Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Dr. Bayram Şahin / Akademisyen
Dr. Bayram Şahin / Akademisyen

Mitoloji-Psikoloji ve Kapitalizm

1. Kolektif bilinçdışı ve arketipler

Carl Gustav Jung’a göre insanların bilinçdışında, tüm insanlığın ortak mirası olan kolektif bilinçdışı bulunur. Bunun içinde;

* Kahraman,
* Anne,
* Bilge kişi,
* Kurtarıcı,
* Gölge,
* Yeniden doğuş gibi arketipler yer alır.

Bu arketipler, mitler ve semboller aracılığıyla insan davranışlarını derinden etkiler.

2. Bilinçdışının gücü

Sigmund Freud bilinci, okyanustaki buzdağının görünen kısmına benzetir. Asıl büyük bölüm, yani bilinçdışı, görünmezdir ve sürekli çalışır. İnsanlar farkında olmasalar bile çevreden gelen sayısız mesajı bilinçdışında işlerler.

Bu nedenle:

Bilinçdışına hitap eden semboller, bireylerin düşünce ve davranışlarını farkında olmadan etkileyebilir.

3. Tarihte arketiplerin kullanımı

Metne göre arketipler tarih boyunca:

* İnsanları bir ideolojiye inandırmak,
* Kitleleri harekete geçirmek,
* Özellikle savaşlarda fedakârlık ve kahramanlık duygularını uyandırmak için kullanılmıştır.

Örneğin kahraman arketipi, insanların ölüm riskini göze alarak savaşlara katılmalarını kolaylaştırabilmiştir.

4. Günümüzde kullanım alanı: Tüketim kültürü

Metin, günümüzde arketiplerin daha çok pazarlama ve tüketimi artırmak amacıyla kullanıldığını ileri sürmektedir. Kapitalist sistem;

* Medya,
* Reklam sektörü,
* Kültür endüstrisi,
* Büyük şirketler ve markalar

aracılığıyla insanların bilinçdışındaki arketiplere seslenen imgeler üretmektedir.

Örneğin:

* Lüks otomobil = güç ve kahramanlık,
* Kozmetik ürünleri = güzellik ve gençlik,
* Teknolojik ürünler = üstünlük ve ayrıcalık,
* Spor markaları = başarı ve mücadele.

Ürünler yalnızca birer eşya olmaktan çıkıp kimlik ve anlam taşıyan sembollere dönüşmektedir.

5. Varoluş korkusu ve tüketim

Dieter Duhm’a göre tüketimin temelinde insanın kadim varoluş korkusu bulunur. Jung ise modern insanın:

* Kendine yabancılaştığını,
* Anlam duygusunu kaybettiğini,
* Bu boşluğu tüketim nesneleriyle doldurmaya çalıştığını belirtir.

Kapitalist sistem de bireylere:

“Satın alırsan daha güçlü, daha güzel, daha başarılı, daha özel biri olursun.”

mesajını vererek yeni kimlikler sunar.

Metnin ana tezi

Metnin temel savı şudur:

İnsanların kolektif bilinçdışında bulunan arketipler ve mitolojik semboller, medya ve reklam sektörü tarafından bilinçli biçimde kullanılarak insanların tüketim tercihleri ve toplumsal davranışları yönlendirilmektedir. Modern insan, varoluşsal kaygılarını bastırmak ve kimlik edinmek için tüketim nesnelerine sembolik anlamlar yüklemekte, bu da kapitalist sistemin birey üzerindeki etkisini artırmaktadır.

Dolayısıyla metin, tüketimin yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; psikolojik, sembolik ve ideolojik bir yönlendirme mekanizması olduğunu savunmaktadır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER