Bazen durup dururken aklıma geliyorsun. Öyle büyük anlarda değil… En sıradan anlarda. Bir şey anlatacakmışım gibi oluyor, sonra fark ediyorum… Sen yoksun. İşte o an, içimde bir şey sessizce çöküyor.
Seninle konuşmayı özledim baba. Öyle uzun uzun değil, iki kelime bile yeterdi. Çünkü senin varlığın yetiyordu insana. İnsan kendini güvende hissediyordu yanında. Sanki her şey yoluna girecekmiş gibi… Şimdi o his yok. Ne yapsam tam olmuyor, neye dokunsam bir tarafı eksik kalıyor.
Herkes “zamanla alışılır” diyor. Alışılmıyor baba… Sadece susmayı öğreniyor insan. İçinden geçenleri anlatmamayı, boğazına düğümlenenleri yutmayı öğreniyor. Ama özlemek.O hiç geçmiyor. Hatta bazı günler daha da ağırlaşıyor.
Biliyor musun, senin gibi olabilmek için uğraşıyorum. Senin gibi durabilmek. Hayata karşı o sakin ama güçlü halin var ya, işte onu yakalamaya çalışıyorum. Çünkü sen konuşarak değil, yaşayarak öğrettin bana. Doğru olmayı, dik durmayı, kimseye eyvallah etmemeyi…
Ama en çok da şunu özledim baba… Bana baktığın o hali. Hiçbir şey demeden anladığın anları. İnsan herkese anlatamıyor içindekini, ama sana anlatmaya gerek bile yoktu. Sen hissederdin.
Şimdi bazen içimden diyorum ki, “Keşke biraz daha kalsaydın.” Söyleyecek çok şeyim varmış meğer. İnsan en çok yarım kalan cümlelerine üzülüyor. Ben seni hep anlattım içimde. Hep iyi anlattım. Çünkü sen gerçekten iyi bir adamdın baba. Hem de çok.
Sen gidince anladım.Bir insan sadece kendisiyle gitmiyormuş. Onunla birlikte bir sürü şey de gidiyormuş. Benim çocukluğumun bir kısmı, içimdeki o rahatlık, o güven.Hepsi biraz seninle birlikte sustu.
Ama yine de şunu biliyorum; sen bana sadece hatıra bırakmadın. Nasıl bir insan olunması gerektiğini bıraktın. Ben de onu kaybetmemeye çalışıyorum. Senin oğlun gibi yaşamaya çalışıyorum.
Seni çok özledim baba. Bu cümle hep eksik kalacak ama yine de söyleyeceğim
Ben buradayım. Senin öğrettiklerinle.

YORUMLAR