Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Çilem Tanyıldız / Yazar
Çilem Tanyıldız / Yazar

Sokak Giyiminden Marka İnşasına ; Les Benjamins

Les Benjamins’i konuşurken markadan önce kurucusunu konuşmak gerekiyor. Çünkü Bünyamin Aydın bu markayı klasik bir sokak giyim girişimi gibi kurmadı. Baştan itibaren daha büyük bir çerçeve çizdi ve Les Benjamins’i o çerçevenin içine yerleştirdi. Bu yüzden ortada tesadüfi bir yükselişten çok, yönü belli bir marka inşası var.

Les Benjamins ilk çıktığında hedef  Türkiye pazarı değildi. Zaten markanın dili de buna göre kurulmuştu. Türkiye’de birçok marka önce içeride güçlenmeye çalışırken, Les Benjamins doğrudan dışarıya oynadı. Bu önemli bir fark. Çünkü ürün kadar, o ürünün nerede durduğu da belirleyici. Marka kendini baştan global bir denklemde konumlandırdığı için attığı adımlar da bu doğrultuda şekillendi.

Burada asıl mesele tasarımın kendisinden çok, tasarımın ne anlattığı. Les Benjamins’in dili doğu-batı ekseni, kimlik, göç ve kültürel referanslar üzerinden ilerliyor. Bu da markayı klasik streetwear’dan ayırıyor. Çünkü çoğu marka grafik ve logo üzerinden giderken, burada bir anlatı kurma çabası var. Yani ürün sadece giyilen bir şey değil, aynı zamanda bir hikâye taşıyor.

Markanın büyümesinde iş birliklerinin etkisi de göz ardı edilemez. Özellikle Nike gibi global markalarla yapılan çalışmalar görünürlüğü ciddi şekilde artırdı. Ama burada kritik nokta şu: bu tarz iş birlikleri markayı büyütür ama tek başına ayakta tutmaz. Eğer içeride güçlü bir tasarım dili yoksa, o görünürlük çok uzun sürmez. Les Benjamins’in şu an geldiği nokta da tam olarak burasıyla ilgili.

Son dönem koleksiyonlara bakınca markanın bu anlatıyı genişletmeye çalıştığı görülüyor. Farklı coğrafyalara açılan referanslar, kültürler arası geçişler bu yaklaşımın devam ettiğini gösteriyor. Özellikle Altaicana – Altay Uyanışı koleksiyonu bu anlamda daha net bir örnek. Altay kültürü ve Orta Asya vurgusu, markanın doğu anlatısını daha derin bir yere taşımaya çalıştığını gösteriyor. Burada mesele sadece estetik değil; daha geniş bir kültürel çerçeve kurma isteği var.

Ama asıl konu tek bir koleksiyon değil. Genç markalarda en kritik nokta süreklilik. Güçlü bir fikir ortaya koymak zor değil; zor olan onu devam ettirmek. Les Benjamins için de asıl sınav burada başlıyor. Eğer bu çizgi koleksiyonlar boyunca devam ederse marka kendine ait bir imza oluşturabilir. Ama bu yaklaşım sezonluk kalırsa, o zaman yapılan işler dikkat çekici ama geçici olur.

Bugün baktığımızda ortada ani bir başarıdan çok, bilinçli ilerleyen bir süreç var. Marka ne yaptığını biliyor ve nereye gitmek istediği az çok net. Ama artık işin zor kısmına gelmiş durumda. Yükselmek başka bir şey, o seviyede kalmak başka bir şey. Moda dünyasında asıl farkı yaratan da bu.

Les Benjamins şu an tam bu eşikte. Bundan sonrası, kurduğu bu anlatıyı ne kadar sürdürebileceğini gösterecek. Eğer aynı çizgiyi derinleştirirse kalıcı bir kimlik oluşturabilir. Aksi halde bugün yakaladığı ivme güçlü ama sınırlı bir dönem olarak kalır.

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER