Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Miraç Özmen / Araştırmacı,Yazar
Miraç Özmen / Araştırmacı,Yazar

“Mış Gibi” Yaşayanlar Kulübü

Hayatın en sessiz ama en tehlikeli yalanı nedir biliyor musun? “Mış gibi” yapmak. Öyle bir hâl ki bu, kimse yüksek sesle itiraf etmiyor ama herkes bir yerinden bulaşmış.

Seviyor muş gibi yapanlar var mesela. Öyle ustalaşmışlar ki, insan bir an gerçekten sevildiğini sanıyor. Mesajlar tam zamanında, sözler yerinde, ilgi dozunda… ama hepsi hesaplı, hepsi ölçülü. Kalpten değil, stratejiden çıkıyor. Seni değil, sende hissettirdiklerini seviyorlar aslında. Bir bakıyorsun, seninle konuşurken gözleri sende değil, seçeneklerde. Yani sen onların hikâyesinde başrol değil, sadece boşluk dolduran bir sahnesin.

Ve en acı tarafı şu: Bunlar sevgiyi tüketiyor. Gerçekten seven insanın değerini düşürüyorlar. Çünkü birine denk geliyorsun, sana iyi davranıyor… ama diyorsun ki “Bu da mı rol yapıyor?” İşte “mış gibi” sevenler, sadece kalp kırmıyor; güveni üç de öldürüyor. İnsan artık hissedileni değil, arkasındaki niyeti sorgular hale geliyor.

Arkadaşlık desen, ayrı bir tiyatro sahnesi. “Kanka” diye omza dokunan ama sen sırtını döndüğün an bambaşka biri olanlar… Bir kahve içilirken dünyanın en yakın insanı, ama iş zorlaştı mı “ya ben yoğunum aslında” moduna geçenler. İnsan bazen düşünüyor: Dostluk mu bu, yoksa fragman mı?

Saygı da nasibini almış bu “mış gibi” hastalığından. Büyüklerin yanında susup arkalarını döndüklerinde içinden geçirenler… Kurallara uyuyor gibi yapıp fırsatını bulunca ilk çiğneyenler… Yani ortada bir düzen var ama içi boş, sadece dekor.

En tehlikelisi de insanın kendine karşı “mış gibi” yapması. Mutlu muş gibi… Güçlü müş gibi… “Ben iyiyim ya” deyip geceleri tavana bakarak hesaplaşanlar. İnsan kendini kandırınca, kimse gerçeği söyleyemez hale geliyor.

Herkes rolünü o kadar iyi oynamaya başladı ki, gerçek olan garip karşılanıyor. İçten bir şey söylüyorsun, insanlar şüpheyle bakıyor. Çünkü alışmışlar sahteye. Gerçek gelince “Bu kesin bir şey istiyor” diye düşünüyorlar.

İşin esprili tarafı da şu aslında; bu kadar “mış gibi” arasında gerçekten olan biri çıkınca, sistem hata veriyor. Sanki oyuna hile girmiş gibi.

Ama şu bir gerçek ki “Mış gibi” yaşanan hiçbir şeyin ağırlığı yoktur. Ne sevgi taşır, ne sadakat. Bir gün gelir, hepsi dağılır. Çünkü gerçek olmayan şey, ayakta kalamaz.

Eskiler boşuna dememiş: “Neysen o ol.” Çünkü insan en çok rol yaparken yoruluyor. Ve en çok kendisi gibi olunca huzur buluyor.

O yüzden bırak herkes oynasın kendi rolünü… Sen sahici ol. Az ol ama öz ol. Çünkü bu dünyada artık en nadir şey, gerçekten var olan insanlar.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER