Modern insanın vicdanı, artık sadece algoritmalara ve “estetik” acılara hizmet eden kirli bir vitrinden ibaret. Bir cam bölmenin arkasında, doğasından koparılıp birer panayır objesine dönüştürülmüş, hapsedilmiş bir primatın kendisine uzatılan bardağa attığı o yumruk –namıdiğer “Maymun Punch”– dijital dünyanın yeni eğlencesi oldu. Milyonlarca insan, hürriyeti çalınmış bir canlının stresiyle, çaresizliğiyle ve hapsedilmişliğinin yarattığı sinir kriziyle alay ederek o videoyu paylaştı. “Mood” dediler, “Aynı ben” dediler, kahkahalarla izlediler. Oysa o yumruk, insanlığın doğa üzerindeki küstah ve kanlı hegemonyasına atılmış beyhude bir tokattı; biz ise o tokatla bile eğlenecek kadar alçaldık.
Hayvanat bahçeleri dediğimiz o modern toplama kampları, sözde “eğitim” ve “türleri koruma” yalanıyla pazarlanan birer haysiyet celladıdır. Bir canlıyı betona gömüp, parmaklıklar ardında delirmesini izlemek için bilet kesen zihniyet, orta çağ sirklerinden farksız bir ilkelliği temsil ediyor. Hayvanat bahçeleri derhal kapatılmalıdır; çünkü bir canlının özgürlüğünü seyirlik bir metaya dönüştüren hiçbir yapı “uygar” adını hak edemez. Ancak asıl mide bulandırıcı olan, bu “kafes trajedisini” bir mizah unsuru haline getiren kitlelerin, aynı ekranlara düşen Filistinli çocuk cesetleri karşısındaki buz gibi, profesyonel sessizliğidir.
Burada karşımıza çıkan tablo, modernitenin en pespaye ikiyüzlülüğüdür. Bir maymunun “şirin” öfkesine binlerce duyarlı yorum kasan, “Canım benim nasıl da tepki vermiş” diye iç geçiren o sahte hümanistler; Gazze’de tepesine misket bombası yağan, açlıktan kemikleri sayılan, cansız bedeni bir moloz yığınının altından çekilen Filistinli çocuklar söz konusu olduğunda devasa bir “kaydırma” hareketiyle başını çeviriyor. Bir hayvanın esaretine –ki bu son derece haklı bir tepkidir– üzülenlerin, bir halkın canlı yayında yok edilişini “rahatsız edici içerik” diyerek görmezden gelmesi, vicdanın değil, sadece kişisel konforun korunduğunun kanıtıdır.
Bu, merhametin coğrafi ve sınıfsal bir filtreyle sansürlenmesidir. Sosyal medya kullanıcısı, acıyı bile kendi steril dünyasını sarsmayacak bir “estetik” süzgeçten geçirmek istiyor. Maymunun yumruğu “ikonik” bir içerikken, bir babanın kucağındaki parçalanmış çocuk bedeni “huzur kaçıran, algoritmayı bozan bir detay” olarak kodlanıyor. İnsanlık, acıyı kategorize ederek, kimi ağlanmaya değer kimi ise “siyasi bir tartışma” ilan ederek kendi ruhunu çoktan infaz etmiştir.
Gerçek şu ki; hayvanları kafese tıkıp izlemekten zevk alan bu “gelişmiş” tür, burnunun ucundaki soykırıma gözlerini kapayacak kadar haysiyetini yitirmiştir. Filistinli bir çocuğun kanını, bir maymunun eğlencelik videosu kadar “tık” değeri taşımadığı için değersiz gören bu çağın insanı, merhamet edebiyatı yapmayı bir kenara bırakmalıdır.
Vicdanınız, sadece işinize geldiğinde veya ekranınızın rengini bozmadığında devreye giriyorsa, o vicdan değil, sadece bir aksesuardır. Kafesler sadece hayvanlar için değil; bu seçici, ikiyüzlü ve sahte duyarlılığınız için inşa edilmelidir. Çünkü çocukların katledildiği bir dünyada, hapsedilmiş bir hayvanın öfkesine gülmek, sadece o hayvanın değil, tüm insanlık onurunun sonunun geldiğinin ilanıdır.

YORUMLAR