Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Çilem Tanyıldız / Yazar
Çilem Tanyıldız / Yazar

Kader mi , İhtimâl mi?

Bazı kitaplar vardır, yalnızca bir hikaye anlatmaz; sizi de kendi iç hesaplaşmalarınızın
ortasına bırakır. Adam Fawer’ ın Olasılıksız romanı benim için tam da böyle bir
deneyimdi.

İlk başta bilim kurgu merakıyla başladığım bir okuma, kısa sürede beni kendi
seçimlerimin, tesadüflerimin veya olmasaydılarımın arasına çekti. Sayfaları çevirdikçe
yalnızca bir karakterin yaşamını değil, kendi hayatımın olasılıklarını da sorgulamaya
başladım.

Romanın baş kahramanı David Caine, bir yandan epilepsi nöbetleriyle boğuşan bir
matematik profesörü, diğer yandan kumar bağımlılığının pençesinde sürüklenen biridir.
Caine’nin hayatı, kontrol edemediği nöbetler ve yanlış kararla örülü bir dizi başarısızlıkla
ilerlerken, tedavi olmak amacıyla dahil olduğu bir deney sonucu bütün hayatı değişir.
Deneyin ardından zihninde olağanüstü bir güç gelişir ve olasılıkları hesaplayarak
geleceği görmeye başlar. Caine’ nin bu yeteneği romanı sıradan bir macera olmaktan
çıkararak felsefi bir boyuta taşır. Kitap boyunca okurun zihninde şu soru canlı kalıyor;
hayatlarımız gerçekten bizim seçimlerimizin sonucu mu, yoksa ihtimallerin önceden
çizdiği yollar mı?
Caine’ nin sahip olduğu bu güç, bir yandan ona olağanüstü bir bilme yetisi
kazandırırken, diğer yandan insan olmanın sınırlarını sorgulatıyor. Çünkü geleceği
görmek her zaman bir avantaj değil; bazen de kaçınılmaz olanı değiştirememek
anlamına geliyor. Fawer bu noktada okuru bir ikilemin ortasında bırakıyor: Bilmek mi
huzur verir, yoksa bilmemek mi yaşamak için gereklidir.
Yazar matematiksel olasılıkları hayatın rastlantılarıyla buluştururken, bilimin kesinliğini,
insan doğasının belirsizliğiyle karşı karşıya getiriyor. Belki de Olasılıksız, bize şunu
hatırlatıyor: Hayat ihtimallerin bir toplamı değil, onların içinden seçtiklerimizdir.

Her karar yeni bir olasılığı doğurur ve hiçbir seçim tamamen tesadüf değildir. Fawer’ın
kitapta yazdığı gibi hayat satranç oynamak gibidir, on parçanızı kaybedip yine de
kazanabilirsiniz.
Aslında her birimiz farkında olalım ya da olmayalım kendi olasılıklarımızın içindeyiz.
Fawer, satır aralarında bilimin soğuk denklemlerine sıcak bir insani sorgu yerleştiriyor:
Gerçekten ne kadar kontrol sahibiyiz?
Hayatın rastlantılarla mı, yoksa görünmeyen bir düzenle mi ilerlediğini belki asla
bilemeyeceğiz. Ama Fawer’ın hatırlattığı gibi önemli olan sonucu değil, o sonucu
belirleyen seçimleri görebilmek.

Sonuçta hayat da bir olasılık hesabı değil midir?

Küçük bir karar, beklenmedik bir rastlantı, değiştirdiğimiz bir yol…

Hepsi bütünüyle bizi biz yapan ihtimallerin toplamı.

Olasılıksız, tam da bu yüzden yalnızca okunacak değil,
hissedilecek bir roman.

Çünkü bazen bir kitap, bir olasılığın ta kendisidir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER