Bazı kahramanlar pelerin takmaz; çoğu zaman kahraman olduklarının bile farkında değildir. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp evladının saçını okşayan, kendi yorgunluğunu bir kenara bırakan, bunu dile getirmese de ayakta kalmak zorunda olan kadınlardır onlar.
Eşinden ayrılmış ve çocuğunu tek başına büyüten annelerden söz ediyorum. Onların sınavı, yalnızca bir ayrılığın ardından yeniden düzen kurmak değildir; her sabah bir çocuğun geleceğine umut olmak, korkularını içinde susturmak ve hayatın yüküne rağmen yoluna devam etmektir. Dışarıdan bakıldığında işe yetişen bir anne, alışveriş poşetleri, okul masrafları ve bitmeyen sorumluluklar görünür. Oysa kapı kapandığında başlayan başka bir hikâye vardır: kimsenin duymadığı iç konuşmalar, uykusuz geceler, hesaplanan masraflar ve çocuğunun gözlerindeki güveni korumak için verilen sessiz çaba.
İnsan bazen hayatın en ağır yüklerini tek başına taşımak zorunda kalır. Tek başına çocuk büyüten kadınların omzundaki yük ise yalnızca bugünü kurtarmak değildir; onlar yarının insanını da yetiştirir. Bir yandan şefkati öğretir, bir yandan hayatın sert yüzüne karşı siper olurlar. Gerektiğinde öğretmen, gerektiğinde dost, gerektiğinde de evladının yaslanabileceği koca bir çınara dönüşürler.
Bu yüzden onların hikâyesini yalnızca fedakârlıkla anlatmak eksik kalır. Burada cesaret, inat ve insanüstü bir dayanıklılık vardır. Yoruldukları hâlde yürümeye devam eden, korktukları hâlde belli etmeyen, düştükleri yerden yeniden kalkmayı öğrenen kadınların hikâyesidir bu.
Kimse kusura bakmasın; bir çocuğa hem anne hem baba olabilmek herkesin taşıyabileceği bir sorumluluk değildir. Çocuğunun hastalığında sabahlayıp ertesi gün işine giden, kendi hayallerini erteleyip evladının hayallerini büyüten, dünyanın yükünü sırtında taşıdığı hâlde gülümsemeyi sürdüren kadınlar, hayatın görünmeyen kahramanlarıdır.
Elbette onların da yorulduğu, kırıldığı, “Artık gücüm kalmadı.” dediği anlar olur. Çünkü asıl mesele hiç yorulmamak değil, bütün yorgunluklara rağmen yeniden ayağa kalkabilmektir. Bu yüzden tek başına çocuk büyüten her annenin hikâyesinde yalnızca bir ayrılığın değil, büyük bir başarının izleri vardır.
Belki bir gün çocukları büyüdüğünde, yıllarca fark etmedikleri ayrıntıları tek tek hatırlayacaklar: eksik kalan uykuları, gizlenen gözyaşlarını, sofraya konan son lokmayı… Ve o gün anlayacaklar ki onları hayata hazırlayan şey yalnızca bir annenin sevgisi değil, sessizce verilen büyük emekmiş.
Bu yüzden aynaya baktığınızda eksik kalan taraflarınızı değil, başardığınızı görün. Çünkü siz sadece bir evlat büyütmüyorsunuz; sevginin, fedakârlığın ve insan iradesinin neler başarabileceğini de gösteriyorsunuz. Bu yürüdüğünüz çetin ve meşakkatli yol belki alkışlanmadı; ama ben sizi yürekten ve saygıyla ayakta alkışlıyorum

YORUMLAR