Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Dr. Bayram Şahin / Akademisyen
Dr. Bayram Şahin / Akademisyen

Şeyhü’r Reis Avicenna Konuşursa

İbn Sînâ , bir varlıkların “duyularla idrak edilebilen varlıklar” ve “sadece akıl yoluyla idrak edilebilen varlıklar” şeklinde iki sınıf olduğunu söyler. Sözgelimi Ali isimli herhangi bir “insan” ele alındığında bu zaman ve mekan içinde bulunan, çeşitli hâl ve nitelikleri olan bir varlıktır. Fakat “insan” sadece şu veya bu birey olmanın ötesinde bütün insanlarda ortak olan tümel (külli) bir anlamı da işaret eder ki bu tümel mananın zihin dışında duyular tarafından kavranabilecek bağımsız bir varlığı yoktur. Yani onun varlığı zihni olup sadece akıl yoluyla kavranabilir. İbn Sina bu yaklaşımında tümeller Platon’da olduğu gibi zihin dışında bir şekilde gerçekliği bulunan şeyler olarak görülmez. Mesela “hala” (boşluk) ve “sonsuz” kavramı zihinde tasavvur edilebildiği halde dış dünyada fiilen bulundukları düşünülemez. Fakat bir şekilde var oldukları kabul edilmeden de bir şeyin “var olmadığı da söylenemez ki bu durum “zihinde varlık” ve “dış dünyada varlık avırımının en önemli dayanağını oluşturmaktadır (Cabirî, 1999: 567-568). Varlığın zihinde varlık ve dış dünyada varlık şeklinde ikiye ayrılması, biraz önce değinilen “nelik” ve “varlık” (mahiyet ve vücud) ilişkisini gündeme getirir..

1. İki Tür Varlık Anlayışı

İbn Sînâ’ya göre varlıklar iki şekilde kavranır:
• Duyularla idrak edilen varlıklar (haricî varlık)
Zaman ve mekânda bulunan, somut bireylerdir.
Örnek: “Ali” adlı bir insan → belirli bir yerde, belirli özelliklere sahip.
• Sadece akılla idrak edilen varlıklar (zihnî varlık)
Duyularla değil, düşünceyle kavranır.
Örnek: “insan” kavramı → tüm insanlarda ortak olan tümel (küllî) anlam.

2. Tümeller Meselesi

Burada İbn Sînâ’nın yaklaşımı, Platon’dan ayrılır:
• Platon’a göre tümeller (idealar) zihin dışında da gerçek olarak vardır.
• İbn Sînâ’ya göre ise:
• Tümeller zihnin dışında bağımsız bir varlığa sahip değildir.
• Onlar, tek tek bireylerden soyutlanarak akılda oluşur.

Yani:
• “Ali” → dış dünyada vardır
• “insanlık” → zihinde vardır

3. Zihnî Varlığa Örnekler

Metinde verilen örnekler önemli:
• Boşluk (halâ)
• Sonsuzluk

Bunlar:
• Zihinde tasavvur edilebilir
• Ama dış dünyada somut olarak gösterilemez

Bu yüzden İbn Sînâ der ki:

Bir şey dış dünyada yok olsa bile zihinde kavranabiliyorsa, tamamen “yok” sayılamaz.

4. Mahiyet (Nelik) – Vücûd (Varlık) Ayrımı

Bu nokta çok kritik:
• Mahiyet (nelik): “Bir şey nedir?” sorusunun cevabı
→ Örneğin “insan nedir?” = düşünen canlı
• Vücûd (varlık): “O şey var mı?” sorusunun cevabı
→ Bu insan gerçekten mevcut mu?

İbn Sînâ’ya göre:
• Bir şeyin mahiyeti, onun var olmasını zorunlu kılmaz.
• Yani:
• “İnsan” kavramı anlaşılabilir (mahiyet var)
• Ama her insanın dış dünyada var olması gerekmez

5. Ana Fikir

İbn Sînâ’nın temel katkısı şu ayrımı netleştirmesidir:
• Zihinde varlık ≠ Dış dünyada varlık
• Mahiyet ≠ Varlık

Bu sayede:
• Kavramlar (tümeller) açıklanır
• Soyut düşüncenin temeli kurulur
• Metafizikte varlık tartışmaları sistemleşir

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER