İnsan bazen en büyük huzursuzluğunu en çok sevdiklerinin yanında yaşar.
Çünkü bazı sevgiler sarmaz, sıkar. Bazı yakınlıklar iyileştirmez, kanatır. Ve insan en çok, kalbine en yakın olan yerden yorulur.
Gitmek…
Sanıldığı gibi bir kaçış değildir her zaman. Bazen bir varoluş biçimidir. Kendini inkâr etmeyi bırakmanın, ruhunun elini tutmanın, aynaya bakarken gözlerini kaçırmamanın adıdır. Çünkü kalmak, her zaman sadakat değildir; bazen kendi yıkımına razı olmaktır.
Sevdiklerinden uzaklaşmak kolay değildir. İnsan alışkanlıklarını, hatıralarını, birlikte gülünmüş anları bir bavula sığdıramaz. Bir şehrin kokusu, bir evin sessizliği, bir sesin tanıdıklığı peşinden gelir. Gidersin ama kalbin bir süre geride kalır. İşte en büyük sınav da burada başlar: Kendini seçebilmek.
Evet, pişman olabilirsin.
Geceleri uykun kaçabilir. “Ya kalsaydım?” sorusu zihninde yankılanabilir. Ağlarsın. Özlersin. Boşluk hissi büyür. Fakat zamanla anlarsın ki o boşluk aslında yer açmaktır sana iyi gelecek olana, sana zarar vermeyecek olana, en önemlisi de kendine.
Çünkü insan bazen sevdiklerini değil, onlarla birlikteyken kaybettiği kendini bırakır geride.
Ve kendini bulmak, her şeye değecek kadar kutsal bir yolculuktur.
Gitmek; kırarak değil, tükenmeden ayrılmaktır.
Bağırmadan, suçlamadan, kimseyi kötü ilan etmeden… Sadece “Ben artık burada iyi değilim” diyebilmektir. Bu cümle, bir insanın kurabileceği en olgun, en cesur cümlelerden biridir.
Unutma:
Huzur, her zaman kalabalıkların içinde değildir. Bazen bir vedanın ardından gelen derin bir sessizlikte saklıdır. Ve o sessizlikte kalbin ilk kez kendini duyar.
Belki çok ağlarsın.
Belki çok özlersin.
Belki bir süre hiçbir şey doğru gelmez.
Ama bir sabah uyanırsın ve göğsünün ortasında yıllardır taşıdığın o ağırlığın hafiflediğini fark edersin. İşte o an anlarsın: Gitmek, kaybetmek değilmiş. Kendine dönmekmiş.
Ve insan, en çok kendine döndüğünde huzur bulur.

YORUMLAR