“İyi” nedir? Daha da kökten soralım: Yaşam, ne uğruna yaşanmaya değerdir?
İnsanlık tarihi boyunca bu soru, kimi zaman erdemle, kimi zaman inançla, kimi zaman da hazla cevaplandı. Antik Yunan’da Aristippos’un kurduğu Kyrene Okulu ise meseleyi son derece çıplak ve cesur bir yerden ele aldı: Haz iyidir.
Ancak bu cümle, yüzeyden bakıldığında yanlış anlaşılmaya fazlasıyla müsaittir. Zira Kyrene Okulu’nun savunduğu haz anlayışı, bugünün ölçüsüz tüketim ve anlık tatmin kültürüyle karıştırıldığında, düşüncenin derinliği buharlaşır. Aristippos’un derdi “ne pahasına olursa olsun haz” değildir; tam tersine, hangi haz insanı gerçekten mutlu kılar sorusudur.
Kyrene Okulu’nun çıkış noktası bilgi anlayışıdır. Aristippos’a göre, insan dış dünyayı olduğu gibi bilemez. Nesnelerin kendisine değil, yalnızca onların bizde uyandırdığı duyumlara sahibiz. Aynı nesne, iki insanda iki farklı duyum yaratabilir. Bu yüzden dünyaya dair bilgimiz kaçınılmaz biçimde özneldir. Ortak isimler vardır; ama ortak duyumlar yoktur.
Bu yaklaşım, felsefeyi gökyüzüne bakan teorik bir uğraş olmaktan indirip, insanın gündelik hayatına yerleştirir. Eğer kesin bilgiye ulaşamıyorsak, o hâlde asıl mesele nasıl yaşadığımızdır. İşte bu noktada Kyrene Okulu’nun temel ilkesi belirginleşir:
Bilgi için bilgi değil, yaşam için bilgi.
Haz, bu anlayışta en yüksek iyi olarak kabul edilir; fakat her haz aynı değerde değildir. Anlık ve şiddetli bir haz, eğer ardından acı, pişmanlık ve ruhsal bir dağınıklık getiriyorsa, o haz gerçekte iyi değildir. Aristippos’un asıl vurgusu tam da buradadır: Hazzın kendisi değil, sonucu önemlidir.
Bu nedenle Kyrene Okulu, ölçüsüzlüğü değil bilgeliği savunur. Haz, doğru elde edilirse hazdır. Bilgelikten yoksun bir haz arayışı, insanı tutkularının kölesi yapar; oysa bilge insan, hazları yönetir, onlara teslim olmaz. Hazza sahip olur ama ona esir düşmez.
Burada erdem, hazza karşıt bir kavram değildir. Aksine erdem, hazzın sigortasıdır. Bilgi ve erdem sayesinde insan; korkulardan, kuruntulardan, toplumsal önyargılardan ve yıkıcı tutkulardan özgürleşir. Bu özgürlük, ruhun uyumunu sağlar. Ve ancak uyum içindeki bir ruh, gerçek anlamda tat alabilir hayattan.
Bugünün dünyasında haz çoğu zaman hızla tüketilen, ardından boşluk bırakan bir nesneye dönüşmüş durumda. Kyrene Okulu ise bize şunu hatırlatır:
Haz, bir kaçış değil; bilinçli bir tercihtir.
Mutluluk, kendini kaybetmekte değil; kendini bilmekte saklıdır.
Öyleyse soruyu yeniden soralım: Yaşamın anlamı haz almak mıdır?
Kyrene Okulu’nun cevabı nettir ama sığ değildir:
Evet, fakat ancak bilgelikle kazanılan haz, yaşamı anlamlı kılar.

YORUMLAR