Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Selin Meriç Ünal / Türkolog,Yazar
Selin Meriç Ünal / Türkolog,Yazar

Bileğimizdeki Küçük Umutlar

Marteniçka…

İncecik iki ip, biri kırmızı biri beyaz. Ama insan bazen en büyük anlamları en küçük şeylere yüklüyor ya, işte tam olarak öyle. İlk taktığın anı düşün; ya biri sana bağlamıştır ya da sen kendin bir dilekle bağlamışsındır. O an çok büyük bir şey yapmıyormuş gibi hissedersin ama aslında içinden bir yer “belki bu sefer olur” diye fısıldar.

Ben marteniçkayı hep biraz umut gibi görüyorum. Hani böyle çok bağırmayan, sessiz ama inatçı bir umut. Her gün gözünün önünde, bileğinde durur ama sana sürekli kendini hatırlatmaz. Sen unutsan bile o oradadır. Belki kötü bir gün geçirirsin, canın sıkılır, her şey üst üste gelir… Tam o an bir bakarsın bileğinde o ip duruyor. Çok küçük bir şey ama insanın içinden “tamam, geçecek” demesine yetiyor bazen.

Bir de işin en güzel kısmı, dilek kısmı bence. İnsan dilek tutarken aslında biraz da kendine itiraf ediyor bazı şeyleri. Ne istediğini, neyin eksik olduğunu… Belki de en çok neyi beklediğini. O dilek hemen gerçekleşmez çoğu zaman. Zaten marteniçkanın olayı da bu değil. O sana sabretmeyi öğretiyor biraz. Her şeyin zamanı olduğunu, bazı şeylerin hemen değil, yavaş yavaş olacağını.

Sonra bir gün geliyor, marteniçkayı çıkarma zamanı. Genelde bir ağaca bağlanır ya, işte o an bana hep tuhaf bir huzur verir. Sanki “tamam, ben elimden geleni yaptım” demek gibi. Dileğini doğaya bırakıyorsun, artık ona güveniyorsun. Bir nevi kontrolü bırakmak aslında. Ve bu, düşündüğünden daha rahatlatıcı bir şey.

Bence marteniçkanın en güzel yanı da burada. Sana umut veriyor ama seni zorlamıyor. “Hadi hemen mutlu ol, hemen her şey düzelsin” demiyor. Sadece yanında duruyor. Sessizce. Sabırla. Ve şunu hatırlatıyor: Her şey bir anda değişmeyebilir ama hiçbir şey de aynı kalmak zorunda değil.

Belki de bu yüzden her yıl yeniden takıyoruz. Çünkü insan unutuyor. Umut etmeyi de unutuyor bazen, sabretmeyi de, yeniden başlamayı da. Marteniçka ise çok basit bir şekilde gelip diyor ki: “Bak, yine deneyebilirsin.” Ve bazen insanın ihtiyacı olan tek şey de bu oluyor zaten… yeniden deneyebileceğini hatırlamak.

Aslında o küçücük ip bileğinde dururken aslında hiç yalnız değilsin. İçinde sakladığın tüm dilekler, tüm güzel ihtimaller seninle. Bir gün, hiç beklemediğin bir anda, içinden geçen o şeyin gerçek olduğunu fark edebilirsin. O yüzden marteniçka sadece bir gelenek değil, kalpte taşınan minik bir masal gibi…

Ve her masal gibi, sonunda iyi hissettiren bir tarafı mutlaka var.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER