Bazı insanların hayatına, eksiklerini tamamlamak için girersin. Bir yaraya merhem olmak, yıllardır duymadıkları birkaç güzel sözü söylemek ya da alışık olmadıkları bir değeri hissettirmek istersin.
Çünkü herkesin içinde sevgiye, ilgiye ve anlaşılmaya ihtiyaç duyan bir taraf vardır. Bunu bildiğim için bazen insanların hayatına elimde sevgiden başka hiçbir şey olmadan girdim.
Ama zaman bana önemli bir şey öğretti.
Her sevilmeyen insan, sevgiyi hak ettiği halde sevilmemiş değildir.
Bazı insanlar, hayatları boyunca yaşadıkları ilgisizliğin sorumluluğunu hep başkalarına yükler. Kimsenin onları anlamadığını, kimsenin değer vermediğini anlatırlar. Sen de dinler, üzülür ve iyi niyetle onlara hak ettikleri sevgiyi vermek istersin.
Sonra zaman geçer.
Sen emek verirsin, onlar bahane bulur.
Sen yanında olursun, onlar uzaklaşır.
Sen dürüst davranırsın, onlar hesap yapar.
Sen güvenirsin, onlar güveni sınar.
İşte o zaman anlarsın ki bazı insanların sorunu sevgisizlik değildir.
Asıl sorun, karşılarına çıkan sevgiyi taşıyabilecek bir karaktere sahip olmamalarıdır.
Çünkü sevgi sadece almak değil, aynı zamanda kıymet bilmektir.
İlgi görmek istemek kolaydır. Asıl zor olan, sana gösterilen ilgiyi hak edecek bir duruş sergileyebilmektir.
Bazen bir insanın neden yıllardır yalnız olduğunu, neden aynı hayal kırıklıklarını tekrar tekrar yaşadığını ya da neden çevresindeki insanların birer birer uzaklaştığını merak edersin.
Ona biraz yaklaştığında ise cevabı kendisi verir.
Kimseyi suçlamana gerek kalmaz.
Kimse hakkında hüküm vermene gerek kalmaz.
Çünkü insan karakterini en çok, ona iyi davranan insanlara karşı gösterir.
Kötü gününde yanında duranları kırıyor, kendisi için çabalayanları harcıyor ve sevildiği halde sevgiyi değersizleştiriyorsa; aslında yıllardır aradığı şey sevgi değildir.
Belki de aradığı şey, kendi eksikleriyle yüzleşmeden hayatına alabileceği yeni insanlardır.
Artık şunu biliyorum:
Herkesi kurtaramazsın.
Herkesin yarasını saramazsın.
Ve verdiğin her sevgi, aynı değerde geri dönmez.
Bazen bir insanın hayatına girer, ona hiç tatmadığı bir sevgiyi gösterirsin. O da sana, neden yıllardır bu sevgiden mahrum kaldığını davranışlarıyla anlatır.O noktadan sonra yapılacak en doğru şey kırılmak değil, anlamaktır.
Çünkü hayatın en sessiz gerçeklerinden biri şudur:
İnsan, karşısına çıkan sevgiyi değil, ancak taşıyabildiği kadarını hayatında tutabilir.
Bu yüzden bazı vedalar bir kayıp değil, bir fark ediştir.
Bazı uzaklaşmalar ise kalbin değil, bilincin olgunlaşmasıdır.
Ve günün sonunda anlarsın ki mesele, kime ne kadar sevgi verdiğin değildir.
Asıl mesele, sevgini kimin ellerine emanet ettiğindir. Çünkü sevgi herkese ulaşabilir; ama yalnızca karakteri yeterince derin olanlarda kök salabilir.

YORUMLAR