Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Yasin Akman/Türkolog-Yazar
Yasin Akman/Türkolog-Yazar

Aksakallık ve Bilgelik: Toplumun Görünmez Anayasası

Bir toplumun gerçek gücü, sadece yazılı kanunlarında değil; o kanunların ötesinde, nesilden nesile aktarılan görünmez ilkelerinde saklıdır. Bu ilkeler, kimi zaman bir sözde, kimi zaman bir bakışta, kimi zaman da suskun bir duruşta hayat bulur. İşte “aksakallık” dediğimiz kavram, tam da bu görünmez yasaların ete kemiğe bürünmüş halidir.

Aksakallık; yaşın getirdiği bir unvan değil, yaşanmışlığın süzgecinden geçmiş bir bilgelik makamıdır. Saçların beyazlaması, zamanın bir hatırası olabilir; fakat aksakallık, zamanın içinden hakikati ayıklayabilme kudretidir. Bu yönüyle aksakallar, toplumun hafızasıdır. Onlar geçmişi sadece hatırlamaz; geçmişten ders çıkarır, bugünü tartar ve yarına istikamet çizer.

Modern çağın en büyük yanılgılarından biri, bilgiyi yalnızca teknik veriyle eş tutmasıdır. Oysa bilgelik, bilgiden farklıdır. Bilgi öğrenilir; bilgelik ise yaşanır. Bilgi çoğaldıkça insanı kibirle doldurabilir, ama bilgelik arttıkça insanı sükûnete davet eder. İşte aksakallar, bu sükûnetin temsilcileridir. Gürültünün arttığı, sözün kıymetinin azaldığı bir çağda, onların sessizliği bile bir rehberdir.

Toplumlar, kriz anlarında gerçek yüzlerini gösterir. Kaosun, kargaşanın ve belirsizliğin hâkim olduğu dönemlerde, insanlar yön arar. İşte tam o anda, görünmez bir yasa devreye girer: Aksakallara danışma ihtiyacı. Çünkü insanlar bilir ki, aklın şaştığı yerde tecrübe konuşur. Ve tecrübe, çoğu zaman en doğru pusuladır.

Bugün ise bu kadim müessesenin sessizce geri plana itildiğine şahit oluyoruz. Hız çağında yaşıyoruz; her şey hızlı, her şey geçici, her şey yüzeysel… Oysa aksakallık sabır ister, derinlik ister, dinlemeyi ve anlamayı ister. Bu yüzden modern insan, çoğu zaman aksakallığın kıymetini idrak etmekte zorlanır. Çünkü hızlanan dünya, derinleşmeyi unutturur.

Fakat unutulmaması gereken bir hakikat vardır: Bir toplum, aksakallarını kaybettiği gün, sadece geçmişini değil; geleceğini de kaybeder. Çünkü bilgelik olmadan güç, yönsüz kalır. Yönsüz güç ise ya savrulur ya da yıkıma sürükler.

Aksakallık, sadece yaşlılara ait bir makam değildir; aynı zamanda bir ideal, bir hedef, bir istikamettir. Her insan, yaş aldıkça aksakallığa yaklaşmaz. Kimileri yaşlanır, kimileri ise olgunlaşır. Aradaki fark, işte o görünmez yasada saklıdır.

Toplumların ayakta kalmasını sağlayan şey, sadece kurumlar değil; o kurumların arkasındaki hikmettir. Ve o hikmet, çoğu zaman adı konmamış, yazıya dökülmemiş ama herkesin içten içe kabul ettiği bir düzenin parçasıdır. Aksakallık, bu düzenin en sade ama en güçlü temsilidir.

Eğer bir toplum yeniden dirilmek istiyorsa, önce aksakallarını hatırlamalı, sonra onları dinlemeyi öğrenmelidir. Çünkü bazen en büyük hakikatler, en az konuşanların dilindedir.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER