Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Alperen Varol / Halk Bilimci,Yazar
Alperen Varol / Halk Bilimci,Yazar

Ofsaytta Kalan Vicdan

Pazartesi günü Türk futbolunun temellerini sarsan bir açıklama geldi.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, profesyonel liglerde görev yapan 571 hakemden 371’inin bahis hesabı bulunduğunu, bunlardan 152’sinin ise aktif şekilde bahis oynadığını açıkladı. Futbolun adalet terazisini elinde tutması gereken hakemlerin, doğrudan oyunun en tartışmalı alanlarından biriyle ilişkilendirilmesi, birinin içinde olması Türk futbolunda uzun yıllardır var olan ve dillendirilen güven krizinin fitilini yeniden ateşlendirdi. Açıklamanın ardından TFF, kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir adım daha attı ve bahis hesabı bulunan hakemlerin listesini paylaştı. Federasyonun verilerine göre bu isimler arasında 7 üst klasman hakemi, 15 üst klasman yardımcı hakemi, 36 klasman hakemi ve 94 klasman yardımcı hakemi bulunuyor.

Rakamlar yalnızca sayıyla değil,  boyutuyla da şoke ediciydi: Bir hakemin 18.227 kez bahis oynadığı, 10 hakemin 10.000 kezden fazla, 42 hakemin ise 1.000’in üzerinde bahis oynadığı tespit edildi. Bazı hakemlerin yalnızca tek seferlik bahis oynadığı ifade edilirken, federasyon yetkilileri “hakemlerin kendi yönettikleri maçlara bahis oynamadıkları” açıklamasında bulundu. Ancak futbol kamuoyunun zihninde kaçınılmaz bir soru yankılandı: “Bahise bulaşmış bu hakemler, ya kendi yönettikleri maçlara doğrudan değil de başkaları üzerinden bahis oynadıysa?”

Sanırım bu sorunun cevabı hep meçhul kalacaktır…

Türkiye’de özellikle 2. Lig ve 3. Lig maçlarını yakından takip edenler, bu liglerdeki hakem hatalarının uzun süredir tartışma konusu olduğunu bilir. Geçmiş sezonlarda hatta yalnızca geçen sezon dahi 20-30 santimetre ofsayt olmayan pozisyonlara ofsayt kararı verildiği, net gollerin iptal edildiği, olmayan faullerin çalındığı ve açık kartlık pozisyonlarda kartların çıkmadığı çok sayıda örnek yaşandı. Süper Lig ve 1. Lig’de VAR sistemi hataları belli ölçüde tolere edebilirken, alt liglerde hiçbir teknolojik müdahale bulunmaması, bu hataları daha vahim hâle getiriyor. Bu tablo, şimdi açıklanan bahis skandalıyla birleşince akıllara daha da ağır bir ihtimali getiriyor:

“Ya bu hatalar yalnızca hata değilse? Ya bahis ilişkisi, alt liglerdeki bu garip kararların perde arkasında yer alıyorsa?”

Türk futbolu, özellikle son beş sezondur derin bir güven, temiz bir oyun, krizinin tam ortasında duruyor.

Mevzu artık sadece futbol, açıklamalar, istatistikler ya da bir skandal değil, doğrudan futbolun temizliği, adaletin mekanizması ve insanların vicdanı sorgulanıyor.

Bugün 152 hakem temize dahi çıksa, akıllardaki şüphe silinmeyecek. Çünkü bahis oynamış veya bahisle ilişkilendirilmiş bir hakem profili, hangi maça çıkarsa çıksın temiz olarak algılanmaları toplumun gözünde zor olacaktır.

Kaldı ki bu hakemlerin yalnızca yurtdışı maçlarına bahis oynadığı düşünülse dâhi toplumun aklındaki asıl soru değişmeyecektir.

“Peki ya Türkiye içindeki maçlarda ne oldu?”

Özellikle alt liglerde yaşanan hatalar, bu iddialar karşısında daha da anlamlı ve endişe verici bir hâl alıyor. Basit bir ofsayt kararı bile artık yalnızca bir hakem hatası değil, belki de bir bahis ilişkisinin yansıması olarak görülecek.

Henüz bu meselenin VAR hakemleri boyutu da netlik kazanmış değil.

TFF’nin mevcut açıklamalarında aktif VAR hakemlerinin listede yer almadığı belirtilse de, futbol kamuoyunun aklındaki şüphe kolay kolay gitmiyor. Ya VAR hakemleri de varsa?

Ya o isimler, ekran başında verdikleri kararlarla yalnızca bir maçı değil, bir ligin kaderini etkiledilerse?

Bu soruların yanıtı henüz meçhul. Bir gerçek var ki VAR hakemleri bu skandalın dışında kalsa bile bu durum hiçbir kulübü, futbolseveri veya taraftarı tatmin etmeyecektir diye düşünüyorum.

Artık mesele, kimin bahis oynadığı değil, futbolun gerçekten adil oynanıp, oynanmadığı olmuştur.

Son olarak, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından birkaç ay önce bu konuda resmî bir soruşturma başlatıldığı da biliniyor. Soruşturmanın kamuoyunu tatmin edecek şekilde olacağına inanıyorum. Ama ne olursa olsun, başta son beş sezon olmak üzere Türk futbolunun üzerine büyük bir gölge düşmüştür. Bu süreçte, hiçbir suçu olmayan temiz hakemlerin dahi şaibe altında kalması, bu meselenin en acı yönüdür ve bu çok olası bir ihtimaldir. Türk futbolu, sadece açıklamalarla değil, radikal ve köklü reformlarla kendini yeniden inşa etmelidir. Belki yabancı hakem uygulaması, belki tamamen yenilenmiş bir denetim sistemi…

Yeni reformlar ve düzenlemeler gelir mi bilmiyorum ama şunu çok iyi biliyorum ki:

“Bu düzen, bu hâliyle yürümüyor. Türk futbolu ya kendini temizleyecek, ya da kirlere bulaşmış şekilde, kirlerin gölgesinde kaybolacaktır.”

 

 

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER