri düşünmeden uçmaya devam etmeleri gerekliymiş.

Bu vadiye gelene kadar kuşların kimisi ‘Aşk Denizi’ne’ dalmış, kimisi ‘Marifet Vadisi’nde’ kopmuş sürüden.

Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle..

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp; Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş (oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış); Kartal yükseklerdeki krallığını bırakamamış; Baykuş yıkıntılarını; Balıkçıl kuşu bataklığını özlemiş…

Ardından “Birlik Vadisi”ne ulaşmışlar. Yola devam eden kuşlar, bu vadiden geçerken olumsuz özelliklerinden arınmış, benliklerinden sıyrılmış.

Tam kayboldum zannettikleri sırada “Fena Vadisi”nde bulmuşlar kendilerini. Hiçbir şeyleri kalmamış, hepsini geride bırakmışlar artık. İyiyi ve kötüyü eritmişler yüreklerinde.

Geriye sadece otuz kuş (Sî-Murg) kalmış. Tam ümitlerini yitirdikleri an nihayet gidecekleri yere ulaşmışlar ve Simurg’un evinin yansımasında kendilerini görmüşler.

Anlamışlar ki, arayıp durdukları, bunca yol geldikleri Simurg, kendileriymiş ve gerçek yolculuk kendine yapılan yolculukmuş.

“Simurg, yolun çilesine katlananların yolun sonunda gördükleri aynadır.”

Tasavvuf geleneğinde bu öykü, insanın kendi içsel dönüşümünü simgeler.

Her bir vadi, ruhun arınma aşamasıdır.

Bugün hâlâ Simurg’un hikâyesi, bize aynı çağrıyı yapar; Küllerinden doğmak istiyorsan, önce kendini yakmayı göze almalısın..

Neticede her yol kişiye varır, kişinin kendisine..

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER