İnsan dünyaya gözlerini açtığı anda bir ailenin içine doğar; seçmediği, planlamadığı ama kaderinin örüldüğü ilk yuva… Bu yuva bazen sıcak bir sığınak, bazen de insanın içinde fırtınalar koparan bir yer olur. Doğduğun aile, kim olduğunu bilmeden önce sana kim olman gerektiğini fısıldar. Anne kokusu, baba sesi, kardeş gülüşleri yalnızca anılar değil, kişiliğimizin temel taşlarıdır; sevinçlerimizde, korkularımızda ve seçimlerimizde bile bu ilk ailenin izi vardır.
Fakat her doğulan aile güvenli bir liman değildir. Bazıları için aile, sevgiyle değil kırılganlıkla hatırlanır. Yine de insan, istemese bile bu geçmişi yanında taşır. Doğduğun aile sana kök verir; ama bu kökler bazen insanı özgürce büyümekten alıkoyar. İnsan büyüdükçe “Ben kimim?” sorusunu sormaya başlar ve tam bu noktada kurduğu aile devreye girer.
Seçtiğin insanlar, seçtiğin sevgiler ve bağlar tesadüf değildir; kalbinin bilinçli yönelişidir. Kurduğun aile bazen bir sevgili, bazen bir dost, bazen de hayatın içine karışmış birkaç özel insandan oluşur. Onlar kan bağıyla değil, yürek bağıyla senindir. Doğduğun aile geçmişin, kurduğun aile ise geleceğindir; biri seni şekillendirirken diğeri seni iyileştirir.
Bazen insan, doğduğu ailede hiç bulamadığı sıcaklığı seçtiği insanlarda bulur. Bir arkadaşın omzuna yaslanmak ya da bir dostun “yanındayım” demesi aile kadar güçlü olabilir. Kurduğun aile, seni olduğun gibi kabul eden ailedir; orada maskeler düşer, korkular azalır, kalp rahatlar. Ancak bu seçim kolay değildir çünkü insan geçmişinden kaçarken bile yaralarını yanında taşır ve bazen bu yaralar yeni ilişkilerinde bile sızlar.
Yine de insan iyileşmeyi seçebilir. Sevgi, kan bağından güçlü olduğunda mucizeler doğar. Doğduğun aile kaderdir; kurduğun aile ise özgürlüktür. Biri sana verilmiştir, diğeri senin eserindir. Bazıları her ikisinde de sevgi bulur ki bu hayattaki en büyük şanstır. Bazıları ise yalnızca kurduğu ailede huzur bulur; bu utanç değil, cesarettir çünkü kişi kendine iyi geleni seçmiştir.
Asıl soru şudur: Kan mı daha güçlüdür, yoksa sevgi mi? Çoğu zaman sevgi… Çünkü sevgi bilinçli bir tercihtir. Bir insanı gerçekten “ailen” yapan şey aynı soyadı değil, aynı duyguyu paylaşmaktır. Bazen kurduğun aile seni doğduğundan bile daha iyi tanır çünkü seni zorunluluktan değil isteyerek seçmiştir.
Yine de geçmişimizi inkâr edemeyiz; doğduğumuz aile hikâyemizin ilk sayfasıdır. Fakat kitabın geri kalanını biz yazarız: sevgilerimizi, dostluklarımızı ve hayat arkadaşlarımızı biz seçeriz. Sonunda insan anlar ki gerçek aile yalnızca doğduğun yer değil, ait hissettiğin yerdir. Ve bazen o yer, kendi kalbinle kurduğun yuvadır.

YORUMLAR