Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Miraç Özmen / Araştırmacı,Yazar
Miraç Özmen / Araştırmacı,Yazar

Sevginin Sessiz Bedeli

İlişkiler dediğimiz o karmaşık sahne… Aşk da, aile de, dışarıdan bakınca pırıl pırıl, içeriden bakınca maymın gözünü aç misali. Malum, en büyük curcunayı sessizlik çıkarır. Kimse tam olarak neye bozulduğunu, neyi yutkunup geçtiğini söylemez. Sonuç? Herkesin içinde minik bir eksiklik hissi, sanki bir puzzle parçası kayıp gibi. Çünkü o “ufak” rahatsızlıkları dillendirmek, bildiğiniz cesaret ister, neredeyse $\text{Nobel Barış Ödülü}$‘ne adaylık!

Romantizm arenasındayız. Herkes “açık iletişim” mastarını çekiyor ama gerçekler bambaşka. Gerçek hisler mi? Onlar en çok bu sahada gizlenir. Biri, “aman çok mu düşkün görünürüm” diye frene basar; diğeri, “ilgisiz damgası yemeyeyim” diye zoraki bir şirinlik yapar. İlişki, içten içe verilenle alınan arasındaki dengeyi tutturma olimpiyatına döner. Bir taraf daha çok kürek çeker, ama “ben daha çok yoruluyorum” demeye gırtlağı yetmez. Dese, o an sevgi notu düşer, yerine karşılıklı faturalaşma başlar!

İlişkilerin görünmez yara izi: “Değer miyim?” kaygısı. İnsan sevilmek ister, evet; ama fark edilmek, o kişinin gözünde gerçekten özel olmak ister. “İlgi istiyorum” feryadını basmaya çekinir, zira bu, zayıf karnını göstermek demektir. Susar, sustukça o sessiz buhar, iki kalbin arasını açan sislere dönüşür.

Aile cephesi ise daha köklü bir suskunluk ormanıdır. Evlat, ebeveynin kalbi kırılmasın diye yutar. Ebeveyn, yavrusuna dert olmasın diye içine atar. Oysa en çok şefkat aradığımız o ocak, duygularımızı en az ifade edebildiğimiz yerdir. Ailede, “Benim de canım yanıyor” demek, zayıflık falan değil, bilakis bir süper kahramanlık göstergesidir. Fakat bu pelerini takan pek azdır. Netice? Sevgi, kalın duvarların ardında hapis kalır.

Bir de şu gizli kıyaslama virüsü var. Kardeşler arasında kariyer, partnerler arasında eski defterler… “O daha mı başarılıydı, daha mı sevildi?” gibi düşünceler açıkça konuşulmaz, ama insan ruhuna damla damla zehir gibi sızar.

Asıl hikaye şu: İster romantik bir fırtına olsun, ister aile limanı; hiçbir bağ, duygusal dürüstlüğün yelkeni olmadan sağlam kalmaz. Birbirimizi sevdiğimiz kadar, o kulak tırmalayıcı sessizliği de duymayı öğrenmeliyiz. Çünkü çoğu ilişki, sevgi eksikliğinden değil; içeride biriken ve duyulmayan duyguların ağırlığından çöker.

Belki de artık o “her şey tıkırında” maskesini indirip, “Bazı şeyler karışık ama bu bağ benim için hâlâ önemli” diyebilmenin zamanı geldi. Gerçek, sağlam bağ, mükemmel bir vitrinde değil; kırılganlığı karşılıklı açığa vurabilme cüretinde saklıdır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER