Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Yasin Akman/Türkolog-Yazar
Yasin Akman/Türkolog-Yazar

Sınırların Ötesindeki Türkiye: Kılıcın Değil, Kalbin Fethettiği Coğrafyalar

Yazıyı sesli dinleyebilirsiniz

Uluslararası ilişkiler teorilerinde devletlerin gücü genellikle namluların çapı, gayrisafi milli hasılanın büyüklüğü veya enerji koridorları üzerindeki hakimiyetle ölçülür. Ancak jeopolitiğin soğuk ve mekanik kurallarının ötesinde, çok daha kalıcı ve sarsılmaz bir güç alanı vardır: Yumuşak Güç (Soft Power). Sınırlar haritalarda tel örgülerle, pasaportlarla veya anlaşmalarla çizilebilir. Fakat derin bir medeniyet tasavvuruna sahip olan devletlerin asıl sınırları, haritaların bittiği yerde, yani kalplerde başlar.

​Yüzyılın o sert, çıkar odaklı dış politika arenasında Türkiye; sadece SİHA’ları, askeri üsleri ve ekonomik hamleleriyle değil, Ankara’nın merkezinden koordine edilen devasa kurumsal “gönül köprüleriyle” de küresel bir oyun kurucu olduğunu kanıtlamaktadır. Türkistan’dan Balkanlar’a, Afrika’nın çöllerinden Uzak Asya’ya kadar uzanan bu kurumlar, emperyalist bir sömürü düzeni kurmak için değil, insanlığın ortak vicdanına seslenmek için çalışmaktadır.

​TİKA: Tarihi İhya, Coğrafyayı İnşa Eden Merhamet Eli

Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından 1992 yılında, Orta Asya’daki soydaşlarımızla aramızdaki 70 yıllık buzları eritmek için kurulan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), bugün sınırları kıtaları aşan bir merhamet ve vefa anıtı gibi yükseliyor.

​TİKA’nın felsefesi “alanı sömüren el” değil, “kalkındıran el” olmaktır. Moğolistan’ın ıssız bozkırlarında kaderine terk edilmiş Orhun Abideleri’ne giden o meşhur asfalt yolu dökerek kadim taşları dünyaya açan TİKA’dır. Balkanlar‘da savaşın top atışlarıyla yıktığı Mimar Sinan yadigarı Mostar Köprüsü’nü aslına uygun onaran, Kanuni Sultan Süleyman’ın Zigetvar’daki türbesini gün yüzüne çıkaran, Afganistan’da Ali Şir Nevai’nin kabrini ihya eden de odur. Sadece tarih restorasyonu değil; Afrika’da susuzluktan kırılan köylere açılan binlerce su kuyusu, Filistin’de ve Somali’de kurulan devasa modern hastaneler, Orta Asya’da çiftçilere verilen tarım teknolojisi destekleri TİKA’nın eseridir. TİKA, Türkiye’nin dünyadaki “iyilik mührü“dür.

​Yunus Emre Enstitüsü: Dilimizin Sınırları, Dünyamızın Sınırlarıdır

​Bir milletin en büyük ordusu, o milletin dilidir. “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım” felsefesiyle yola çıkan Yunus Emre Enstitüsü (YEE), bugün Tokyo’dan Saraybosna’ya, Astana’dan Londra’ya ve Latin Amerika’ya kadar onlarca ülkede bayrağımızı ve Türkçemizi dalgalandırıyor.

​Türk dili ve edebiyatının o engin zenginliği, bugün sadece akademik makalelerde değil; YEE’nin açtığı kültür merkezlerinde, dünyanın farklı renklerinden gençlerin dudaklarında yankılanıyor.

Yabancı bir gencin Türkçe bir şiiri gözyaşlarıyla okuması, Kazakistan’daki veya Bosna’daki bir ailenin Türk dizilerindeki geleneksel aile yapısını kendi ana dili gibi benimsemesi, milyarlarca dolarlık propaganda bütçelerinin yapamayacağı bir zihin fethidir. YEE, Kemankeş projesiyle Türk okçuluğunu, atölyeleriyle Türk gastronomisini dünyaya taşıyarak kültürel entegrasyonun en zarif adımlarını atmaktadır.

​YTB ve Türkiye Bursları: Geleceğin Küresel Liderlerini Yoğurmak

​Bu devasa köprünün insan kaynağı ayağını ise Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) oluşturmaktadır. YTB, bir yandan Avrupa’daki milyonluk Türk diasporasının asimile olmadan entegre olmasını sağlarken, diğer yandan Ahıska, Kırım, Kerkük, Batı Trakya ve Doğu Türkistan gibi “Akraba Topluluklar” ile anavatan arasındaki göbek bağını diri tutmaktadır.

​Bunun en büyük enstrümanı olan Türkiye Bursları, her yıl Türkistan’dan, Ortadoğu’dan, Balkanlar’dan ve Afrika’dan binlerce parlak zihni Türkiye’deki üniversitelerle buluşturmaktadır. Aynı amfileri paylaşan, aynı çayı yudumlayan bu gençler, ülkelerine döndüklerinde sadece birer mühendis, doktor veya siyasetçi olmuyorlar. Bugün Balkanlar‘da bir bakan, Somali‘de bir genelkurmay başkanı veya Orta Asya‘da bir iş insanı Türkiye mezunuysa, bu, Türkiye’nin kalıcı ve stratejik müttefikler kazandığının en somut belgesidir. Onlar, Türkiye’nin ömür boyu gönüllü büyükelçileridir.

​Maarif Vakfı: İrfan Cephesinin Şeffaf Kalesi

​Yıllarca eğitim kisvesi altında Türk devletinin ve dost ülkelerin kılcal damarlarına sızan FETÖ gibi karanlık yapılanmaların tasfiyesinin ardından, o boşluğu hakiki ve şeffaf bir irfanla doldurmak üzere kurulan Türkiye Maarif Vakfı, Türkiye’nin eğitimdeki uluslararası yüzü oldu.

​Bugün Afrika’nın en ücra köşelerinden Balkanlar’ın dağ köylerine, Afganistan’dan Orta Asya’ya kadar yüzlerce okul, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvencesi altında pırıl pırıl nesiller yetiştirmektedir. Maarif okulları, gittikleri ülkelerin beyin göçünü sömüren değil; o ülkelere sadık ama Türkiye’ye muhabbet besleyen, bilimsel aydınlanmayı ve ahlaki değerleri eşzamanlı sunan bir eğitim modeli ihraç etmektedir.

​TÜRKSOY: Ortak Hafızanın Kültür Nöbetçisi

​Siyasi ve ekonomik iş birliğinin kültürel ruhunu temsil eden, “Türk Dünyasının UNESCO’su” konumundaki TÜRKSOY (Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı), bu enstitüler zincirinin Türkistan ile Anadolu arasındaki en estetik halkasıdır.

​Nevruz coşkusunu Türk cumhuriyetlerinin tamamında ortak bir ateşle harlayan, her yıl “Türk Dünyası Kültür Başkenti” (Şuşa, Türkistan, Bursa, Anev gibi) ilan ederek o şehirleri küresel birer cazibe merkezi haline getiren TÜRKSOY’dur. Ressamları, ozanları, tiyatrocuları ve yazarları aynı sahnede buluşturarak, “Dilde, fikirde, işte birlik” mefkûresinin “sanatta birlik” ayağını muazzam bir çabayla inşa etmektedir.

​Yıllar sonra tarihçiler 21. yüzyılın o karmaşık denklemlerini yazarken, Türkiye‘nin gücünü sadece ürettiği teknolojiyle veya diplomatik hamleleriyle değil; TİKA, YEE, YTB, Maarif ve TÜRKSOY gibi kurumlarıyla insanların kalbine nasıl dokunduğuyla anlatacaktır. Kılıçla alınan toprak kaybedilebilir, masada kazanılan haklar değişebilir; ancak eğitimle, dille ve merhametle kurulan bir gönül köprüsünü yıkabilecek hiçbir jeopolitik silah icat edilmemiştir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER