Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Vahit Emre Işık / Uzman Psikolog
Vahit Emre Işık / Uzman Psikolog

Seviyor muyuz, İnşa mı Ediyoruz? 

Bir ilişkiye başlarken çoğumuz, karşımızdaki kişinin sahip olduğu “potansiyele” aşık oluruz; olduğu kişiye değil. İlk aylar geçtiğinde, o büyüleyici sis bulutu dağılır ve yerini gerçeklere bırakır. İşte tam o noktada, elimizde sevgi dolu bir partner değil de, sanki üzerinde çalışılması gereken bir “restorasyon projesi” varmış gibi davranmaya başlarız. 

Peki, neden en yakınımızdaki insanı sürekli bir değişim operasyonuna tabi tutmak istiyoruz? 

Tanıdık Yaraların İzini Sürmek 

Psikoloji penceresinden baktığımızda, partnerimizi değiştirme arzusu çoğu zaman bir “telafi” çabasıdır. Çocukluğumuzda dönüştüremediğimiz ebeveyn figürlerini, sevgi almak için ikna edemediğimiz otorite sahiplerini bugün partnerimizin aynasında görürüz. Onu değiştirerek aslında geçmişin yarım kalmış hikayelerini tamamlamaya, o eski yaraları bugünün zaferiyle iyileştirmeye çalışırız. Yani mesele çoğu zaman onun “dağınıklığı” veya “sessizliği” değil, bizim geçmişteki “görülme” ihtiyacımızdır. 

“Olduğun Halinle Yetmiyorsun” Mesajı 

Birini sürekli değiştirmeye çalışmak, sevginin en temel gıdası olan “kabul” duygusunu zedeler. Partnerimize her müdahale edişimizde, ona satır arasında şunu fısıldarız: “Seni seviyorum ama şu özelliklerini atarsan daha çok seveceğim.” Bu durum, ilişkideki güven bağını bir güç savaşına dönüştürür. Oysa değişim, baskının olduğu yerde değil; kişinin kendini güvende ve kabul edilmiş hissettiği “şefkatli bir iklimde” yeşerir. 

Kendi İçimize Bakma Cesareti 

Partnerimizin bir özelliği bizi haddinden fazla rahatsız ediyorsa, bu durum genellikle kendi iç dünyamızdaki bir çatışmanın yansımasıdır. Belki de onun rahatlığı, bizim kendimize tanımadığımız bir özgürlüktür. Ya da onun mesafeli duruşu, bizim terk edilme korkumuzu tetikliyordur. 

Bir insanı gerçekten sevmek, onun eksiklerini birer tamirat listesi olarak görmek değil, o eksiklerle birlikte nasıl bir bütün oluşturabildiğinize bakmaktır. İlişki, iki kişinin birbirini yonttuğu bir heykel atölyesi değil; iki farklı rengin birbirini kirletmeden aynı tuvalde buluşma sanatıdır. 

Yorulmadan sormamız gereken soru şu: Ben karşındakini mi seviyorum, yoksa onun üzerinden yaratmaya çalıştığım o kusursuz hayali mi? 

 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER