Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Çilem Tanyıldız / Yazar
Çilem Tanyıldız / Yazar

Bir Eşofman Kadar Ciddiyiz

Venezuela’da yaşananlar bir ülkenin kaderi, bir rejimin çöküşü ya da uluslararası hukukun geldiği nokta olarak tartışılabilirdi. Tartışılmadı. Bunun yerine Nicolás Maduro’nun giydiği eşofman konuşuldu. Daha doğrusu satıldı.

Bir devlet başkanının gözaltına alınma anı, küresel siyasetin en sert sahnelerinden biridir normalde. Güç dengeleri, hukuksuzluk, emperyalizm, diktatörlük… Ama biz çağımızı doğru okursak şunu kabul etmeliyiz: Artık hiçbir şey bu kadar ağır değil. Bir eşofman, hepsinin önüne geçebiliyor.

O fotoğraf düştüğü anda mesele Maduro değildi. Venezuela hiç değildi. O eşofman bir “ürün”e dönüştü. Linklendi, sepete eklendi, tükendi. Yetmedi, muadilleri çıktı, kopyaları satıldı. Trajedinin üzerine seri üretim yapıldı.

Bu bir tesadüf değil. Bu çağın refleksi bu. Artık politik olaylara bakarken “ne oldu?” diye değil, “ne giyilmiş?” diye bakıyoruz. Çünkü anlamla değil, görüntüyle ilişki kuruyoruz. Ve görüntü, düşünmekten daha az yorucu.

Bir diktatörün eşofmanının trend olması, onu cool yaptığı için değil; bizim ne kadar yüzeyselleştiğimizi gösterdiği için önemli. Siyaseti ciddiye alacak sabrımız kalmadı. Acıyı, krizi, adaletsizliği bile tüketilebilir bir şeye dönüştürmeden konuşamıyoruz. Bir şey satmıyorsa ilgimizi çekmiyor.

Daha kötüsü şu: Bu sadece sosyal medyanın suçu değil. Bu bizim suçumuz. Çünkü bu eşofmanı alanların büyük kısmı politik bir duruş sergilediği için değil, “gündemde olduğu” için aldı. Güçle, krizle, skandalla temasımız bile trend üzerinden.

Bir ülkede insanlar açlıkla boğuşurken, dünyanın başka bir yerinde aynı sahne “stil anı” olarak dolaşıma giriyor. Bu bir kopukluk değil; bu bilinçli bir kayıtsızlık. Görmek isteyeni rahatsız etmeyen, tam tersine eğlendiren bir kayıtsızlık.

Ve evet, markalar için bakarsak bu müthiş bir başarı hikâyesi olabilir. Bir ürünün bağlamdan bağımsız şekilde bu kadar hızlı satması pazarlama açısından alkışlanır. Ama insan olarak baktığımızda, bu tablo utanç verici.

Bir eşofman bu kadar konuşuluyorsa, burada sorun eşofmanda değil. Sorun, artık hiçbir şeyi olması gerektiği ağırlıkta ele alamıyor oluşumuzda. Politikayı hafifletiyoruz, trajediyi estetize ediyoruz, gücü metalaştırıyoruz.

 

Sonra da dönüp “neden bu kadar hissizleştik?” diye soruyoruz.

Belki de cevap çok basit: Çünkü bir eşofman kadar bile ciddiye almadık hiçbir şeyi.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER